Sahile Vuran Adam / Ender Karakaş

ÖYKÜ

Sahile Vuran Adam / Ender Karakaş
85 views

Uzun zamandır şehrin keşmekeşinden kurtulmak için fırsat kolluyordum. Sonunda aradığım huzuru buluyorum. Sessizliğin ne  kadar büyük bir nimet olduğunun farkına varıyorum. Bir kuzgunun sesi kulaklarımda yer ediyor. O da sevmiyor herhalde kalabalığı. Sahile inince denizin sesinden başka bir şey duymuyorum. Eylül sonu kimsecikler yok sahilde. Birkaç martının sesi ve rüzgarın çam yapraklarının arasından geçerken çıkardığı ses okşuyor ruhumu. Ve bir de denizin sahili aşındıran sesi… İyot kokusu beyin hücrelerime karışırken genzimi yakan bir tat bırakıyor. Pantolonumun paçalarını kıvırıyorum. Çoraplarımı, çıkardığım pabuçlarımın içine sokuyorum. Dalgalar ayaklarıma her vurduğunda biraz daha üşüyorum. İyot kokusunu içime çekiyorum. Keşfedilmemiş bir adadayım sanki. Sahilde ilerliyorum. Halimden memnunum. Biraz yürüdükten sonra denizin açıklarında bilmediğim bir şeyin silüetini görüyorum. Tekrar tekrar bakıyorum. Dalgalı arasında görünen silüete anlam vermeye çalışıyorum. Bir kadına benzetiyorum. Puslu, soğuk bir günde, hırçın denizde gördüğüm kadın silüetine anlam vermek epey güç. Aklım benimle oyun mu oynuyor diye düşünüyorum. Yağmur başlıyor. İyice görünmez oluyor kadın.

Kendimi suda buluyorum. Birkaç metre gidince suyun dizimin üzerine geçip pantolonumu ıslattığını fark ediyorum. Başımı kaldırdığımda kadın silüetini göremiyorum. Gözlerimi iyice kısıp odaklanıyorum ama nafile. Vazgeçip kumsalda yürümeye devam ediyorum. Birkaç adımdan sonra daha yakında beliriyor kadın. Uzun saçlarını ve hoş yüzünü görebiliyorum. Karada göremeyeceğiniz güzellikte bir kadına denizde rastlıyorum. Nedense içim kıpır kıpır. Durup izliyorum. Gittikçe yaklaşıyor. Yaklaştıkça heyecanım katlanıyor. Beni çeken bir enerjisi var. Heyecanla suda  ilerliyorum. Belime kadar suya batmışken yüz yüze geliyoruz. Güzel ve alımlı yüzüne bakmaktan kendimi alamıyorum.

Yanaklarımdan tutuyor. Kibar elleri yumuşacık. Daha önce hiç bu kadar yumuşak bir şeyi hissetmemiştim. Soğuk deniz bir anda ısınıyor sanki. Yosun kokan nefesini hissediyorum. Her yerim titriyor. Kadın yanağıma bir öpücük kondurup uzaklaşıyor. Arkasından bakarken yeşil renkli kuyruğunu görüyorum. Korku, merak ve heyecan arasında gezinen  bambaşka bir duygu selinin içinde kalakalıyorum. Kendime geldiğimde hemen denizden uzaklaşıyorum.
Sahilde terk edilmiş küçük teknenin üzerine oturup çoraplarımı ve pabucumu giyiyorum. Birkaç saat daha denize, onu görebilmek için bakıyorum. Umutsuz bekleyişlerimin ardından pes edip sahilden ayrılıyorum.
Diğer gün şehirdeki işime gidiyorum. İş yerimde hayaller ve düşünceler içinde nefes almaya çalışıyorum tüm hafta. Beni yiyip bitiren sabırsızlık aklımla oynuyor. Onu görmek dünyadaki tek işim oluyor.  Hafta sonu tekrar ıssız sahile geliyorum. Saatler süren bekleyişten sonra bir silüet görüyorum. Evet o. Aynı denizkızı sahile  yaklaşıyor. Hemen yağmurluğumu çıkarıyorum. Çorap ve pabuçlarımı çıkardıktan sonra pantolonumun paçalarını sıvıyorum. Heyecandan kalbim yerinden çıkacak gibi. Aceleyle denize giriyorum. Aklımda sadece ona ulaşmak var. Belime kadar suya girince yine aynı şeyi yaşıyorum. Yanaklarımı okşuyor, yosun kokulu nefesini hissediyorum, yanağımı öpüyor ve uzaklaşıyor. Her hafta sonu soluğumu kesmesi için, soluğu sahilde alıyorum. Bu aylarca devam ediyor.

Kış biterken işimi bırakmış, büyükşehri terk etmiş, sahilde onu bekliyorum. Karanlık çöküp deniz görünmez olunca, sahildeki teknenin yanına yaptığım barakama çekiliyorum. Neden bunu yaptığımı sorgulamadan ömrümü tüketiyorum. Her gün yanaklarımı okşuyor, yosun kokan nefesini hissediyorum. Sonrasında bir öpücükle gün bitiyor.

Geçen yılların ardından yaşlı bir bunak olarak sabırla bekliyorum. O kırk yıl önceki gibi hâlâ parlıyor. Artık denize giremiyorum. Gündüzler penceremden bakarken geçip gidiyor. Geceleri ise ömrümde yaptığım tek harikulade şeyin hayaliyle mutlu oluyorum. Gündüz onu, gece hayalini yaşıyorum. Bir an bile pişmanlık yaşamadan geçen kırk yılıma aşığım.

O, haftada bir geliyor. Ben barakamdan onu seyrediyorum. Eskisi gibi yosun kokusu da almıyorum…

Ender Karakaş

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.