Yeni Bir Savaş Sistemi Olan Yapay Zeka / Heybet Akdoğan

İnceleme

Yeni Bir Savaş Sistemi Olan Yapay Zeka / Heybet Akdoğan
74 views

Yaşadığımız dünyada varoluş sürecine sürekli anlam katmak isteyen tek varlık biz insanlarız. Anlam arayışımız hayatımızı meşgul eden her alanda yeni şeyler üretmemizi sağlayarak, bizi yeni aşamalara ulaştırıyor. Ancak ürettiğimiz her yeni şey yaşamımıza katkı sunduğu gibi, hayatımızın zamanla sonu da olabiliyor.

Yaşadığımız dünyada varoluş sürecine sürekli anlam katmak isteyen tek varlık biz insanlarız. Anlam arayışımız hayatımızı meşgul eden her alanda yeni şeyler üretmemizi sağlayarak, bizi yeni aşamalara ulaştırıyor. Ancak ürettiğimiz her yeni şey yaşamımıza katkı sunduğu gibi, hayatımızın zamanla sonu da olabiliyor.

Bilime ve teknolojiye nasıl baktığımıza dair aslında bir uyarı niteliğinde olan yeni bilimsel gelişmeler, geleceğe dair olan fikriyatımızda temel belirleyici olarak ağırlığını hissettiriyor.
Kaçınılmaz bir şekilde yüz yılımızın bilimsel gelişmeleri, varoluş sürecimizi yönlendiren teknolojik merhalelerle, yaşama amacımızı belirliyor.

21. yüzyıl itibariyle ivmelenen teknolojik yeniliklerin getirdiği dijital entegrasyonlar, insanlık serüvenimizde bilgi toplumundan, bilgi ötesi topluma geçişimizi olanaklı kılmaya başladı. İnsanlık tarihimizin yeni çağında yaşadığımız bilimsel gelişmeler, interdisipliner yaklaşımla etkileşimlerini artırarak, girilmesini zor sandığımız alanlara girmemizi kolaylaştırıyor. İlgilenilen alanların başında ise, çağımızın sistem kodları arasında yer alan yapay zeka teknolojisi geliyor.

Bilgisayarın icadı ile birlikte temeli atılan yapay zeka çalışmaları, nörobilimin farklı alan ve disiplinlerinden toplanan bilgilerle, tasarımcıların teknik tecrübeleriyle harmanlanarak, yapay zeka teknolojisinin başlangıcını oluşturuyor. Elbette yapay zekanın bilimsel oluşum çalışmaları uzmanlık alanım olmadığı için, yapay zekanın başlangıcı hakkında sadece kısa bir yorum yapabiliyorum.

Konumuz yapay zekanın küresel alanda stratejik, ekonomik ve politik etki alanı olduğu için konuyu bu içerikle sınırlı tutmak en doğrusu diye düşünüyorum.

 

Bilim insanları dijitalleşme alanında yaşanılan teknolojik gelişmelerle birlikte, yapay zekanın, normal insan zekasına göre bilgiyi depolamasının çok daha yüksek olduğunu söylüyorlar. Günümüzün gelişen dijital teknolojisiyle birlikte, yapay zekanın artık hayatımızın her alanında, gün geçtikçe yaygınlaşacağına şahit olacağımız zamanlar çok yakın.

Yaşadığımız küresel dünya düzeninde de yapay zeka; kapitalist-emperyalist ülkelerin meşgul olduğu önemli bir konu. Hatta gün geçtikçe bu konu diğer mevzuları ikinci planda bırakıyor. Kendi başlarına hareket edebilen, konuşabilen, düşünebilen ve bizlerle zihinsel akran olarak iletişime geçebilen insansı robotlar yani yapay zeka aygıtları, kapitalist-emperyalist sisteme müdahale edebilecek özellikleriyle, küresel egemen sınıfın üzerinden yasa çıkaracak kadar ilgi alanında.

