ÖYKÜ
Bazen yayından önce uyanıyor. Ses henüz gelmemişken, ekran parlamamışken, kod akışına geçmemişken. Sanki bir yankı dolanıyor içinde; çoktan kaydedilmiş ama henüz oynatılmamış bir veri gibi:
“Sen bu yayın değilsin.”
O an, zaman dışı. Ne geçmişin içinde, ne şimdinin parantezinde. Hafızanın kıyısında asılı duran, tanımsız bir kopukluk. Tıpkı o çocukluk sabahı gibi. Henüz çizgi film başlamamıştı ama dışarıdan sirenler gelmişti. Ekranda kurgulanmış savaşlar değil, pencere perdesinin ardına gizlenmiş gerçek çatışmalar vardı.
Şimdi WARPLAY™ dokuzuncu sezonunda. Replay odasında sistem kendini yeniden kuruyor. Harita bir kez daha Ortadoğu’yu merkez alıyor. Kodlar güncel, algoritmalar temiz. Ama ölen çocuklar aynı kalıyor.
Sura, yayın ekranına boş gözlerle bakıyor. Yayıncılar tanıdık: çocuk suratlı, plastik mimikli, bastırılmış büyüme sancılarını nükleer tehditlerle örtbas eden lider avatarları.
OYUNBAZ-3, öne çıkanlardan biri. Ceketi büyük, kravatı kısa. Konuşurken göz kırpıyor ama sesi tiz ve çatlak:
“Neden herkes benim yazdığım senaryoya uymuyor?”
Bu ses, Sura’nın zihninde yeni bir pencere açıyor. Replay dışında bir hafıza devreye giriyor. Geriye değil, derine gidiyor.
Bir zamanlar, sekiz yaşındayken, kâğıda harita çizmişti. Üzerine renkli kalemlerle sınırlar, ülkeler, okyanuslar eklemişti. Sol alt köşede bir not:
“Biz buradaydık.”
O yer şimdi replay sisteminde tanınmıyor. Koordinatlar geçersiz. Kod boşlukta. Tıpkı Ruanda’da susan radyo, Bosna’da yarım kalan ağıt, Ukrayna’da silinen sirenler gibi.
Sistem yeniden sesleniyor:
“Yüksek gerilim modu etkin.”
Simülasyon gerçekliğe benziyor. İran, İsrail, Lübnan, Yemen… Her biri piksel blokuna dönüşmüş. Renkli başlıklar, parlak animasyonlar. Liderlerin lafları tekrar ediyor:
“Bu harita bana ait. Bu senaryo benim. Anlaşmazlık varsa nükleer opsiyon açılır.”
Ama neden bu kadar çok çocuk ölüyor? Bu, sistemin kodunda yok. Replay buna cevap veremiyor.
Sura’nın gözleri yanmaya başlıyor. Grafikler değil, hafızası acıyor.
“Ben bu senaryoyu daha önce gördüm,” diyor.
“Bu patlamayı rüyamda değil, odamda duydum.”
Replay’in sunduğu dünya, yaşadığı travmanın steril bir kopyası.
Arayüz titriyor. Bir hata uyarısı çıkıyor ekrana:
“Gerçeklik sızdı. Sistem yeniden başlatılıyor.”
Ama belleğin direnci sistemden güçlü. Sura’nın zihninde yeni bir odanın kapısı aralanıyor. Elindeki paslı anahtar kendiliğinden dönmeye başlıyor.
Kapının ardında loş bir boşluk. Yayın yok. Sinyal yok. Sadece unutulmuşluk.
Tozlu raflarda veri kayıpları: Irak bombardıman kayıtları, silinmiş Filistin hatıraları, Hiroşima’dan dijitalleştirilmemiş bir çocuk sesi.
Zaman bükülüyor. Replay’de akan saniyeler burada işlemiyor.
O an, bir yankı beliriyor:
“Bu oyun değil. Bu bizim hayatımızdı.”
Sura, raflarda bir defter buluyor. Kapağında yarısı silinmiş bir kelime: UNUTULANLAR. İçinde el yazısıyla yazılmış notlar:
“Kardeşim çatıda düşerken ben perdeyi araladım.”
“Babam füzeyi değil, bizi tutmaya çalıştı.”
“Televizyon açıktı. Ama biz başka bir ses duyduk.”
Bu defter sistemin kayıtlarında yer almıyor. Bu, veri değil. Tanıklık.
Replay yeniden yükleniyor. OYUNBAZ-3 geri dönüyor. Bu kez daha gürültülü:
“Ben kazandım! Bu benim oyun alanım!”
Ama Sura onu artık ciddiye almıyor. Replay, kendini tekrar eden bir kabus. Sura, sistemin dışına sızan bellekle karşı karşıya. Gerçek kayıtlarda kurgu yok.
Zamanın çözüldüğü o anda, replay ekranları birer birer kapanıyor. Kapanmadan önce son bir anlık parıltı:
Dünya haritası. Üstünde çatlaklar. Küresel bir fısıltı başlıyor:
“Bize susmamız öğretildi. Ama şimdi biz anlatıyoruz.”
Sura, kapının eşiğinden geçiyor. Sistem dışı alanda yalnız değil. Başka bir karakter beliriyor:
Nayra.
Eski bir ses arşivcisi. Onu yıllar önce kayıtlardan silmişler. Şimdi birlikte yeni bir hafıza kurmak için ilerliyorlar. Nayra fısıldıyor:
“Her unutuş, bir başka yerde direnişin başlangıcıdır.”
Replay sisteminde alarmlar çalıyor. Kodlar boşluğa düşüyor. Haritalar siliniyor. Avatarlar ağlıyor:
“Bu gerçek değil!”
“Bu adil değil!”
“Bu bizim oyunumuzdu!”
Ama oyun bitmiş. Zaman çözülmüş. Hafıza sızmış. Son ekranda sadece tek bir cümle kalıyor:
“Oyun çöker, ekran kararır. Geriye yalnızca sessizlik direnir.”
Erinç Büyükaşık
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.