”Sancı” Dergisi İçeriği Hakkında İnceleme / ENVER KARAHAN

/ 11 Kasım 2022 / 137 views / yorumsuz
”Sancı” Dergisi İçeriği Hakkında İnceleme / ENVER KARAHAN

”Yüzleşme – Sanatın Hafızası ve Irkçılık” dosya konulu Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisinin, Kasım/Aralık ayı 20. sayısı çıktı. Yine dopdolu içeriğiyle okurlarından büyük beğeni alan dergi, toplumsal sorunların aktarıldığı yazılar ile öykü/şiir kategorisindeki seçkilerle dopdolu bir okuma gerçekleştirmemizi sağlıyor.

”Bir İmtiyaz Biçimi Olarak Yeni Irkçılık: Irkçılıktan Kaçınarak Irkçılık Yapmak” başlıklı yazı karşılıyor bizleri. Doç. Dr. Hatice Çoban Keneş bu yazısında, ırkçılık suçlamasından kaçınma imtiyazı ile ırkçılık yapabilmenin günümüzde nasıl bir şeye karşılık geldiğini yeni ırkçılık kavramı üzerinden aktarıyor. Eski ve yeni ırkçılık kavramına dikkat çeken Hatice Çoban Keneş, yeni ırkçılık uygulamalarının yaşamımızda yerini aldığını belirtmektedir.

”Yeni ırkçılık, toplum içinde birdenbire, kendiliğinden açığa çıkabilir. Planlı olmak yerine tesadüfidir ve ‘örgütlü’ bir yapı görünümünde değildir.” (Hatice Çoban KENEŞ)

İbrahim Karaca ”Bendeki Hemşin’‘ adlı yazısıyla Hemşin’in tarihi ve kültürü üzerinden, inanç dil ve sosyal yaşamı aktarıyor. ”Bir Avuç Hemşin” adlı kitabıyla tanıdığımız İbrahim Karaca, Hemşinliler ve Lazların sosyokültürel ilişkilerini açıklarken aynı zamanda inanç ve mezhepsel dönüşüm süreçlerini aktarıyor.

”Fakat bildiğim bir şey var. Anadilini sever insan. Anadili çoğu zaman ‘ata diline’ eşitlenir belki ama öyle bir kural yok. Dil sevilir. Zorla yerleştirildiği zaman sevilmez bir tek.” (İbrahim KARACA)

”Eskiden Burada Ne Vardı?” adlı yazısıyla Sinan Tepe, bir anıt çeşme üzerinden toplumsal hafızaya dikkat çekerken; halklar, toplumsal felaketler ve katliamlar üzerinden paralel bir bağ kurar. Yaşanan acılar karşısında yabancılaşma ve unutturma eylemlerini Goya’nın bir tablosu üzerinden örneklendiren Sinan Tepe, yazısın sonlarında Edebiyatın bu süreçlerde aldığı rolü ve önemini iki öykü üzerinden örneklendirir.

”Neyse ki bu unutturmaya ve acı karşısındaki yüzleşememe haline karşı, hala anlatıcılar mevcut. Toplumsal acıları, felaketleri bir daha yaşanmasın diye sanatın bir çok dalıyla ifade etmekteler. Edebiyatın belki de en önemli misyonlarından birisi de budur.” (Sinan TEPE)

Cafer Sevgül, ”Göç-Psikososyal Etkileri Ve Ötekileştirme” başlıklı yazısında göçün sebeplerini açıklarken esas durulması gereken konunun zorunlu göç olduğunu ve maruz bırakılma olgusunun sosyolojik ve psikolojik yansımalarını ele alıyor. Hak ihlalleri, ruhsal tahribat, kimlik bunalımı gibi kavramlar üzerinden konuyu ele alan Cafer Sevgül, bu sorunlar karşısında nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini belirtmektedir.

”İsteği dışında kurulu düzenlerinden koparılan ve geldiği yeni mekanda tutunamayan bir birey yaşanan göç sürecinde ciddi travmatik hasarlara maruz kalmaktadır.” (Cafer SEVGÜL)

Mehmet Akkaya, ”Göçler Çağı, Sanat ve Irkçılık” başlıklı yazısında göçmenliğin sömürü ve savaş ile olan ilişkisini, ırkçılık mekanizmalarını, Edebiyat ve Sanatın oynadığı rol ile bilim ve felsefenin bu konudaki işlevini anlatıyor. Tüm bu konuların tarihsel arka planına değinen Mehmet Akkaya, geçmişten günümüze kadar süre gelen ırkçılık ve sömürü politikalarının hangi araçları kullandığını ve bu araçların destekleyen ve dönüştürücü özelliklerini detaylandırıyor.

”Irkçılığın temellerinin sınıflı toplumla birlikte atıldığını, bu dönemde aynı zamanda göçmenlerin, yabancıların, kadınların, siyahilerin, daha da önemlisi emekçilerin, düşürüldüğünü görüyoruz.” (Mehmet AKKAYA)

Fırat Aydınkaya/Zozan Goyi tarafından, Nazan Maksudyan ile yapılan röportajda, yaşadığımız coğrafyada ırkçılığın tarihsel arka planını, söylem ve uygulamaları ile bu konudaki yaptığı akademik çalışmalarının ışığında geçmişten şimdiye uzanan süreci ele alırken, ”Türklüğü Ölçmek” adlı kitabının içeriği ve yansımaları hakkında değerlendirmelerde bulunuyor.

