Güzel Bir Gün, Ölmek İçin / Kübra Erbayrakçı

ÖYKÜ

Güzel Bir Gün, Ölmek İçin / Kübra Erbayrakçı
Yayınlanma: Güncelleme: 163 views

Bilirsin unutulmak dokunur ya her insana…”
(Sezen Aksu)

Her şey bir anda olur. Fark etmeden, sessizce, anlamadan.. En çok da beklenmedik zaman gelir ve yüreğinin tam ortasında durur, öylecene. “Bu da nereden çıktı?” dersin ve söylenmeye başlar gözler, sözler ve yürekte taşınılan yalnızlıklar.

“Onca işim, gücüm varken” derken, korkarsın. Belki sevmekten, belki de nefret etmekten. Ama güzeldir sevmek. Aşık olmak ise berbat bir histir. Yaşayan bilir.. Ohannes, masanın üzerinde duran sigarasını eline aldı ve koyu düşüncelere daldı bir anda. Yıkanmayalı uzun zaman oluyordu, üzerinde taşıdığı giysiler kim bilir kaç günden kalma.. Sakalları uzamış, dişleri sarılaşmış, gözlerinin altı çökmüş, onu düşünüyordu. Bir anda hayatına giren ve beklenmedik anda güneş gibi doğan o işte. İsmi yoktu, gözleri vardı ve gözlerinin rengi de mavi idi.

Sanırsam” dedi Ohannes..
Sanırsam mavi” sözlerini ekledi.

Takım elbiseli, iş çıkışı arabasına doğru yol alırken karşısına çıkmıştı. Mavi gözleri ile bir şey anlatmak ister gibi bakıyordu. Önce yüzüne baktı ve sonra parmağında taşıdığı yüzüğü fark etti. Yeni nişanlanmış olduğunu anladığında ise dünya başına yıkıldı. Zaman durdu.. Nefes alamaz oldu. Sustu ve arabasına bindiği gibi meyhaneye gitti. Necmi babanın kapısını çaldı ve oturdu. Uzun süre sohbete dalarken, aklı onda kalmıştı. Bazen imkansız diye bir şey gerçekten de vardır. Aşk, imkansız olunca güzeldi. Yoksa aşk olur muydu o zaman?

“Bilmiyorum” yanıtını verdi Ohannes. Sustu ve sustukça içmeye devam etti. İçinde taşıdığı korkunun bedelini ciğerlerine ödetirken pişman değildi. Pişman olmadığını söndürdüğü ikinci paketinde gösterdi. Masadan kalkarken gözlerinin altında biriken yaşlara aldırış etmeden radyoda çalan şarkıya odaklandı. Olduğu yerde durdu, çömeldi.. Ağlamaya kaldığı yerden devam ederken ilk defa kendinden utandı. Karnında hissettiği acının etkisiyle gözlerini kaldırırken karşısında nişanlısı ile oturmuş onu gördü. Kısa boylu, gözlüklü ve mavi gözlü. Nişanlısı ise uzun boylu, siyah gözlü. Ohannes, sigaranın dumanını içine çekti;

“Öldürmek isterdim onu. Hemen, şimdi, şuracıkta.. Onu öldürmek isterdim. Sırf bana aşık ol diye” söylencesine daldığı zaman göz göze geldi, olduğu yerden kalkıp arabasına yalpalayarak da olsa yürüdü. Yolun ortasına kustuğunda arkasından geldiğini duyumsamamıştı. Elini tuttu, gözlerinin içine baktı:

“Uzun zaman oldu.” Dedi. Çok uzun zaman önce.. Hayaller vardı, aşklar yüreklere taşınmıştı. Sözler verilmiş, mutluluğun gelmesi için dualar edilmişti. Ohannes içini çekti, nefes aldı ve hiçbir kelam etmeden arabasına bindiği gibi sarhoş bir halde sağ ayağı gaz pedalına bastığında aklında eski günler kalmıştı. Nişanlı olmayan, mavi gözlü kızda.

Her şey geride şimdilik, hayat gibi.. Biraz şaka biraz da gerçek. Son sigarasını yaktı ve radyodan Sezen Aksu şarkısı açtı, dilinde son şarkı ile veda etti dünyaya, belki de sevdiğine.

Kübra Erbayrakçı 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız… 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.