Kalem / Yakup Yaşar

ANLATI

Kalem / Yakup Yaşar
Yayınlanma: Güncelleme: 443 views

Bir el boğazımda sürekli boğuyor sanki beni… O elden kurtulamıyorum…

Yazmamı mı istemiyor, yazarlığıma hasetle mi yaklaşıyor, ölmemi mi istiyor anlamadım. Daha doğrusu anlamlandıramadım. Bir süredir bir anlam yüklemeye uğraşıyorum. Yapamıyorum. Olmuyor. Bütün anlamlar havada asılı kalıyor.

Esasen kendime de kızıyorum. Zira anlamsız ihtirasına yenik düşmüş zavallının ve onun ekmeğine yağ sürme kolaycılığına düşen zavallıların içi boş saldırılarının herhangi bir anlamı yok. Anlamsız biçimde kalemimi kırma gayretlerine bir anlam yükleme girişimlerim hep bir boşlukta son buluyor.
İnsanlık tarihi boyunca iyi olanın peşine düşmüş ve adına iyilik denen ne varsa hepsinin yararına kalem oynatmış bütün yazarların bedel ödemek durumunda kaldığı gerçeği vicdanımda derin bir huzur esintisine vesile oluyor elbette; ama kötüyü temsil edenlerin neslinin tükenmemesi beni derinden üzüyor. Tarih tekerrür ediyor sürekli…

İnsanlar yaşıyor; ölüyor; bedenler- suretler değişiyor; ama kötülük hiç değişmiyor. Garip bir sürerlik kazanmış halde her devirde karşımıza çıkıyor bu iyi niyetten yoksunluk. Kötülüğün mirası istikrarlı bir şekilde nesilden nesle aktarılıyor. Bu kötülüğü yenmek çok güç…

Yıllar önce bana zulmeden bir makam sahibine karşı hukuki haklarımı kullanarak mücadele ettiğimde beni odasına çağırmış ve “Yel değirmenleriyle savaşıyorsun delikanlı. İnsan yenemediği savaşa girer mi?” diye söylenip pişkin pişkin sırıtmıştı.

Adı eğer savaşsa ben bu savaşa yenmek için değil haklı olduğuma inandığım için giriyorum. Çocukluğumun geçtiği evimizde duvarda bir çerçeve içerisinde asılı bir söz vardı: “Haksızlık karşısında boyun eğmeyin; yoksa hakkınızla beraber şerefinizi, onurunuzu da kaybedersiniz.” (Hz. Ali).

Hz. Ali’ye atfedilen bu söz sürekli gözümün önünde büyüdüm ben. Haksızlığın olduğu yerde kötüyü yenmek için değil şerefimi, onurumu kaybetmemek için mücadele ettim… Ediyorum… Elimde olanın benden alınmaması için… İnsan olmanın gereği olan özelliklerimi kaybetmemek için… İnsan kalabilmek için…

İnsanlığını rafa kaldırmış nefsinin aldığı hazzı önceleyenlerin gücünün ağırlığı altında eziliyorum. Bir el boğuyor beni. Sürekli hem de! Hakemin de o ele hizmet ettiği bir satrançta hamlesiz bırakılmaya çalışılıyorum. Buna rağmen bana insan olmamın ve insan kalmamın emrini veren Allah’a sığınarak bir hamle yapmaya uğraşıyorum; fakat oyunun bütün kurallarını rafa kaldırmayı kendine hak görenler bir piyonu vezire dönüştürmeye, atla L çizecekken başka harfler çizmeye yeltenebiliyorlar. Böyle bir oyunu kazanmam mümkün değil. Biliyorum.

Tabii yenilsem de nasıl bir oyunda yenildiğimin bilincinde ve vicdani rahatlığında mücadelemi sürdüreceğim ve o oyun masasında ne olursa olsun şerefimi ve onurumu kaybetmeyeceğim.

Ben bu hayatta her ebeveyn gibi çocuklarım için yaşıyorum. İki oğluma onurlu bir geçmişi miras bırakmak için canımı dişime takarak savaş veriyorum. Çocuklarım büyüdüklerinde belki benim için kuralı olmayan ya da kuralı çiğnenmiş satrançta yenildi diyecekler; ama şerefi, onuru olmayan bir babanın oğluyuz demeyecekler. Bu mirasla alınları açık başları dik yaşayacaklar.

Ve ben satrancı kuralsız oynayanları, bütün satın aldıkları hakem ve seyircileriyle beraber adili mutlak Allah’ın mahkemesine havale edeceğim. O mahkemede kesin kazanacak olmanın huzuru içimde yazmaya, iyiliği temsil eden her değer için kalemimi kullanmaya devam edeceğim. O kalem hiç kırılmayacak… Kıramayacaklar… Onlar belki hileyle vezirimi aldılar elimden; ama ben onları kalemle yeneceğim…

Yakup Yaşar

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.