Ali Haydar İmre‘nin Mesut Varlık ile gerçekleştirdiği röportajda, Türk Edebiyatı mı, Türkçe Edebiyat mı? konusu ele alınıyor. Mesut Varlı, Türk Edebiyatı mı, Türkçe Edebiyat mı? sorusunun yansımalarını, tartışmalarını örneklendirirken, bu konudaki düşüncelerini aktarıyor ve konuya daha geniş bir perspektiften bakmamızı söylüyor.

Muzaffer Oruçoğlu yazısında bizlere, şiiri kana bulanan sosyalist şair, Ferik Polatbekov‘un hayatını aktarıyor. Babası Digor’lu bir Kürt olan Ferik’in devrim sürecinde aldığı rolü özetlerken, o dönemin tarihi hakkında da bilgilendirici örnekler sunuyor. Ferik Polatbekov’un devrim sürecine ışık tutan şiirlerinden bir kaç seçki sunan Muzaffer Oruçoğlu, Ferik Polatbekov’un, Kürtler açısında önemine vurgu yaparken, onunla ilgili yapılan çalışmaları aktarıyor.

”Dinecek bu kanlı mücadele çağı
Ve sonsuza dek susacak kin,
ve tek parlak yasa olacak dünyada
Enternasyonal emeğin özgürlüğü.” (Ferik Polatbekov)

Sinan Hüseyin, ”İnancımın Tanığına Mektuplar” adlı yazısında bizleri şiirsel bir dille, şiirsel bir kente yolculuğa götürüyor. Aşka ve aşkına olan inancını, özlem dolu cümleleriyle süslediği yazısında Diyarbekir’in hüzünlü sokaklarından, on gözlü köprüsüne geçiş yapacak, Dicle Nehri kıyısından gökyüzüne bakmanın hissiyatını aşk ile tariflendireceksiniz.

”Edebiyatta Eleştirinin Özeleştirisi’‘ hakkında adlı yazısıyla Ayhan Kavak, bizlere bu kitap hakkında bir değerlendirme sunuyor. Ayşegül Tözeren’in ”Edebiyatta Eleştirinin Özeleştirisi” adlı kitabından bir kaç alıntı sunan Ayhan Kavak, bu alıntılar üzerinden değerlendirmelerde bulunuyor.

Gökçe Bilgin, ”Genç Gurnah” başlıklı yazısında okuma kültürünün nasıl bir süreçten geçtiğini aktarırken, önceliklerimizin ne olması gerektiğini belirtiyor. Eserlerinde çoğunlukla göç ve mültecilik konularını ele alan Abdulrazak Gurnah’ın edebiyat alanındaki çalışmalarının içeriğine değiniyor. Gökçe Bilgin yazısında bir taş üzerinden aktardığı hikayeye Genç Gurnah’ı da dahil edip, felsefi bir sorgulama yolculuğuna çıkarıyor bizleri. Ve hikayesinin sonu da Abdulrazak Gürnah’ın hikayelerinin sonu gibi ”sonuçsuz” bitiyor.

Fikret Başkaya, ”Bilim ve Teknoloji Fetişizmine Dair Kısa Not” başlıklı yazısında, bilimin, teknolojinin, medyanın sömürü düzenine nasıl hizmet ettiğini aktarırken, teknolojinin kapitalist sınıf tarafından gaspedildiğini vurguluyor. Fikret Başkaya, işsizliğin nasıl bir süreçten geçtiğini örneklendirirken, bilim ve teknolojiyi insanlığın yararına kullanmanın kapitalizm dahilinde mümkün olamayacağını belirtiyor.

Ayrıca dergide:

”Hastanedeki Çocuk” öyküsüyle Hakan KİZİR, ”Bekle Bizi İstanbul” öyküsüyle Hüseyin Ali MERSİN, ”Yabancı” öyküsüyle Kemal DİNÇ, ”Aşkın Aklı” öyküsüyle Ahmet Furkan DEMİR yer alırken;

”Mantık Dersi Bileşik Doğru Önerme” şiiriyle Erol ZAVAR, Mülteci çocukların dramını aktardığı şiirle Mehmet ÖZER, ”Doğa” şiiriyle Hamit ERGÜVEN, ”İhanet Sürüsü” adlı şiiriyle Enver KARAHAN, ”Zaman Burada” şiiriyle Akın YANARDAĞ, ”Zeytin Ağacı” şiiriyle Musta TURAN VE ”Eskimeden Artıp Eksiliyorum” şiiriyle Cemal KARSAVRAN katkı sağlamıştır.

Karikatür kategorisinde ise:

Aşkın AYRANCIOĞLU, Musa KEKLİK, Ares (Küba), Merve YURTSEVEN, Viladimir KAZANEVSKY(Ukrayna), Rana DURAN, Zeliha Nur MAVİŞ ve Zeynep Nazlı KÖSEBAY çalışmalarıyla katkı sağlamışlardır.
Kapak çiziminin Jamaal BARBER’e ait olduğu SANCI dergisinin arka kapağında ise Nazım HİKMET’in ”Asya-Afrika Yazarlarına” adlı şiiri yer almaktadır.

SANCI Dergisini;

sanciyayin@gmail.com, Kitapyurdu.com, D&R Music/Book, idefix üzerinden temin edebilirsiniz.

İnceleme: Enver KARAHAN

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.