Mustafa Fırat Yazdı: Cemal Süreya Şiirinde İkinci Yeni Motifleri…

Cemal Süreya, 1953’te edebiyata ‘Şarkısı-Beyaz’ adlı ilk şiirinin Mülkiye dergisinde yayımlanmasıyla giriş yapmış, daha sonra XX. Asır, Yeditepe, Kaynak, Yenilik, Pazar Postası dergilerinde şiir ve yazılarını yayımlamış; özellikle Pazar Postası’nda..

Mustafa Fırat Yazdı: Cemal Süreya Şiirinde İkinci Yeni Motifleri…
158 views

Cemal Süreya, 1953’te edebiyata ‘Şarkısı-Beyaz’ adlı ilk şiirinin Mülkiye dergisinde yayımlanmasıyla giriş yapmış, daha sonra XX. Asır, Yeditepe, Kaynak, Yenilik, Pazar Postası dergilerinde şiir ve yazılarını yayımlamış; özellikle Pazar Postası’nda yayımlamış olduğu şiir ve yazılarıyla edebiyat dünyasında adını duyurmuş İkinci Yeni şiirinin lokomotif ismidir.

İlk şiirlerinde aruzu deneyen daha sonra serbest şiire yönelen Cemal Süreya, ilk şiir kitabı ‘Üvercinka’ (1958) ile yakaladığı sağlam şiir temelini ömrünün sonuna kadar korumayı başarmış; modern Türk şiirin en önemli şairlerinden bir olmuştur.

Onun şairliğinin başarısı, kuramcılığından gelmekle birlikte, tarihsel ve siyasal olaylara, resme, müziğe, sinemaya vb. yaptığı göndermelerle son derece zengin renkli bir şiir evrenine sahip olmasından da gelir.

Şiirlerde anlatıma dayalı tarzdan, öyküden kaçınan, çarpıcı, yoğun, canlı ve özgün imgeler kullanan, mizaha ve ironiye ileri derecede yer veren Cemal Süreya, İkinci Yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir.

Onun şiirlerinde dikkatlerden kaçmayan öğeler arasında tematik olma öğesi, yalnızlık ve umutsuzluğa adeta bir reçete gibi yazılmış olan erotizm çok mühimdir. Fakat şunu da söylemek gerekir; o erotizmi şiirlerinde yedirirken toplumsal değerlere de uzak düşmemiştir. Bu yüzdendir ki onun şiirleri geniş bir kitle tarafından, dünya düşüncesi bambaşka olan şairler ve okurlar tarafından kabul görmüştür.

Cemal Süreya, İkinci Yeni hareketine; o dairenin içine katılmakla birlikte “Folklor Şiire Düşman” yazısının içindeki yazısının da ilk cümlesini oluşturan sonradan bir bayrak gibi dalgalanan ‘çağdaş şiir geldi kelimeye dayandı.’ sözü ile o dönemlerde İkinci Yeni’yi benimsemiş, onun sözcülüğüne soyunmaya hazırlanan ‘Perçemli Sokak’ ile Oktay Rıfat’a da bir gönderme, göndermenin de ötesinde ağır bir eleştiri gibi okunmalıdır. Okunabilir. Muzaffer Erdost ve İlhan Berk’in “yeni şiirin”, “bir şey söylemeyen” bir şiir olduğun görüşünden sıyrılır ve katılmayarak tavrını gösterir. Anlamın bir şekilde şiirde önemli olduğunu söylemesi onu diğer İkinci Yeni şairlerinden ayırır.

O, şiirimizin Pessoa’sı gibidir. Süreya, on üç takma ad kullanarak yine farkını göstermiştir.

Şiirini, günlük konuşma dilinin şairin zihninde özgün bir sese dönüşmesi olarak da düşünebiliriz. Birçok şiirinin iskeletini günlük konuşma diline ait söyleyişler ve deyimler oluştururken günlük konuşma dilini hamasi bir şekilde değil dizenin içinde anlamın bütünlüğünü sağlayacak şekilde orijinal imgelere dönüştürmüştür.

Ayrıca şunu da söylemek lazım gelir. Onun çok bilindik bir eseri olan “Folklor Şiire Düşman” da her ne kadar o dönem folklorun şiirin entellektüel ağırlığını taşıyamayacağını söylese de gelenek’ten yararlanması onu az önce de söylediğim gibi İkinci Yeni şairlerinden ayıran en önemli şairi de yapmıştır.