Dünyada ‘yapay zeka yasası’na ilişkin ilk taslak metin, Avrupa Parlemontosu tarafından kabul edildi. Bu yasanın 2024 yılından itibaren yürürlüğe girmesi hedefleniyor. Bununla birlikte teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, en yeni uygulamaları ilk olarak kendi devletinde uygulamak isteyen Çin ve ABD, savunma sanayisinde yapay zeka yatırımlarını devamlı artırıyor.

Yapılan yatırımlara baktığımızda, gelecekte Çin ve ABD’nin başını çektiği ülkeler arasında, yapılacak bir savaşın insansız savaş olacağını tahmin etmek zor değil. Savaş teknolojilerine ilişkin analizleri takip ettiğimizde, gelecekte yapılacak savaşların yapay zeka üzerinden gerçekleşeceği şimdiden kesinlik kazanmış durumda. Çin ve ABD dışında; Kanada, Güney Kore, İsrail ve Rusya ülkelerinin, savunma teknolojilerine yapay zeka entegre etme çalışmaları her geçen gün hız kazanıyor.

Hatırlarsanız, 2021 yılında İngiliz Ordusu, Estonya’daki Cabrit Operasyonu’nun bir parçası olan Bahar Fırtınası Tatbikatı esnasında ilk defa yapay zeka kullanmıştı. Aslında uzun bir süredir bu yöndeki çalışmalar muharebe ekosisteminde önemli bir paya sahip.

İngiltere Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetleri, düşman davranışlarını önceden tahmin etmede, keşif yapmada ve savaş alanında gerçek zamanlı istihbarat aktarmada yapay zekayı daha çok kullanacağını söylüyor. Bir zamanlar nasıl ki, sanayi devrimiyle birlikte topların, tüfeklerin yerini ağır silahlar aldıysa, günümüz dijital çağında da, ağır silahların yerini yapay zekalı savaş teknolojileri dolduracak. Ve yine nasıl ki, soğuk savaş döneminin en korkunç silahı nükleer idiyse, geleceğin korkunç silahları yapay zeka ile donatılmış yeni silahlar olacak.

Dünya çapında sürekli dile getirilen ‘mekanik askerler çağına’ giriyoruz söylemi boşuna tekrarlanmıyor. Yapay zeka ile geliştirilen savaş teknolojisiyle, düşman bölgesindeki en ufak bir titreşim algılanabilecek ve robot askerler savaşmak için devrede olacak.

Yazdıklarım ilk bakışta bir hayal ürünü gibi algılanabilir. Ama bunlar bir zamanların bilim kurgu filmlerine dahi konu olmuş ve yarınlarımızda gerçekleşmesi için çalışmaların yapıldığı hamleler.

ABD İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı, ülkenin gelecekteki operasyonları için ve olası anlık afetleri için yapay zeka geliştirdiğini şimdiden açıkladı. Çin’in ise, henüz test aşamasında olan hava aracı gücü “Sky Hawk” tamamlandığında Çin, hava sahasını yapay zekaya teslim edecek. 2000’li yıllarda ilerlerken, dijitalleşmenin zirvesi olan bir geleceğe doğru yol alıyoruz.

Teknolojideki otomasyon dönemi her geçen gün yeni gelişmelerle hız kazanıyor. Modern endüstri sanayisinin ve modern savunma sanayisinin en gelişmiş buluşu olan yapay zeka, birçok şeyi robotik sistemlerle çalıştırıyor. Özellikle küresel güçlerin emperyalist paylaşım savaşında en çok kullanılacak yapay zekayla çalışan savunma sanayisi, savaşlarda hızlı müdahele imkanı sunarken, karar destek sistemlerinde sağladığı katkıyla risk ve hedef tespitlerinde oldukça önemli avantajlar sunuyor.

Geleceğin küresel egemen güçlerinin yapay zekaya tüm olanaklarıyla yatırım yapmalarının nedeni bu yüzden. İnsanlık serüvenimizde yapay zeka, gelecek açısından uzun tarihsel sürecimizin önemli bir bölümünü kapsayacak.

