Melek Koç yazdı: Duvar Yazısı

ANLATI

Melek Koç yazdı: Duvar Yazısı
Yayınlanma: Güncelleme: 993 views

Canınız yandığında bir duvar dibine oturur ağlarsınız. Bir duvarın köşesinde buluşursunuz ilk aşkınızla. Bir duvarın ardına gizlenirsiniz saklanmak için. Duvarlar ayırır sizi  sevenlerinizden. İnsanlar duvarların dibinde kurşuna dizilirler, duvarların arasında  asılırlar,gün doğmadan. Ve işkence görürler duvarların arasında, seslerini asla duyamazsınız…

“60’lı yıllarda duvarlarda çiçekler açardı
70’lerde çığlık çığlığa sloganlar
80’ler sessizlik çağıydı duvarların
90’larda reklam panolarıyla süslendiler
Şimdi 2000’ler…
Üzerinde kara çarşaf, kara düşünceler!”

Duvarların önündeysen özgürsün. Ardında kalırsan tutsak. Üzerine çıkarsan dikkatli  olmalısın, en tehlikeli yeri burasıdır. Düşmemek için seni düşürmeye çalışırlar. Sıkı basacaksın. Üzeri dardır, herkesi üzerine çıkarmaz duvar. Ama herkesin bir duvarı vardır yine de. Bazen sığınır, bazen de soyutlanırız sevdiklerimizden.

Attila İlhan’ın duvarları, çok genç yaşta tanıştığı hapishane duvarlarıdır:
“Hiç güneş yüzü görmemiş ,üzeri benek benek tahta kurusu” dur.
Şiir başlığının kenarında küçük bir not: “2. Dünya Savaşı içinde kahredilen bütün dünya  duvarları için.” Acı ve ölüm anlatılır bu “Duvar”larda. Dışarıdakilerin bilmediği acıları yaşayan, gördüklerine, duyduklarına sessizce katlanan duvarlar.

“Ben demirbaşım, sığır siniriyle dayak yedim.
Biz de duvarız dinleyen, duyan, düşünen duvarlar
Bizim kucağımız terk edilmiş bir yatak gibi kirli ,soğuk
Ve bizim kucağımızda kasırgalı insanlar.”

Ülkelerin birbirleriyle savaşması belki anlaşılabilir ama bir ülkenin kendi insanlarıyla  savaşması nasıl izah edilebilir? Aynı toprağı paylaşan, kimliğinde TC yazılı farklı kültürlerin ölümüne çatışması… Araya örülen kin ve nefret duvarını yıkmanın bir yolu olmalı…

Attila İlhan’ın şiirinde anlattıkları Yılmaz Güney’de film olur, kazınır belleklere. Güney, son filmi “Duvar” da yaşamında önemli bir yer tutan hapishanelerin içinde yaşanan trajedileri beyaz perdeye aktarır. “Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum” dediği yapıtta, hapishane duvarları arasındaki çocukların yaşantısını acıtan bir gerçeklikle işler. Aslında Yılmaz Güney’in diğer filmlerinin de ortak konusu olan hapishane gerçeği, duvarların gerisindeki insanların dünyasından 1980’li yılların Türkiye’sine bir bakıştır.

Faruk Nafiz’in Han Duvarları’ında Anadolu insanının acıklı öyküsüdür anlatılan.
Konakladığı hanlardan bugüne yıkık dökük tek duvar bile kalmasa da Maraş’lı Şeyhoğlu’nun dramı hep akıllardadır. Üçüncü sınıf otel odalarından, bekar odalarının duvarlarına, nice “Satılmış”ların benzer öykülerine rastlamıyor muyuz?

Tezer Özlü, “Yaşamın Ucuna Yolculuk”ta kendi duvarlarından söz eder, aklın sınırlarını zorlarken. “Akıldan öte giden, akıldan daha derinlere varan bir boyut” aradığında karşısına dikilen duvarları. “Duvarlar gerisinde en çok kendimiz olmuyor muyuz? En çok duvarlar arasında direnmiyor, en çok duvarlar arasında duymuyor muyuz? Duvarlar arasında bu doyumsuz yaşamdan soluklar alarak ve alamayarak ayrılmayacak mıyız? (…) Her duvar dar, her duvar kapalı. Her duvar insan üzerinde bir baskı. Bu kentin her yerine daha önceki duvarımla birlikte gidiyorum.”