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında birçok şair ve akademisyen tarafından dillendirilen ortak husus ise Garip ve İkinci Yeni şiirlerinin, şiirimizin uzun yolculuğunda önemli bir mesafe kat etmiş olmalarıdır. Garip şiiri uzun bir mesafe aldıysa İkinci Yeni ondan da uzun yolu arkasında bırakmıştır. Ve bu bir kazanımdır.

Her ortaya çıkan ‘yeni’ gibi ‘eski’ olan reddedilir. Ağır eleştirilir. Hatta bir adım daha ileri giderek söylersek ‘yok sayılır’. Bu iki şiir de çıkış noktaları bakımından kendilerinden öncekilere tepki olarak çıkış yapmıştır. Dolayısıyla İkinci Yeniciler her ne kadar Garip’in ortaya koyduklarını ‘basitlik, sıradanlık, küçük insanın gündelik kaygılarını’ acımasızca eleştirmişlerse de ortak noktalarının şiir tarihimizin kazanımları açısından şiir tarihimize koyduklarıdır. Büyük bir kazanım olarak da düşünülebilir.

İkinci Yeni şairlerinin hemen hemen hepsinde dilin işlevi açısından bakıldığında bir iletişim aracı olarak değil estetik bir nesne vücuda getirmenin bir malzemesi olarak görülür… Bunun içindir ki dil çok önemlidir bu şairler için. Özellikle Cemal Süreya için. Bu noktada M.H Doğan’ın, İkinci Yeni Antolojisi’nde Üvercinka şairinin söylediklerini raptiyelemesi dikkat çekicidir. “Genç kuşakla yeni bir anlatım dönemine girdik. Yeni şairler şiirin araçlarını yalnız kullanmıyorlar, o araçlarla oynuyorlar da.”

Her ne kadar da Cemal Süreya “Şapkam Dolu Çiçekle” adlı kitabında bir tevazu olarak “İkinci Yeni için yapılan tanımlamalar için hem biraz erken, hem de çoğu doğru olmayan öğelere göre yapılmıştır” dese de o belki de birçok şeylerin farkında olarak yolunun haritasını çizmiştir bile.

İkinci Yeni şairleri genelde; ama özelde Cemal Süreya’nın karakteristik unsurları olarak da algılayabileceğimiz bir nevi “motifler”i arasında şunları söylemek mümkün. Sözcüklerin, şiirde yer alırken halleri içinde sözdizimsel sapmalar, alışılmamış bağdaştırmalar, mantığa aykırı ifadeler şekliyle yer almıştır. Dil, alışılmış daha önceden – Garip şiirinde olduğu gibi alışılmış konuşma ve yazı dilinin özelliklerinden uzaklaşmıştır. Evet yalın, rahat ve anlaşılır olmak yerine anlamca kapalı, soyut bir anlatımın hakim olduğu bir söyleyişin benimsenmiş olması tesadüf değildir. Dilin bu noktada ifade tarzını zorlayarak o güne kadar duyulmayan tamlamalar, sözcük grupları ve anlamlarını yalnızca kendilerinin bildiği yeni sözcükler kullanılmıştır. Bütün bunları birer motif olarak da özümseyebiliriz.

Cemal Süreya bütün bu söylediğim özellikler içerisinde dil konusunda temkinli olmayı elden bırakmamıştır. Özellikle 1967 yılında kaleme almış olduğu “Konuşma Dili ve Şiir” yazısında Valery’nin “şiir dil içinde bir dildir” ifadesinin yanında birçok değerli bulduğu şair ve düşünürlerin söylemlerini de birlikte düşünür ve sözü öyle yorar.

İkinci Yeni şairleri dayandıkları temalar üzerinden en çok sözü yorar. En çok işledikleri temalar arasında “şiir için şiir” anlayışından hareketle boşluk duygusu, yalnızlık, sıkıntı, yabancılık, inanılmaz derecede içe kapanıklık, bunalım, bezginlik, şüphe, tiksinme ön plana çıkmıştır. Hatta Cemal Süreya’nın Üvercinka’nın da ilk şiiri olan “San”a baktığımızda bir sıkıntının belki de içe kapanıklığın patlaması olarak yazılmış “Dört nala sevişmek lazım” dizesini kalbimizde ve zihnimizde başa sarabiliriz. Sözcüklerin, söz öbeklerinin yeni anlam kazanması da bir çeşit bu şiirin motifleri olarak düşünülebilir.