İster egemen sınıf olsun, ister ezilen sınıf olsun, geleceğe yönelik yapılan hamlelerin neticelerini herkes aynı derecede olmasa da, netice olarak aynı şekilde yaşayacak. Ve bizler geleceğe doğru yol alırken, varoluşumuzu yine anlam arayışıyla korumaya çalışacağız. Fakat insan olarak varlığımıza anlam katma arayışımız, yaptığımız iyi şeylerle var oluş sürecimizi yüceltirken, iyi yaptığımızı sandığımız bazı şeylerle ise varlığımız, yok olabilecek gelişmelerle karşı karşıya kalacak.

Heybet AKDOĞAN

 

Bilime ve teknolojiye nasıl baktığımıza dair aslında bir uyarı niteliğinde olan yeni bilimsel gelişmeler, geleceğe dair olan fikriyatımızda temel belirleyici olarak ağırlığını hissettiriyor.
Kaçınılmaz bir şekilde yüz yılımızın bilimsel gelişmeleri, varoluş sürecimizi yönlendiren teknolojik merhalelerle, yaşama amacımızı belirliyor.

21. yüzyıl itibariyle ivmelenen teknolojik yeniliklerin getirdiği dijital entegrasyonlar, insanlık serüvenimizde bilgi toplumundan, bilgi ötesi topluma geçişimizi olanaklı kılmaya başladı. İnsanlık tarihimizin yeni çağında yaşadığımız bilimsel gelişmeler, interdisipliner yaklaşımla etkileşimlerini artırarak, girilmesini zor sandığımız alanlara girmemizi kolaylaştırıyor. İlgilenilen alanların başında ise, çağımızın sistem kodları arasında yer alan yapay zeka teknolojisi geliyor.

Bilgisayarın icadı ile birlikte temeli atılan yapay zeka çalışmaları, nörobilimin farklı alan ve disiplinlerinden toplanan bilgilerle, tasarımcıların teknik tecrübeleriyle harmanlanarak, yapay zeka teknolojisinin başlangıcını oluşturuyor. Elbette yapay zekanın bilimsel oluşum çalışmaları uzmanlık alanım olmadığı için, yapay zekanın başlangıcı hakkında sadece kısa bir yorum yapabiliyorum.

Konumuz yapay zekanın küresel alanda stratejik, ekonomik ve politik etki alanı olduğu için konuyu bu içerikle sınırlı tutmak en doğrusu diye düşünüyorum.

Bilim insanları dijitalleşme alanında yaşanılan teknolojik gelişmelerle birlikte, yapay zekanın, normal insan zekasına göre bilgiyi depolamasının çok daha yüksek olduğunu söylüyorlar. Günümüzün gelişen dijital teknolojisiyle birlikte, yapay zekanın artık hayatımızın her alanında, gün geçtikçe yaygınlaşacağına şahit olacağımız zamanlar çok yakın.

Yaşadığımız küresel dünya düzeninde de yapay zeka; kapitalist-emperyalist ülkelerin meşgul olduğu önemli bir konu. Hatta gün geçtikçe bu konu diğer mevzuları ikinci planda bırakıyor. Kendi başlarına hareket edebilen, konuşabilen, düşünebilen ve bizlerle zihinsel akran olarak iletişime geçebilen insansı robotlar yani yapay zeka aygıtları, kapitalist-emperyalist sisteme müdahale edebilecek özellikleriyle, küresel egemen sınıfın üzerinden yasa çıkaracak kadar ilgi alanında.

Dünyada ‘yapay zeka yasası’na ilişkin ilk taslak metin, Avrupa Parlemontosu tarafından kabul edildi. Bu yasanın 2024 yılından itibaren yürürlüğe girmesi hedefleniyor. Bununla birlikte teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, en yeni uygulamaları ilk olarak kendi devletinde uygulamak isteyen Çin ve ABD, savunma sanayisinde yapay zeka yatırımlarını devamlı artırıyor.

