Kader ve Yazgı / Yakup Yaşar

ANLATI

Kader ve Yazgı / Yakup Yaşar
291 views

Her gizleyiş bir şüphe doğurur. Şüpheler sırlara sarılır ve huzur kaybolur. Kaybolanlar arayanlar mı yoksa arananlar mı? Bir gün bir yerde açığa çıkar ve gizemli kalışların ertelediği hisler is olup suretlere sirayet eder.

Geçmiş peşini bırakmaz insanın. Geçmişin izleri izler geleceği. Gelecek olanı… Yarınlar dünlerin gizine saklananları sobeler. Bir gün. Hiç olmadık bir gün hem de!

Olmasaydı keşkeler rahat bırakmaz… Uykular kaçar; geceler bitmez. Zaman aktığı serilikte terk etmez geçmişi. İnsan kalmayı istemediği geçmişin gizinden ayrılamaz hiç. 

Sırra kadem basar her bir anı. Unutulur belki; ama silinmez. Unutmak bir silgiyse eğer o ya silmeyi beceremez ya da silinenler esasen hiçliğe hiç gömülmezler. Bir yanılgıya adanan her bir ömür bir gün bir yerde anımsamanın ihanetiyle sarsılır.

İhtimal ki bu sarsıntı ömrü ölümle son bulacak her faninin kaçmazı… Bellek kaydederken kaderin yazmadıklarını ve yazgıda olanlar yola düşerken bir bir… İnsan iradesinin yetmediği çıkmaz sokağında hayatın, kadere sarılsa da teselli bulamaz.

Farklı bir kayboluş bu. Yoldayken yolu kaybetmekten de öte. Yazgının yolundayken kaderin oltasına düşme belki de! Yazgıda yer almayanın zamansızlığın boşluğunda sallanan faniye uğraması…

İnsanın kendi iradesinin dışında kalan kısmıyla yaşamın yaşamayı öğrenememesi. İradesine çok güvenenin tökezlemesi… Yazgıyı kaderle karıştıranın düşmesi… Ve kaybolması her ikisinin… Kaderin yazgıya vermediği sırların bir gün açığa çıkması…. Yüreği saran derin şüpheyle üstelik. 

Yazgıda yazmayanın kaderde varoluşa erişi… Zamansız… Zamandan bağımsız bir sonsuzluk mu dense? Sonu yalnızca Yaradan tarafından bilinen bir son mu yoksa? Sonuna O’nun hâkim olduğu bir yolun yolda kalanları…

Biz… Hepimiz… İnsanlar… Yaratılanın Yaradan’a gönül koyduğu yerlerde ayrıştırılamayan yazgı ve kaderin birbiriyle benzeşmeyişi… Yazgıya kader yanılsamasıyla yaklaşan faninin sorumluluktan kaçışı… Kaderin iradeye yasladıkları… 

Yaslı bir maziyi unutma çabası insanın… Ve geçmişin sahneye çağırdığı anların yüzlere armağan ettiği yaşlı gözler… Gözlerde beliren hüzünler, pişmanlıklar, azaplar… Her bir yaşta bir sır saklı sanki… Sırlar birer damlaya sığınmış da sahibini bekler.

Söylenemeyenler… Anlatılamayanlar… Unutmanın kandırdığı insanların başka insanlar hakkında hoyratça ahkam kesişi… Kendi unuttuklarının hatırlatmadığı kadar kusursuz herkesin, gördükleri üzerinden gördüklerinin faili faniyi yargılama özgürlüğü…

Özgürlüğe yüklenmeyen anlamların sahibi kader kulaklarımıza “Özgürlük diye bir şey yok!” diye fısıldarken hem de! Kaderde yazmayanların kulaklarımızdan içeri girme yolculuğunun umarsızlıkla son bulması… 

Kaderi duyamamak… Belki de çare bulamayacağı tek hastalığı insanın. İyileştiremeyeceği yerinden derin yaralarla sarılırken yüreği; unutmak bir anlık iyi olma hissi vermenin ötesine geçemeyen ilaç olacak sadece. 

Uyuşuk bedenlerin kendilerini temize çıkarma çabası… Hissizlik… Hislerin uyuması ya da… Geçmişin isleri kaplarken kalbin sevmeye açık yerlerini… Tıkanacak delikler ve insan sevmeyi unutacak ihtimal ki! Yazgının yolunda ilerlemeyle cebelleşirken kendisi, kaderin yazmadıklarını iradesinin sevgiden yoksun seçimlerinde lekeleyecek… Ve kaybedecek… Kendini… Geleceğini… Geçmişini… Zamansızlığın boşluğunda sallanan varoluşunu… Var olmanın anlamını… Anlamı yazgıyla sınırlı tutma anlamsız inadına kaybedecek… Ve yenilecek… Kadere…       

Yakup Yaşar

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.