Motif, der TDK’nın 1979 baskısı : “1.Yan yana gelerek bir bezeme işini oluşturan ve kendi başlarına birer birlik olan öğelerden her biri. 2. Kendi başlarına konuya özellik kazandıran ögelerin her biri. 3. Bestenin bir parçasına çeşitli yönlerden birlik sağlayan belirleyici küçük birim.” Burada ikinci maddeyi temel alarak devam edersek, İkinci Yeni şairlerinin çoğunda kullanılmış her biri şiirlerde ayrı özellik kazandırmış ifadeler vardır.

Özellikle, dilde var olan kök ve ekleri kullanarak ortak dilde bulunmayan sözcüklerin türetilmesi gibi. Cemal Süreya’ya ait şu dizeye dikkat edelim: “Gözleri göz değil gözistan” ya da kitabının adı olan “Üvercinka”. Farsça’da kullanılan “-istan” eki görme işlevini yerine getiren “göz” sözcüğüne eklenerek göz ülkesi şeklini almıştır. Güvercin ve kadın birleştirilirken sözcüklerinin eksiltilerek oluşturulduğu “Üvercinka”da da aynı durum söz konusudur. Dilin yapısıyla oynama onların İkinci Yeni şiirinde başvurduğu birer motiftir. Biz bu şiirleri okurken beklenmedik bir şekilde bize çizilen bir resim vardır. Şaşırtıcıdır. Fakat bütün bunlar şairin yaşamda duruşundaki, bakışındaki, nesneye ya da sözcüklere eğilişindeki ustalığı ile de alakalıdır. Zira “gözistan” sözcüğünü vücuda getirirken “Kabristan”dan esin aldığını ya da bir ülkenin “-istan” ekiyle biten bir ülkenin adından esinlendiğini düşünmek zor olmasa gerektir.
Cemal Süreya’nın ve diğer İkinci Yeni şairlerinin dilin kodlarıyla oynamaları üstelik kendi içlerine kapanarak yazdıkları şiirde kültürün, donanımın karşısında bilinçli bir okuru da karşısında görmek arzusundadır. Sürrealist akımın etkisiyle yazılmış “kapalı ve kilitli” dil denilebilir ki birazcık da bu tavırdandır.

Cemal Süreya ve diğer ikinci yeni şairlerinde sözcüklerin o bilindik yüzüyle değil de bambaşka bir şekilde kullanılması bu şiirin söylediğimiz gibi bir özelliği olarak çıkar karşımıza. “San” şiirindeki “Dörtnala sevişmek lazım” dizesinde olduğu gibi mesela “dört nala” koşulur. Bildiğimiz anlamın dışına çıkılır.

“Adem” şiirinde “şapkasına rastladı” derken, kişi kişiye rastlar da “şapkasına” rastlaması şairin eğilişiyle, üslubuyla ilintili bir durum. Ayrıca aşk sözcüğünün ışık sözcüğü ile bir ilişkisini düşündüğümüzde evet ışık ‘ışk’tır çünkü. Sarmaşık gibi dolanarak sarar ve boğar; ama Süreya’da o boğucu olma halinden sıyrılır herkesin heves ettiği, düşlediği, arzuladığı halini alır. O boğuculuk özelliği bir kenara fırlatılıp nefes alınan ferahlatan haliyle yer alır. Yoksulluk aşk ile bertaraf edilir. “Aşk” şiirinde o herkesin ezbere söylediği dizelere ne demeli?

“Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.

Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.”
Sevilenin gitmesiyle ortada bir şeyin kalmayacağı bilinen bir gerçekten “gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar” ifadesinde az önce söylediklerimize örnek olarak ulanabilir! “Konto” şiirinde:

“Ben nerde bir çift göz gördümse

Tuttum onu güzelce sana tamamladım” dizelerde olduğu gibi bir “şeyi” alıp tutup getirebiliriz, ama “gözleri” tutup getirmeli, “Hamza” şiirinde şarkının kırka bölünmesi gibi daha örnekle çoğaltılabilir. Sözü fazla yormuyorum. Ama şunu da söylemeliyim aslında Cemal Süreya şiirlerindeki söyleyişler, motifler günümüz şairlerindeki etkisi üzerinde de ilerleyen zamanlarda kaleme alınabilir diyerek sözü “ bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı / ve zurnanın ucunda yepyeni bir Çingene” dizeleriyle nihayetlendiriyorum…

Mustafa Fırat

 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.