Yakup Yaşar yazdı: Yoksunluğun Şairi

ANLATI

Yakup Yaşar yazdı: Yoksunluğun Şairi
Yayınlanma: Güncelleme: 508 views

Bir çakmak sesi duyuluyor sessizliğin bağrında. Bir sigara, sızısı hiç dinmeyen bir yoksunluğa yakılıyor.

Hayalindeki sevgilinin dilinden kendi eliyle kendine mektup yazan şair Cahit Sıtkı Tarancı…

Sevgiliden sevgiliye gidip gelen mektuplar trafiği ve düşüne düşen sevgiliye gerçekte hasret biçimde ömür çürüten adamın şair olmak zorunda kalışı… İhtimal ki o yoksunluk ona bunu dayattı.

Hayat da böyle değil mi? Ya ölmeyi ya da yazar olmayı dayatır bazen. Ölümü seçen kurtulur; yazarlığı seçen ise yaşar; ıstırapla yaşar ama…

Gerçekte elde edilemeyene duyulan aşkın şairi midir o; yoksa bir düşün gerçekten duyumsattığı aşkın gerçek sahibi mi?

Belki de bir mektup yazdı ve hiç postalamadı. O mektup ceketinin cebinde… Öldü gitti.

O gitti; ama yazdıkları kaldı. Kime yazdığını yazdığı kişinin dahi bilmediği sözcüklerde kendi aşkını aradı insanlar.

Bir adamı şaire dönüştüren aşkın muhatabı kadının edebiyat dünyasına armağan ettiği şairin kimileri tarafından delilikle yaftalanan mektup gönderimleri bir mektuptan yoksun kaldı. Kendinden kendine yazmamıştı çünkü.

Bir ceket asılıydı askılıkta. Kendisinin bile haberinin olmadığı aşkın sahibine yazılı sözler vardı bir kâğıtta ve o kâğıt ceketin cebinde katlı kaldı. Kimsenin haberi olmadı. O kadının da…

Yazmama vesile olan güzel duyguları ve o duyguların kaynaklarını seviyorum. Seni de seviyorum. Gerçekte, gerçeğin izin vermediği şeyler karşısında elbette bir karşılığı yok bunun ve muhtemelen olmayacak da!

Kaderin cilvesi denen şey her ne ise belki de o budur. Kader cilveleşiyordur bizimle.

Zaman, mekân ve gerçeklerin dayattığı hayatın kurbanlarıyız hepimiz. Zamanı geriye almak, mekânı değiştirmek veya gerçeklerden uzaklaşmak ne kadar mümkünse bütün bunlara kurban olmaktan kurtulmak da o kadar mümkün.

Yani değil… Bütün bu değillerin içinde güzel olanı, en azından kendi içerisinde ve hayal dünyasında sahiplenmek mümkün.

İhtimal ki öyle olması yazarlığımı beslediği için bana lezzetli geliyor bu. Çünkü her yazar bir kurguyu yazar; ama gerçek duygulardan beslenir. O duyguyu anlatabilmek için o duyguyu gerçekten duyumsamak gerek. Adı her ne ise o duygunun bendeki yansıması iyi metinler yazmak… Bu da güzel bence. Kimse için değilse bile benim için güzel.

Zamanın her diliminde mekânın her değişik yerinde kalpteki o duygunun tadında yaşamak yaşamı da güzel değil mi? Her şeyden tat almayı sağlayacak bu duygu hiç bitmesin…

Bir insanın kalbinde bir yer sahibi olmanın duygusu bambaşka çünkü. Hiçbir çabanın ya da elle tutulur hiçbir etmenin sağlayamayacağı bir makam değil mi bu?

Yazarlık yapma hayalimi besleyen lezzetli duygulardan birine ev sahipliği yapan kalbin sahibine çok teşekkür ederim.

Edebiyat dünyasına bir şair kazandıran kadın, şairin öpmeyi hayal ettiği; ama hiç öpemeden göçüp gittiği dudaklarının arasında narince tutarken bir dal sigarayı… Dumanlar yüreği yanan bir şairin kor olan aşkının anısına havalanıyordu sanki.

İnsanlar nihayetinde kendi kendine mektuplar yazıp postalayan bir şairin bir kadına yazdığı mektuptan habersiz eritiyorlardı zamanı.

O kadın o mektuptan bihaber yudumlarken sigarasını… Küçük bir kıvılcımdan alev alan aşkın bir kalpte nelere mal olduğuna da umarsızdı sanki.

Bir sigaraya duyulan sadakatten yoksun bir adam şair olmuştu… Ve herkesin ardına sigaralar yaktığı aşkların şiirlerine yüreğini koymuştu… Fakat kimse o yürekte o kadını göremedi. O kadının kendisi bile…

Yakup Yaşar

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.