ÖYKÜ
– Alo, günaydın
– Günaydın
– İyi uyudun mu?
– Bir rüya gördüm!
– Anlatmak ister misin?
– Bir şartla!
– Tamam kabul, nedir?
– Yorumlama!
– Fakat neden?
– Yorumlanan rüya biter! Ben hiçbir rüyam bitsin istemiyorum.
– Tamam anlaştık. Yorum yok, anlat.
– Uçsuz bucaksız gibi görünen kocaman bir salondaydım. Yalnız değildim. Aslında sınırları her yönde ufuk çizgisine kadar uzanan bir sınav salonuna benziyordu burası. Duvarları olmayan ve sınırları ufka kadar uzanan kapalı bir alan. Sağımda, solumda, önümde ve arkamda dizilmiş okul sıralarında benim gibi tek başına oturan insanlar vardı. Sonra yukarıdan aşağıya doğru aynı anda uzanan mekanik kollar herkesin masasına kocaman sarı zarflardan birer tane bıraktı. Sarı zarflar beni hep korkutur. Çocukluğumda evimize çok sık gelirdi bu sarı zarflardan. Genelde mahkemeler ve icra dosyalarıyla ilgilidir. Ne zaman bir sarı zarf görsem, annemin gittikçe çoğalan bağrışları ve onun bağrışları altında sessizce küçülen babam gelir gözlerimin önüne! Altı kere kefil oldu tanıdıklarına ve hepsinde de icralık oldu. Annem üçüncü, ben beşinci sarı zarfta nefret ettik babamdan!
– Annen neden üç ve sen neden beş?
– Annem kendince sofu bir kadındı. Herhalde “Tanrı’nın hakkı üç” demiş olabilir. Bilmiyorum, hiç sormadım.
– Sen?
– Beşincide gelen görevliler, walkmanımı ve kasetlerimi de haciz etmişlerdi.
– Anladım! Peki sonra?
– Sonra işte, altıncı sarı zarf geldi. Annem ilk defa ağzını bile açmadı. Babam, bağırsın çağırsın diye ürkek bakışlarıyla yoklayarak onu teşvik etti. Sanırım annemin sessizliği ona, bağırıp çağırmasından daha ağır gelmiş olmalıydı. Baktı olmuyor, annem ağzını bile açmıyor, zarfı da yanına alıp evden dışarı çıktı. Birkaç saat sonra da polisler geldi. Kendini asmış dediler. Düşünebiliyor musun, babam, iki bin beş yüz yaşında bir zeytin ağacının dalına astı kendini. Annemin gözlerine baktım. Rahatlamış bir ifade vardı yüzünde. Ertesi gün, babamın ölmüş olmasına çok sevindim.
– Ne oldu ertesi gün?
– Annem elimden tuttu ve beni bir mağazaya götürdü. İcra memurlarının haczettiği walkmanın aynısından bir tane aldı bana ve “Bir daha hiç kimse elinden bir şeyini alamayacak, söz!” dedi. İşte öyle!
– Annen, güçlü bir kadınmış.
– Bence değildi. Güçlü olsaydı, aynı hatayı altıncı kere yapıp kendini öldürmesini beklemez ve üçüncü aynı hatadan sonra babamı kendisi öldürürdü. Güçlü değildi. Sadece güçlü görünmek zorunda olduğunu düşünüyordu. Neyse, biz tekrar rüyamıza dönelim.
– Nasıl istersen.
– Zorlanarak da olsa önüme bırakılan zarfı açtım. Sadece bir soru yazılıydı kâğıdın üzerinde.
– Neydi soru hatırlıyor musun?
– Tabi ki hatırlıyorum.
– Ee?
– Sana soruyu söylemeyeceğim fakat verdiğim yanıt şuydu: Sonunda sağ kalmak şartıyla, tüm acıları tecrübe etmeye gönüllüyüm.
– Soruyu neden paylaşmıyorsun benimle?
– Sınavın şartlarından birisi buydu; soruyu dış dünyada kimseye sormamak.
– Peki, sonra?
– Sınavdan sonrası tam bir kaostu. Duvarları ve bir kapısı olmayan sınav salonundan çıkmaya çalışan sayısız insanın yarattığı bir kargaşa ve kaos.
– Nasıl yani?
– Yanıtlar zarflara yerleştirilip, yukarıdan inen mekanik kollarla önümüzden alındıktan sonra, her yönden aynı anda gelen ve herkesçe işitilen bir ses, “Sınav salonunu beş dakika içinde terk ediniz.” dedi. Fısıltılar, homurtular ve tartışmalar başladı. Etrafta ne bizi sınırlayan bir duvar ne de eşiğinden geçilecek bir kapı yoktu. İnsanlar gruplar halinde oradan oraya koşuşturuyordu. İlk ben çıktım. Kalanlar ne oldu bilmiyorum.
– Sen nasıl çıktın? Yani, kapı yoktu bildiğim kadarıyla!
– Beni Konfiçyüs çıkardı. Bana seslendi; “Ya bir yol bul, ya bir yol yap ya da yoldan çekil.” dedi.
– Peki hangisi? Yol mu buldun? Yol mu yaptın?
– Yoldan çekildim! Bu en zor olanıydı. Başka bir şey sorma çünkü uyandım.
– Tamam Salahaddin, şimdi işe gitmem gerekiyor görüşürüz.
– Evet hepimiz, işe gitmenin bir yolunu bulmalıyız.
Bahar 2025/ Seferihisar/ İzmir
Hakan Yakıcı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
👏👏👏
Tüm acıları tecrübe etmeye gönüllü bir yürek…Çok güzel bir düşün içinde buldum kendimi.Kutluyorum, düş gücünüz daim olsun.