İNCELEME
On sekizinci yüzyıl Aydınlanma hareketiyle sanat ve edebiyatın etkileme gücü, bunun altında yatan nedenler, eserin ve yazarın rolü, alımlayıcının durumu karşısında onun neliğine ilişkin araştırma, felsefenin de bir dalı oldu, olmak zorundaydı. Sanat tarihsel bir süreci kapsayarak kendisine bir gelişim yolu çizmiştir. Baumgarten’la bir doktrin olarak estetik kavramı ortaya çıkmış ve sanat da estetikle beraber ele alınmaya başlamıştı. Aslında estetik denilen kavram ad olarak kullanılmasa da antik dönemden gelen güzel, beğeni, hoşlanma ya da bunların tersi gibi duyumsal ilgilerle yakından bağlantılı olarak felsefenin kapsamındaydı.
Sistem kurucu filozof olarak Kant estetik ve sanat konusuna yakından eğildi ve özellikle sistemine bağlı bir alan olarak inceledi. Kant öznel idealist bir öğretiyle estetik konusundaki yaklaşımlarını beğeni kategorisinde bir yere oturtmaya çalışır. Yani estetik ve sonucunda sanat duyumsal bir alımlamanın kavramlaşmayan ama ilgiye, hoşlanmaya bağlı bir yerinde tanımlanır. Buradan hareketle sanatı formel bir yapı olarak ifade eder, formalizmi kurar. Yani sanat, sanat içindir, anlayışı formüle edilmiş olur. Ancak bu yaklaşım sanatın sosyal, kültürel, kavramsal, anlamsal, tematik bağlarını koparmış, estetiğe dayanan çıplak bir özerkliğe terk edilmiştir. Evet, sanatta bir özerklik vardır ama bu onun sosyal, kültürel, kavramsal bağlardan kopuk olduğu anlamına gelmez. Daha sonra ortaya çıkan birçok sanat, edebiyat teorilerinde, örneğin; Formalistler, Rus Biçimciler, Yapısalcılar, Anglo-Amerikan Yeni Eleştirisi, Semiyotikler temel yaklaşımlarını felsefi kuramlardan alır. Aslında bu akımların birçoğu savaş sonrası yıkımların getirdiği içe dönük, kapalı, akademik bürokrasiye bağlı, soğuk savaş döneminin üretimleridir.
Hegel, Kantçı estetik ve sanat anlayışına karşı çıkmış karşıt bir tezle sentezci anlayışa gitmiştir. Ona göre sanat eserinin maddi formasyonuyla anlamı ve kavramı arasında uyum ve birlik vardır. Örnek olarak antik Yunan heykellerini gösterir. Yunan heykellerini sanat eseri haline getirenin oradaki formasyonla kavramın uyumlu bir bütünlük içerisinde bulunması olduğunu ifade eder. Buna karşın Mısır, Hint, Pers sanatlarında böyle bir uyumun bulunmadığını ileri sürerek onları yetersiz sanat olarak değerlendirir. Oysa çeşitli antik tapınaklar üzerindeki Hint heykel ve figürlerinde izleyebildiğim kadarıyla müthiş bir karnavalesk, grotesk, alay, komedi taşıyan sanatkârane figürler görmek mümkündür. Antik Yunan sanatındaki Tanrı heykellerinde, duvar resimlerinde, edebiyatında da alaycı, komik, eğlenceli, grotesk, biçim bozumlu ifadelere rastlanabilir. Afrika sanatının da modern Batı sanatına, Picasso’ya nasıl etki ettiği bilinir. Aslında Hegel felsefi inceleme konusu olarak estetiği ve homojen bir estetik anlayışını ön plana çıkarmış, sanatı geniş bir inceleme konusu yapmamıştır. Bir taraftan da felsefeyi, sanatı ve dini aynı muhtevada görüp değerlendiren bir bütüncüllüğe gider ki o zaman felsefenin ve sanatın sorgulayıcı, geliştirici rolünü kaldırmış olur. Çünkü din sonuçta bir dogmalar sistemidir, sorgulama, yeni ilave ve geliştirmeler, farklı görüşler kabul etmez. Sanat ve felsefe ise aynı muhtevayı taşımaz. Antik sanatta da dini otoriteye, resmiyete karşı heterojenliğe tanık oluruz.