Şimdilerde insanoğlu etrafına sanal bir duvar örmekle meşgul. Gerçek dünyadan kopup, sanal gerçekliğin içine bırakıveriyor kendini. Öyle ki artık aşklarımızı bile sanal yaşar olduk! İnternette aşık oluyor, tensel tatmini sanal sekste arıyoruz.Bu belki de bir tür sistemin duvarlarından kaçış… Gereksiz bürokrasiden, anlamsız baskılardan, öteki insanlardan kaçış. Ama kaçarken sığındığımız duvarların yavaş yavaş insan olma özelliğimizi elimizden aldığını fark edemiyoruz. Sanal duvarlar arasında gittikçe makineleşiyoruz. Bakışlarımız, ellerimiz, yüreğimiz soğuyor. Gülmesini, konuşmasını unutuyor, İnsan denilen canlıyı el birliğiyle öldürüyoruz.

Kulağımda yıllar öncesine ait tanıdık bir ses: Pink Floyd. Duvarlardan söz ederken grubun “The Wall” adlı albümünü nasıl anımsamam… 1965 sonrası psychedelic rock’ın efsane ismi Roger Waters, Pink’in etrafındaki tüm duvarları yıkarken, ben bir tuğla daha koyuyorum kendi duvarımın üzerine.
Daha fazla incinmemek, daha fazla incitilmemek için…

Melek Koç 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

YORUMLAR (2)

  1. Uzun zaman önce bir arkadasim anlatmisti.
    94 yasinda olmasina ragmen gunde 2-3 paket sigara icen bir akrabasi varmis. Nefes darligi nedeninden doktora göturmusler. Doktora, ileri yasina ragmen cok sigara ictigini anlatip, butun israrlarina ragmen bu kötu aliskanligindan vazgeciremediklerini anlatmislar.
    Doktor rutin muayenesini yaptiktan sonra “sigara icmeyi birakmasi konusunda israrci olmayin, yoksa hastayi kaybedersini” demis ve söyle aciklamis;
    “Canlilardaki en kuvvetli icgudu yasama icgusudur. Bu nedenle her canli icinde bulundugu ortama icgudusel olarak ayak uydur, adepte olur. Ortama uygun olan biyolojik, psikolojik degisimler gecirir.
    Artik icinde bulundugu yasam alani onun icin normallesmistir. Ortamin disina cikarildiginda yasamasi zorlasir. Yeni ortama uyum saglamasi kolay olmaz. Belkide hic uyum saglayamaz ve kisa zamanda ölur.”
    Bu alanda bilgi sahibi olmadigim icin aciklamanin dogrulugu hakkinda bir sey söylemem
    .Ben arkadasimin yalancisiyim.

    Bir canli o
    Ana rahmine dustugumuz andan itibaren yasam alanimiz sinirlandirilmistir. Istesekde o alanin disina cikamayiz. Rahimdeki guvenli yasam alanindan cikmanin tek yolu anne adayinin dusuk yapmasi veya erken dogumdur. Birincisi kesin ölum, ikinci ihtimal sonu belli olmayan bir yasam savasi gerektirir.
    Yasamin her evresi sinirlarla cevrilidir. Sinirlarin disi mayinli arazidir. Sinirlar icinde kalmak guvenlidir. Yasamak istiyorsan sinirlarini zorlama denir.
    Ve adina ögrenilmis caresizlik yada ne derseniz deyin duvarlar arasina sikisip kaliriz.
    Su kisacik ömrumuzu, kendi ördugumuz duvarlar arasinda korkak,urkek,caresiz,bir varlik olarak tuketmeye mahkum ederiz.

  2. Bu güzel yorum için çok teşekkürler Ahmet bey. En güzeli hiç itiraz etmeden kendi duvarlarımız arasında mutlu mesut yaşamak galiba…

YORUM YAZ

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.