ANLATI
Etkisi güzel bir filmden enstantanelerden sonra duygu ve mantık karmaşası hisleri kaleme almaya devam etti.
Zihnimi meşgul eden onlarca soru yok artık. Cevap aramıyorum susuyorum. Susmanızı istiyorum, hissetmiyorum. Bakışlarınızın tesiri kalmadı üzerimde, gidiyorum.
Arzuların tuzağına düşmek gibi!…
Şubat ayı, fırtına kopmak üzere. Kalın perdeyi açtı, Ahşap pencereye masadaki mumun ışığı yansıdı. Soğuk vuruyor pervazlara. Muazzam bir titreme sarıyor bedenini. Arzularının tuzağına düşmemek için evine çekileli dört gün olmuştu. Yok sayacak, görmezden gelecek selamı kesecekti adı konmayan bu senaryoya noktayı koymak ona yakışırdı. Sandalyeyi çekti okuduğu şiir kitaplarının sayfalarını karıştırdı, birkaç mısra okumak yatıştırdı öfkesini, kahvesini yudumladı. Penceresinden yağan karşı seyre daldı. Bu senaryoyu hatırlıyordu. Kaç defa izin vermişti? Ezbere yaşıyordu, derdi yoktu artık.
Yok Sayma Zamanı Gelmişti.
Şiirler, roman kitapları, filmler, klasik müzikler, iki yudum kahve.
Mutlu olduğu anlardan biriydi bu an. Huzuru bulduğu seyahatler ve hayalini kurduğu yolculukların hayalini kurmak yüzünde tatlı bir tebessüm bırakıyordu.
Arzularına yenik düşmemeye kararlıydı.
Hislerinin adı yoktu sonuçta hissizliğin iliklerine işlediği zamanlardan geçiyordu. Yalnız geçirdiği zamanın tadı damakta …Yalnız yaptığı kahvaltı sabahları, kendine ısmarlama kahveler, anısı yeterdi.
Pencereden izlerken yağan kar tanelerini, masanın karşısında bulunan sandalyenin her daim boş kalması gerektiğini düşünüyordu kahvesini yudumlarken.
Yalnızlık risk almayı gerektirmeyen kutsal bir eylemdi.
Mutmain değilim…
Menfaati kadar selamlar tanıdım
Viran olmuş her hecesi
Kırk yıllık kahveler hatırı ziyan
Kaç bakış, kaç öpüş merhem olur
Kaçamak birkaç bakış sonrası umursamaz bir sırt dönüş
Kaçıncı karşılaşma?
Züleyha Tuna
15.06.2025
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.