Fatih Oto Yazdı: Varoluşçuluk ve Nazizim

FELSEFE / İNCELEME

Fatih Oto Yazdı: Varoluşçuluk ve Nazizim
190 views

Varoluşçuluk Avrupa’daki sanayi devrimleri, halk hareketleriyle uyanış gösteren huzursuz toplum sendromuna karşılık ortaya çıkmaya başlamış sözde felsefi akımdır. Sömürüye, burjuva yönetimlerine karşı gelişen bu hareketler bazı kesimleri rahatsız ediyor kaygıya, endişeye sürüklüyordu. Muhafazakâr şartlanmalar altındaki bazı felsefi kişiler sorunun kaynağını dinî duyuşun yetersizliğinde gördüler. Örneğin Kierkegaard insanın varoluş yönünü Tanrısal bir teleolojiye bağladı ve çıkış yolunu öznelci bir yaklaşımla insanın estetik değerleri terk ederek dinsel etik bir alana geçmesinde gösterdi. Jaspers da Tanrısal, dinî bir ereksellikle varoluşçuluğun temel terimlerini işlemiştir.

Heidegger ise varoluşçuluk kuramını yine diğerlerinde görülen benzer kaygılarla formüle ederek insanı felsefi güzergâhta aşkıncı bir yere oturtmaya çalışır. Varoluşçuluğun genel yaklaşımlarında geleneksel felsefenin, aydınlanmanın, akılcılığın, estetiğin, etiğin, sistematik felsefenin bütün yaklaşımları reddedilir. Uyanan huzursuz toplum sendromundan geleneksel felsefeyi, Marksizmi, hatta kiliseyi de sorumlu tutarlar. Onların toplumu sömürüye ve burjuvaziye karşı uyandırdığını ima ederler. Getirdikleri felsefi anlayış insanı yine insanın öznelliğinde tanımlayan ve onu duyumsal kategorilere indirgeyen bir anlayış sergiler. Heidegger ve Sartre kuramlarında teleolojik Tanrıyı kaldırmış olduklarından tanrıtanımaz varoluşçular olarak adlandırılırlar ama temelde aynı varoluşçu çizgi üzerinde bulunurlar. Aslında her iki varoluşçu grup da nesnesi maddi olmayan bir erekselliğe yönelik olduğundan Sartre’ın da imlediği gibi pek fark eden bir şey olmaz. Varlık ve oluş temelinde kullanılan terimler aynı anlamı içerse de her varoluşçuda farklı isimlendirme alabilmektedir. Genel olarak hepsi varlık ve öz kategorisine yerleşir. Örneğin Heidegger’de var-oluş durumu dasein, Sartre’da oluş olarak bilinç kendi için varlık olmaktadır. Dünya kavramı her ikisi için de aşkındır. Hegel diyalektiğini andırırcasına önce varlığın oluşunu, yönelimini olumsuz bir dünya karşılaşmasıyla kurarlar ama sonra bu andırma kalkar.

Heidegger kuramında fenomenolojinin saflaştırıcı öznel algı tezinden de yararlanmıştır. Anti-komünist, anti-demokrat olarak aldığı tavırda Nazilerin yanında olmuştur. 1933 ve 1945 savaş sonuna kadar NSDAP üyesidir. 1933’te Führer-rektör olarak üniversitenin başına getirilir. Derslerde Nazi selamı verdiği belirtilmektedir. Muhaliflere karşı Nazi hareketini destekleyen eylemlerde rol almıştır. Nazi yanlısı öğrencileri destekleyen ayrımcılıkta bulunur. Hitler üçüncü reich’te bütün iktidarı ele geçirmiş, parlamentoyu kaldırmış, yasa koyucu olarak kendini atamış, paramiliter SA ve SS örgütlerini kurmuştur. Bu örgütler vasıtasıyla muhalifleri fiziken yok etmeye girişir. 1934’teki Uzun Bıçaklar Gecesi böyle bir katliamın başlangıcıdır. Heidegger’in bir dönem swastika rozeti taktığı da görülmüştür. 1945’te bağlı bulunduğu Üniversite, Nazilerden Arındırma Komitesi Heidegger’i yargılar, deliller toplar ve sonuçta üniversiteyle ilişiğini keser.