Tasarım Refleksiyonu kuramımla ilgili kitabımda diyalektiği ve felsefi yaklaşımları ayrıntılı olarak işlemiştim. Hegelci Marksist sanat, edebiyat eleştirisi de aynı yoldan homojen bir sentez kullanarak gider. Stalin dönemi sanatı politik, ideolojik bağlamında mutlaklaştırıcı bir kalıp, sentez içerisine sokar; çokseslilik, çok boyutluluk, eleştirellik, heterojenlik dışlanır, tek boyutta, tek tipleştirici, otoriter, resmi bir anlayışta kalır. Aslında bu yaklaşım diyalektik ilkelerin doğasına da uymaz. Tipleme kavramı üzerinden tek yönlü bir yol çizilerek belirlenmiş bir sentez talep edilir. Hegelci estetik anlayışında görülen sınırlılık ve darlık burada sanatın doğasına aykırı olarak ortaya çıkar.
Lukacs, Goldmann Hegelci Marksist estetik eleştirmenlerdir. Lukacs’ın oradaki anlayışa bazı eleştirileri olsa da tipleme kavramı üzerinden benzer homojen hattı izlerler. Goldmann, Beckett ve Kafka’yı bu homojeniteye bağlı olarak eleştirir. Bahtin ise zıtların birliği diyalektik ilkesinden hareket eder ve homojenleşmeye karşıt yönde yaklaşarak karnavalesk, çok seslilik, diyaloji kuramlarını getirir. Stalin tarafından sürgüne gönderilmiştir. Benzer şekilde bu tarzda bir homojenleştirme Rönesans öncesi Avrupa toplumlarındaki kilise uygulamalarında görülmüştür. Yok sayılan, yasaklanan Rabelais buna eş düşen bir örnek oluşturur. Otoriter sözün karşısına diyalog, resmi kültürün karşısına da karnaval konmaktadır. Peter Zima modern edebiyat teorilerinin felsefi temellerine işaret ederek sanat ve edebiyat teori ve eleştirilerin Kantçı, Hegelci ve Nietzscheci tezlerin birine bağlı olarak çıktığını göstermeye çalışmıştır. Amerikan Yeni Eleştirisi, Yapısalcılık, Rus Biçimciliği, Fenomenoloji, Hermeneutik, Marksizm, Eleştirel Teori, Postmodernizm, Semiyotik, Yapısökücülük gibi metin analizlerine yönelik akımlar işaret edilen felsefi kaynaklardan biriyle bağlantılıdır. Bunların bir kısmı Formalist kurama dayanırken bir kısmı örneğin Formalizmde olduğu gibi sosyal bağları, kültürü, kavramları işin içinden çıkaran Nietzscheci irrasyonaliteye ya da metinsel forma yönelen dil felsefelerine dayanmaktadır.
Epistemoloji ve sanat kuramım olan Tasarım Refleksiyonuyla ilgili kitabımda birçok felsefi öğreti eleştirel olarak ele alınıp oradaki sorunlar gösterilmiş ve bu sorunları aşan bir yaklaşım geliştirilmiştir. Felsefesiz bir sanat, edebiyat teorisinin olamayacağı ortadadır. Ancak maalesef Türkiye’de sanat ve edebiyatın felsefi bağlantıları görmezden gelinerek her ikisi de salt kendine dönük çıplak bir alanmış gibi sürdürülmek eğilimindedir. Oysa her eğilimin, her benimsenen tarzın arkasında felsefi bir teori vardır ki bilinçli ya da bilinçsiz, haberli ya da habersiz olarak işlenen tarzlarla sürdürülür. Ancak tabii ki bu sahada atılan adımlarda bilinçli olmak esastır, belirleyicidir.
Fatih Oto
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.