Yapılan yatırımlara baktığımızda, gelecekte Çin ve ABD’nin başını çektiği ülkeler arasında, yapılacak bir savaşın insansız savaş olacağını tahmin etmek zor değil. Savaş teknolojilerine ilişkin analizleri takip ettiğimizde, gelecekte yapılacak savaşların yapay zeka üzerinden gerçekleşeceği şimdiden kesinlik kazanmış durumda. Çin ve ABD dışında; Kanada, Güney Kore, İsrail ve Rusya ülkelerinin, savunma teknolojilerine yapay zeka entegre etme çalışmaları her geçen gün hız kazanıyor.

Hatırlarsanız, 2021 yılında İngiliz Ordusu, Estonya’daki Cabrit Operasyonu’nun bir parçası olan Bahar Fırtınası Tatbikatı esnasında ilk defa yapay zeka kullanmıştı. Aslında uzun bir süredir bu yöndeki çalışmalar muharebe ekosisteminde önemli bir paya sahip.

İngiltere Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetleri, düşman davranışlarını önceden tahmin etmede, keşif yapmada ve savaş alanında gerçek zamanlı istihbarat aktarmada yapay zekayı daha çok kullanacağını söylüyor. Bir zamanlar nasıl ki, sanayi devrimiyle birlikte topların, tüfeklerin yerini ağır silahlar aldıysa, günümüz dijital çağında da, ağır silahların yerini yapay zekalı savaş teknolojileri dolduracak. Ve yine nasıl ki, soğuk savaş döneminin en korkunç silahı nükleer idiyse, geleceğin korkunç silahları yapay zeka ile donatılmış yeni silahlar olacak.

Dünya çapında sürekli dile getirilen ‘mekanik askerler çağına’ giriyoruz söylemi boşuna tekrarlanmıyor. Yapay zeka ile geliştirilen savaş teknolojisiyle, düşman bölgesindeki en ufak bir titreşim algılanabilecek ve robot askerler savaşmak için devrede olacak.

Yazdıklarım ilk bakışta bir hayal ürünü gibi algılanabilir. Ama bunlar bir zamanların bilim kurgu filmlerine dahi konu olmuş ve yarınlarımızda gerçekleşmesi için çalışmaların yapıldığı hamleler.

ABD İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı, ülkenin gelecekteki operasyonları için ve olası anlık afetleri için yapay zeka geliştirdiğini şimdiden açıkladı. Çin’in ise, henüz test aşamasında olan hava aracı gücü “Sky Hawk” tamamlandığında Çin, hava sahasını yapay zekaya teslim edecek. 2000’li yıllarda ilerlerken, dijitalleşmenin zirvesi olan bir geleceğe doğru yol alıyoruz.

Teknolojideki otomasyon dönemi her geçen gün yeni gelişmelerle hız kazanıyor. Modern endüstri sanayisinin ve modern savunma sanayisinin en gelişmiş buluşu olan yapay zeka, birçok şeyi robotik sistemlerle çalıştırıyor. Özellikle küresel güçlerin emperyalist paylaşım savaşında en çok kullanılacak yapay zekayla çalışan savunma sanayisi, savaşlarda hızlı müdahele imkanı sunarken, karar destek sistemlerinde sağladığı katkıyla risk ve hedef tespitlerinde oldukça önemli avantajlar sunuyor.

Geleceğin küresel egemen güçlerinin yapay zekaya tüm olanaklarıyla yatırım yapmalarının nedeni bu yüzden. İnsanlık serüvenimizde yapay zeka, gelecek açısından uzun tarihsel sürecimizin önemli bir bölümünü kapsayacak.

İster egemen sınıf olsun, ister ezilen sınıf olsun, geleceğe yönelik yapılan hamlelerin neticelerini herkes aynı derecede olmasa da, netice olarak aynı şekilde yaşayacak. Ve bizler geleceğe doğru yol alırken, varoluşumuzu yine anlam arayışıyla korumaya çalışacağız. Fakat insan olarak varlığımıza anlam katma arayışımız, yaptığımız iyi şeylerle var oluş sürecimizi yüceltirken, iyi yaptığımızı sandığımız bazı şeylerle ise varlığımız, yok olabilecek gelişmelerle karşı karşıya kalacak.

Heybet Akdoğan 

 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.