ANLATI
Özlemek için yaşamak lazım.
Unutmak en kolay eylemdir benim için
Bitirmek için bahanemi gerekiyor?
Şubat soğuklarını sunuyorum sana
Şimdi unutabiliriz.
Duyguları daha ne kadar azaltabilirim düşünüyorum.
Senin arzuların ile benim arzularım bu teraziyi bozar.
Hissetmiyorum.
Ah bu ne güzide çelişki?
Çelişkilerin yerinde yeller esiyor
Duygusuzluğu kana kana içiyor
Sabah akşam duble duble.
Beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır.
Ertelenen zaman geldi.
İki bin yirmi beş yılının şubat ayı pek soğuk geçmekte…
Pencere önünde çalışma masası deri koltuk odanın sol duvarını boydan boya ahşap bir kitaplık kaplamakta.
Derlenip toparlanma arzusu ile aylardır dinlenmekteydi. Bu eve kapanış hislerin adını koyması için zaman vermiş ve çalkantılı zihnini durgunlaştırmıştı.
Yaşanmışlıklar bırakmıyor yakasını her an karşısına çıkıp yüzleşecek gibi bir ağırlık hissediyor omuzlarında.
Zaman mekân kavramını kapsayan bir dönence merkezinde bir Ruh.
Dönence.
Şiir, Roman, Yalnızlık…
Gurur ve önyargı…
Tartışmaya çıkıyor her diyalog. Konuşamadığı yerde başlıyor ters psikoloji ve ön yargı kendini gösteriyor. Adı konmayan ilişkilerde sona giden yol, önyargıdan geçiyor gibi.
Gurur dağları devirecek heyhat!
Dinlemek istemiyor, konuşmak istemiyor anla artık! Bu zamana kadar konuşulmadı ki…Sağlıklı bir iletişim varmış gibi geçti zaman, beyhude. Gurur ve Önyargı başrolde artık.
Önyargılarınızı, zannedilmiş yaşanmışlıkları toplayın bayım ve yol alın, kapı açık.
Azat ediyorum tüm varlığını.
Yalnız kalma isteği gecenin karanlığında ağır basmıştı. Uzun bir zaman yalnız kalmak istiyordu.
Penceresinden sokak lambalarını izlemek, yağan yağmuru esen kitaplara, hissetmek, kilometrelerce uzağında kalan yakamozu hayal etmek, yarım kalmış kitaplarını okuyup son sayfanın heyecanını yaşamak, Romanlarda adı geçen kahramanların karakterlerini düşünmek, kahve içmek, çay saati tertip etmek, ara sıra kişisel kitaplara, dergilere göz atmak, müzik dinlemek koltuğa uzanıp saatlerce tavana boş boş bakmak gibi hayalleri vardı.
Kalabalıklardan uzaklaştıkça dinleniyor ve sakinleşiyordu.
Günler haftalar geçti…zaman ilerledikçe mutlu olduğunu hissetti. Evet! Evet hissetti. Hissetmek sadece yalnızla özdeşmiş meğer…Vay Be!
Soru sorulmadıkça cevap verme, dinliyorum denilmedikçe anlatma, Sus artık. Çırpınmayı kes lütfen. Kime ne?
Hakikaten kime ne?
Ayrılmanın da duruşu olmalıydı. Yaşanmışlıklara kaldırıyorum kadehimi. Şerefe!
23.07.2025
Züleyha Tuna
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
[…] Yazarın diğer yazıları için tıklayınız… […]