Ben Geldim

/ 1 Ocak 2022 / 20 views / yorumsuz
Ben Geldim

Ellerimde en sevdiğin çiçekler, bir yıl sonra bugün sana geldim. Senin buradan kalkıp bana gelemeyeceğini bildiğim için ben sana geldim. Bir yıldır neredesin dediğini duyar gibiyim. Tam karşımda oturmuş, kaşlarını çatmış, mavi gözlerini gözlerimin içine dikmiş, o kumral kıvır kıvır saçlarını sinirle oynuyormuş gibisin sanki. Bir suç işlediğimde sabırsızlıkla açıklama beklerken ki hâlin var yüzünde. Tanıyorum bu ifadeyi. “Seni affedeceğim ama bana yalansız ve çabuk bir açıklama yap. Yalansız olsun ki sana bir dahaki sefere de güveneyim, çabuk olsun ki seni bir an önce affedeyim,” der gibi bir ifade.

Sen gitmeden önce o meşhur mobilya mağazalarının birinden aldığımız balkon hamağını hatırlıyor musun? Hani sen “Salona, kitaplığın yanına, koyalım mı bu hamağı? Bir yanına da akşamsefası koyarız. Akşamsefasının kokusunun kahve kokusuna karıştığı anlarda huzurla kitabımızı okuruz. Fena mı olur?” demiştin ya. İşte o hamak. Ben onu balkona koydum. Her gün kendi ellerinle diktiğin akşamsefasının büyümesini izlemeye, kokuların birbirine karışmasına, senin altını çizdiğin kitaplardan birini okumaya içim elvermedi. Ben de hamağı balkona koydum. Yanına da bir sehpa koyup üstünü yeni kitaplarla doldurdum. Hiçbirinde senin çizgilerin olmayan kitaplarla… Bütün yaz onları okudum. Arada dostlar, akrabalar uğradılar ama benim konuşmaya yüzüm olmadığını görünce misafirliğin kısası makbuldür dediler. Ben de ilk başlarda sadece alışveriş için dışarı çıkıyordum sonraları alışverişi de Gülsüm teyze yapmaya başladı, evde yalnızlığımla kaldım bütün yaz. Gülsüm teyze mi? İyi o iyi, merak etme. Sadece eskisi kadar iyi görmüyor, son zamanlarda da dizlerindeki ağrılardan mustarip. Ben de “Üç günde bir gelmene gerek yok, nasılsa evde yalnızım artık, eskisi kadar dağınık olmuyor ev Gülsüm teyze, hafta da bir gelsen yeter,” dedim.

Öyle böyle yaz bitti. Sonra sonbahar geldi hamağımı kitaplarımı salona almak zorunda kaldım. Rüzgâr, yağmur rahat yüzü vermedi. Sonra kış geldi, malum çalışma mevsimi, ben de evden çıkmak zorunda kaldım mecbur. Bütün kış da çalışmakla geçti. Zaten geç saatlerde döndüm eve. Üstüne bir de ödevleri, sınavları oku falan derken kış da bitti. Bahar geldi. Çiçekler açtı. Senin akşamsefası açmadı. Gülsüm teyze sen gittiğinden beri ne çiçeğine dokundu, ne kitaplığına ne de kitaplığının önündeki koltuğuna. “Şimdi gelir de, yine mi bozdunuz benim düzenimi diye kızar, nemelazım!” dedi hep. Onun içinde de bir gün gelecekmişsin gibi bir his vardı demek ki. İşte geçen haftaydı baktım senin çiçek bu sene açmıyor “Bunun miadı dolmuş herhâlde” dedim saksıdan çıkarıp attım. Bu saatten sonra gelip de yeşertecek değilsin ya! Sonra koltuğunu aşağıya depoya indirdim. Kitaplarını yere serdim. Tek tek kendi düzenime göre yerleştirdim kitaplığa. Sen beğenmezsin kitapları boy sırasına göre yerleştirmeyi biliyorum ama ben yine de öyle yaptım. Her bir kitabı dizerken kitaplığa yeni bir yumruyu da dizdim boğazıma. Elime geçti işte o sırada yarım bıraktığın kitap. Arasına renkli kalemlerinden birini koymuşsun, altının çizilmesini bekleyen cümleler var gibi kalemin ağzını da açık. Kitabın devamındaki cümleler seni bekliyor. Benim seni bir yıl beklediğim gibi…

O an karar verdim işte sana gelmeye. Bekledim ama sen gelmedin. Ben de sana geldim. Ellerimde akşamsefası, ceketimin cebinde yarım bıraktığın kitap çıktım geldim. Sen sevmezsin kitapları yarım bırakmayı diye kitabını, kitabımızı bitirmeye geldim…

Büşra Güntürk

Benzer Konular
Terkedilen Hayat
Nazife