Heidegger’in üzerinde Nietzsche etkisi de vardır. Nazizm’in felsefi temellerinde biyolojizm (ırkçılık), güç iradesi (Nietzsche) önemlice yer tutar. Varoluşçuluk bilme ve akıl yerine iradeyi koymuştur. Güç istenci Nietzsche’de işlenen bir terimdir. Yargılamadan sonra varoluşçuluk değerini kaybetmeye başlamışsa da Arendt ve Fransa’da Sartre tarafından yeniden canlandırılır. Anlamsızlık, belirsizlik üzerine kurulan bir kuramdır. Bunun böyle olması normal çünkü rasyonalite, bilgi, tecrübe, etik, estetik reddediliyor. Duyusal (psikolojist) öğelerle insan tanımlanmaya çalışılıyor. Tabii bu ampiristlerin duyumculuğundan da faklı bir yaklaşımdır. Varoluşçu hipotezde insan dünyaya atılmış, fırlatılmış olma haliyle hiçlik, kaygı, korku, yabancılaşma gibi duyumsal durumlarla tanımlanır. Hakikat meselesi öznelliğin kendi varoluşuna bağlanmıştır. Anlamsızlık öyle ileri bir noktaya taşınır ki Camus felsefeyi intihar sorununa kadar indirger, absürdleşen bir anlayış ortaya konur. Hiçlik de bu anlayışın temel kavramlarından biridir. Devrim hareketleri, savaş sonrası gelen yıkımlar ve ruh haline dayanarak negatif, olumsuzlayıcı bir dünya tasviri yapılır.

Etik, Nietzsche’nin değerlerin yeniden değerlendirilmesi girişimiyle zaten kaldırılmıştı. Sartre’da pratik ahlak anlayışı olarak özgürlük kavramı getirilmiş, o da hiçliğe bağlanarak, daraltılmış anlamda seçme, isteme edimiyle ölçülendirilmiştir. Varoluşçulukta estetik alan kabul edilmediği için -ayrıca insan doğası olduğu da kabul edilmez- özgürlük büyük bir anlam kaybına uğrayarak akıldan, nesnel alanlardan kopuk seçme, isteme olarak basit bir öznel içerikte kalır. Heidegger’deki sanat anlayışı da estetikten yoksun varoluşçu tezin yinelenmesinden başka bir şey değildir. Savaş sonrası Sartre’la önü yeniden açılan varoluşçuluk kendini bunalım ve yılgınlık sanatında göstermiş, felsefi olarak Marksistler ve muhaliflerce eleştiriye tabi tutulmuştur. Sartre felsefi anlayışındaki tezleri geleneksel felsefeye olduğu kadar Marksist felsefeye de muhalif olarak ileri sürmüştür.

Varoluşçuluk Heidegger’in Nazizm’le olan siyasal bağları bilinmeden anlaşılmayabilir. Bir Volk’un Tarihsel Süreci, hakikat, kader, yazgı, Dasein’ın aşkıncı bir yönelimi, güç istenci gibi birtakım ifadelerin Nazi programının kuramına kaynaklık ettiği bilinmektedir. Varoluşçuluğun Sartre’ın savaş sonrası oluşan yıkılmış ortamın bir yansımasının ürünü olarak değil, Nazizm ve savaş öncesi ortaya çıkmış bir kuram olduğu, Nazizm’e kaynaklık ettiği gözden kaçırılmamalıdır. Nazi işbirlikçisi Heidegger’in bundan muaf tutulamayacağı ortadadır. Hem bugüne hem yarına ders olması bakımından, aydınlanmanın, sınıf bilincinin önüne geçmek isteyen antisemit, ırkçı, aşırı milliyetçi, anti-demokratik, faşist, milyonlarca insanın kanını döken Nasyonal sosyalizmin kuramsal arka planının, yöntemlerinin yeterince anlaşılması gerekir. Hem Nazizm hem varoluşçuluk üzerine ortalıkta çokça yanlış bilgi ve algılar dolaşmaktadır.

Fatih Oto

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

 

 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.