Ödül Avcısı mısın, Korkak mı? / Mir Murat Demir

ANLATI

Ödül Avcısı mısın, Korkak mı? / Mir Murat Demir
123 views

İnsanlar için ölüm sonrasını anlatan dinler, inanç silsileleri vardır. Anlatılan hiçbir din için somut kanıtlar yoktur, vahi ya da melekler aracılığı ile ulaştırılan mesajlardan dem tutulur, zira melekler de soyuttur. Dinler, inanç sistemlerine baktığımızda ekseriyetle görüp anladığımız bu dünyadaki yaşantımızla ilgili neler yapmamız gerekir anlatılıp neler yapmamamız gerektiği de yasaklarla sıralanır. Evet, ilahi din diye bildiğimiz inanç sistemleri aynı değildir, hepsinin aynı tanrıdan bahsetmesinin yanında ödül ve ceza sistemleri, sundukları farklıdır. Farklılıklarının yanında özünde birleştikleri yine de aynıdır. Bu dünya da yaşarken inandığın dinin ve din adamlarının söylediklerini yapacak yine inandığın din ve din adamlarının yasakladığı ve uzak durman gerekenleri yapmayacaksın.

Yazılı ve sözlü olarak sundukları, gerekli gördüklerinin tümünü, eksiksiz ve tam olarak yaparsan ne olacak? Öldükten sonraki sonsuz hayatta ödüllendirilecek, mükâfatlandırılacaksın, böyle yazılı, böyle anlatıyorlar din adamları ya da simsarlar, fetbazlar. Hayır, kabalık tarzım değil, din adamlarına dair sarf ettiğim kelimeler ne küfür ne de argo, daha akılcı daha bilimsel içerikli bir tanım bulamadım. Kabul, din anlatımlarından somut ya da soyut bir çıkarı ve menfaati, beklentisi olmadan, bildiği duyduğu kadarıyla, hiç kimselere zarar vermeden kendisi de tam anlamamış haliyle bir süre yanılgı içerisinde olanları ayrı tutalım.

Yazılı ve sözlü olarak sundukları, gerekli gördüklerinin tümünü yapmaz ekseriyetle eksik kalırsan, yasakladıkları ne varsa ekseriyetle yaparsan, durum, tür, çeşidine göre bazılarını bir defa dahi yaparsan, ölümden sonra tüm nimetlerden uzak cehennem ateşinde yanacaksın. Hiçbir ilahi inanç sisteminde nerede, ne zaman, nasıl gibi aklınızda oluşan soruların cevabı yok ama her sorunuza cevap verecek her halükarda size tövbe ve pişmanlığınız karşılığı yol gösterecek din adamı, kurnaz, fetbazlar mevcut. Mevcut dediğimiz kurnaz ve fetbaz, bazıları din adamı örtüsüne saklanmış olanlar bu kurtuluş yolunu, reçetesini elbette bir çıkar ve menfaat karşılığı yapmaktalar.

Kurnaz, simsar, fetbaz, ekseri din adamı örtüsüne saklanmış uyanık kesimin ödüllendirme ya da cezalandırma olarak söylediklerinin doğru mu değil mi olduğunu anlamanız yaşarken anlamanız mümkün dışı, ölünce anlayacaksınız. Öyle güzel, öyle muazzam bir sistem kurmuşlar ki, yaşarken ne kanunen ne de insanca bir aykırı hale sahip değiller. Öyle ki; yaşam safhalarımıza dair kısa yoldan köşe dönücü lük sevdasında olan cinci, muskacı, falcı gibi olanları dışlayıp bu şekilde prim dahi elde edebiliyorlar.

Evet, şimdi soruyu ben soracağım, söylenenleri, iyi, güzel, doğru, adaletli, üretimi, paylaşımı, nezaket ve dayanışmayı, etik bir yaşamı aklınla ve aldığın eğitim ve öğretimle öğrenmiş ve uyguluyorsan, zinhar insanlığından ödünsüz yaşıyorsan, yine de söylediklerini yapıp yapmamak adına şüphe içerisindeysen, cennet, ırmaklardan akan şarap, huriler falan mı aklını çeliyor? Büyük market ya da şirketlerin promosyonu, kampanyası, size özel diye sundukları subliminal azgın tüketim safsataları gibi mi ağzın sulanıp aklın kifayetsiz kalmaya geçiyor, error veriyor.

Evet, diğer bir sorum da, yönlendirme yapmaya çalıştıkları yaşam şekli akına, mantığına hiç uymasa da, ölüm sonrası diye senaryosunu yazdıkları cehennem, ateşlerde yanmak, sonsuz cezalandırılma halleri ve tüm nimet ve mükâfatlardan uzak tutulma, men edilme şekli mi seni korkutan? Tam itaat, kayıtsız şartsız biat beklentisinde olan kurnazların senin farkında olmadığın ve insan olarak sahip olduğun insan ve yurttaş olarak sahip olduğun yasal hakların varken, ölüm sonrası cezalandırma şekillerinden dem tutmaları mı korkutuyor seni?

Sonsuz zaman ve sonsuz mekân kavramı ile mini minnacık bir alanı kapsayıp maksimum yüz yıl yaşayıp öleceksin, hepimiz için de, her birimiz için de realite, gerçek bu, ulaştığımız zaman diliminde de halen böyle, hepsi bu. Elbette, nereden geldim, nereye gideceğim, nasıl, niye, neden gibi birçok soru oluşuyor beyninde ve cevapsız kalıyor, inan bende de cevap yok. Karamsarlığa, gerginliğe, strese gerek yok, aklımız var ama kapasitesi bu kadar. Asırlar öncesinden, yıllar yılı bilgiler ve biriktirilenler katlana katlana çoğalarak geliyor, senin, benim, sizlerin yaşam süresi dâhilinde rahatlatıcı, kesinlik, keskinlik içeren bir sonuca ulaşabilir miyiz, muamma…

Mir Murat Demir

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.