Mendil / Gülten Doğruyol İncesu

Herkesin bu hayatta olmazsa olmazları vardır. Onun da hayatında mendili vazgeçilmeziydi. En kıymetli, en değerli ve anlam yüklediği en sevdiği eşyalarından biriydi mendil. Çocukluğumda anamın, ağabeyimin kumaş mendillerini sabunla çitileyerek..

Mendil / Gülten Doğruyol İncesu
243 views

Herkesin bu hayatta olmazsa olmazları vardır. Onun da hayatında mendili vazgeçilmeziydi. En kıymetli, en değerli ve anlam yüklediği en sevdiği eşyalarından biriydi mendil.

Çocukluğumda anamın, ağabeyimin kumaş mendillerini sabunla çitileyerek yıkayıp kuruttuğu ve kömür ütüsüyle ütülediği o anları hiç unutamadım. Ağabeyim, kocaman elleriyle alıp her gün bir tanesini cebine koyardı. O cebinde mendilini yıllar boyu nasıl taşıdıysa zaman da bizi başka bir coğrafyaya taşıdı.

Önce ağabeyim İstanbul’a yerleşti, sonra da biz…
Coşkulu çocukluk yıllarımızın geçtiği köy evimizin kapısında, asma bir kilit takılıydı artık. Eşyalarımızla beraber, hayatımızın en güzel anıları da o kilidin ardında hapis kaldı. Tek tesellimizse hepimizin aynı şehirde yaşamasıydı. Evin en küçüğü hariç, hepimiz evlenmiştik. Farklı semtlerde oturuyorduk. Defalarca meydanlarından geçtik, ezber ettik şehrin sokaklarını. Uğruna her şeyden vazgeçebileceğimiz dostlarımız oldu. Sabahlara kadar muhabbetine doyamadığımız arkadaşlarımız oldu. Hırsızını ve uğursuzunu tanıdık bu şehrin. Nihayetinde biz de bu şehre ait olduk. Uzun yıllar yaşadığımız şehir de aynı kalmadı elbet…

Kentin denize bakan evleri değişti önce. Sonra caddeleri, sokakları ve insanları. Kenarını kopardığımız çıtır ekmekleri aldığımız fırın; çıtçıt, fermuar ve mendil satan tuhafiye dükkânları kapandı. Köşedeki bakkal da hiç olmamış gibi kayboldu.

Bir gece, ağabeyimin ansızın hastalandığı haberini alınca soluğu onun evinde aldım. Gittiği doktor, akciğerinde ciddi sorunlar olduğunu söylemiş. Hastalığını öğrendiğimde, koskoca şehir yıkılmış da enkazın altında bir ben kalmışım gibi çaresiz ve yalnız hissettim kendimi.
Bundan sonraki hayatı, hastaneyle evi arasında mekik dokuyarak geçmeye başladı.

Bu durum yıllarca sürdü. Derken bir gün, uzun süreli kullandığı ilaçlardan dolayı böbreklerinin de iflas ettiğini öğrendik. Zor bir dönemden daha da zor bir döneme geçtik. Yaşadığımız karanlık zamandan daha da karanlık bir zamana geçtik. Bütün umudumuz ve çabamız, onun bir gün daha fazla yaşamasıydı!

Hastanede yattığı günlerde de mendilini hiç yanından ayırmadı. O en sevdiği kıymetlisini, kaybolmasın diye yastığının altına koyardı hep. Bir gün, eve yıkanmak üzere götürülen eşyalarının arasından mendili çıkmayınca çok üzüldü. En değerli şeyini kaybetmiş gibi mahzunlaştı. Ruhundan bir parçayı kaybetmiş gibi hüzünlü durdu. Oysa eşyaları arasından çıkmayan şey, avuç içi kadar bir bez parçasıydı bize göre. Onun o mahzun hâli yüreğime oturdu. Abim, mendilini kaybetmekten ziyade bir dostunu veya sevdiğini kaybetmiş gibiydi. Bu manzara karşısında dayanamayıp kendimi şehrin sokaklarında, kumaş mendil satan bir dükkân ararken buldum. Hayata dair ne varsa satılan, bütün dükkânlara girip çıktım. Girdiğim dükkânlardan birinde:

“Sizde kumaş mendil bulunur mu?” diye sordum. Tezgâhtar, dünyanın en tuhaf talebinde bulunmuşum gibi bir ifadeyle yüzüme baktı:
“Mendil derken?” dedi.
“Evet, mendil. Hani eskiden olurdu ya, büyük kumaş erkek mendili!” dedim.
“Haa, anladım! Bizde o dediğiniz türden mendillerden yok.’’ dedi. Yüzüme tuhaf tuhaf bakarak, hangi çağda yaşıyor bu, der gibiydi.

Bir, iki, üç, dört, beş… Bütün dükkânlarda benzeri durumlar yaşadım. Şehirde mendil kullanan tek insan ağabeyim mi kaldı? Nasıl olabilir? Hiç mi mendil satılmıyor bu memlekette artık, diye düşünmeye başladım.

Ayaklarıma karasular ininceye kadar döndüm dolaştım İstanbul sokaklarında. Sonunda pes ettim, mendil aramaktan vazgeçtim. Akşam olmuştu. Eli boş hastaneye döndüm. Onun en kıymetlisini temin edememiş ve yüzünü güldürememiştim. Ertesi gün, gelen diğer çantanın içinden çıkınca mendili; derin bir nefes aldım.
“Bu pijamanın cebi yok. Mendilimi koyamıyorum.” dediği o gün, yani onu bu dünyada gördüğüm o son gün de bile mendili yastığının altındaydı.

Kısa bir süre sonra ağabeyimi kaybettik. Her şeyini kaybetmiş, bir bombardıman sonrası tüm yakınlarını kaybetmiş küçük bir kız çocuğu gibi hissettim kendimi. Yaşama ürkek gözlerle bakan ve gördüğü hiçbir şeye anlam veremeyen. “Dünyanın son günü bugün.” dedim diğer ağabeyime. Hayatının en zor görevini yapıyordu o da. Çünkü uzun zamandır beni teselli etmeye çalışıyordu. Oysa kendisinin de teselliye ne kadar ihtiyacı olduğunu gözlerinden okuyabiliyordum.

Aylar sonra, İstanbul’un eski bir semtine gittim. Yoğun bir alışveriş günüydü. Bir anne, elinden tuttuğu çocuğuna çanta ve önlük bakıyordu. Benim çocukluğumdaki gibi değildi önlükler artık. Önlüklerin rengi değişmişti. Benim için hayatın renginin değişmesi gibi. “Biraz uzun ama alalım, seneye de giyersin.” diyordu anne.

Üç tanesi bir liraya satılan çıtır simidi yiyerek ilerleyen, çocuklu annelerin peşi sıra dar bir sokağa girdim. Sokak, hiç yabancı gelmedi bana. Bir süre durup etrafa baktım. Yıllardır görmediğim bir dostun yüzünü süzer gibi göz ucuyla inceledim her yeri.

“Evet ya, hatırladım! Yıllar önce annemle kumaş almaya gelirdik buraya.” dedim kendi kendime.
Yıllar öncesinde bıraktığımız her ne varsa tekmili birden karşıladı beni bu sokakta. Bayramda boş şişeyle gidip kolonya doldurttuğumuz kolonyacı, orloncu, manifaturacı, tuhafiye dükkânları… Ne varsa eskiye dair, hepsi sıraya girmiş; beni yeniden kucaklayıp bağırlarına basmak için sıralanmışlardı sanki.

Her şey değişmiş de o sokak, zamanın bir yerinde takılıp kalmıştı sanki. Kumaş mendiller de çeşit çeşitti. Onları görünce boğazımı bir yumruk tıkayıverdi. Abimi hatırladım. Onu mutlu edebilmek için saatlerce mendil aradığım güne gittim. Hüzünlendim ve kendi içime gömüldüm. Saatlerce şehrin yeni dükkânlarında arayıp da bulamadıklarımı bu sokakta bulmuştum. Ne kadar mendil varsa tuhafiyede, hepsini aldım. Tuhafiyeci:

“Abla, ne yapacaksın bu kadar çok mendili?” diye sordu.
Kısık bir sesle:
“Hiç!” diyebildim.
Tam dükkândan çıkarken tuhafiyeci:
“Abla, yolun düşerse yine uğra dükkâna olur mu?” dedi.
Dönüp tuhafiyecinin gözlerine bakarak:
“Olur.” dedim. Sesimdeki titremeyi kulaklarımda hissettim.

Dışarı çıktım. Yürümeye başladım, nereye gittiğimi bilmeden. Ayaklarım birbirine dolanıyordu. Pek çok hatıra zihnimde canlanmıştı ben yürürken.
Ağabeyim ve eş dostla sık sık toplanıp gittiğimiz bir çay bahçesi vardı. İşletmecisi karı kocaydı. Yılmaz Ağabey ve Gül Abla. Zamanla dost olmuştuk onlarla. Bir an, o çay bahçesine gitmeye karar verdim. Sokağın başında, bir taksiye el edip bindim.

Çay bahçesine vardığımda hayli yorgundum. Her zaman oturduğumuz masaya oturdum. Bir süre sonra Gül Abla, elinde börek ve çayla yanıma geldi. Oturup bana eşlik etti.
“Yeni yaptım. Çayın yanında ye.” dedi elindekileri masaya bırakarak. Sonra sımsıkı bana sarıldı. Ben de ona sarıldım.
Türküdeki gibiydi bahçe: “Şenlik bitti, bir acı yel kaldı bahçede yalnız.” diyen türküdeki gibi…

Bahçe sessizdi ve ben de sahipsiz hissettim kendimi, bahçedeki bir saksıda açmış tek gül gibi. Ağladım; susmak istemedim. Susmak istesem bile engel olamazdım kendime. Pınar gibi akıyordu gözyaşlarım. Yanaklarımdan yuvarlanıp akarak bahçeye dökülen yaşlar, birer kuyu halkasıydı. Bu durum saatlerce sürdü. Aldığım mendilleri tek tek Gül Abla’ya da gösterdim. Her mendile, abim için ayrı bir gözyaşı döktüm. Her mendili, onun hatırası için gözyaşımla nakşettim.

Uzun uzun ve evire çevire baktık mendillere. Baktığımız mendiller değildi aslında, gördüğümüz abimdi, hatıralardı, geçmişe dair bütün güzellikler…
Artık ne zaman bir kumaş mendil görsem, içimde kabuk bağlamaya yüz tutmuş ama içten içe işleyen o yarayı kaşıyor ve içimi kanatıyorum…

Gülten Doğruyol İncesu
Mendil, Sayfa:11-17
Gölede İmece Zamanı, Mayıs 2021, 6.sayı

[button url=”https://www.besincisanat.com/category/gulten-dogruyol-incesu/” target=”true” text=”Yazarın diğer yazıları için tıklayınız… ” class=”mavi” size=”small”]

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.