TİYATRO
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının 39.sunu düzenlediği “Genç Günler” kapsamındaki etkinlikler, Şehir Tiyatrolarının sahnelerinde devam ediyor. 16 Mayıs akşamı, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesinde, Topkapı Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Tiyatro Bölümü, “Böyle de Bir Oyun: Hamlet Sote” adlı oyunu sahneledi.
Gelenekselden moderne harmanlanmış çağdaş meddah gösterisi olarak sahnelenen oyunu, Prof.Dr. Nurhan Tekerek uyarlayıp yönetti. Sahne Amirliğini Haşim Sönmez’in, Işık-Efektini Semiha Çubuk ve Emirhan Çalağan’ın yaptığı oyunda; Aleyna Yılmaz, Neslihan Yıldırım, Sena Pampal ve Tuğçe Enginbağ oyuncu olarak görev yaptılar.

Prof. Dr. Nurhan Tekerek, Shakespeare’in Sabahattin Eyüboğlu çevirisinden uyarladığı oyun hakkında şunları söyledi: “Çürüyen bir şeyler var Danimarka Krallığında. Çürüyen çok şeyler var dünyamızda. Çıkar uğruna savaşlar, katliamlar, cinayetler, ölümler, felaketler. Kan kokusu, çöp kokusu, dışkı kokusu, iç yağ kokusu, ceset kokusu, her türlü iğrenç koku, bazen burnumuzun direğini sızlatmıyor mu? Ha 16.yüzyıl Danimarkası, ha şimdinin dünyası. Habil ve Kâbil miti kadar eski değil mi insanın ve insanlığın bu yok etme zaafı. İlk kardeş cinayetinden insan katliamına giderek artan ölçüde değerler karmaşasına yorucu, yıpratıcı, zorlu bir süreç. Habil-Kabil’den Hamlet’e, Hamlet’ten şimdiye. Dört kadınla kotardığımız bir anlatılı oyun ‘Böyle de Bir Oyun: Hamlet Sote.’ Oy ne biçimsin sen Hamlet… Yoksun sen artık. Koktuk koktuk, çürüdük koktuk! Koktuk koktuk, çürüdük koktuk. Ne dersiniz çürümedik mi dünya olarak? Ama yine yeni yeniden yenilemek bizim elimizde. Yani insanın.”
Anlaşılacağı üzere, bütün kokuşmuşluğumuza, çürümüşlüğümüze karşın, yine de bir umuda açık kapı bırakıyor oyun. Tam da tiyatronun asıl amacına uygun olarak. Yaklaşık 70 dakika ve tek perde süren oyun, sahnedeki dört pırıl pırıl genç insanın mükemmel performanslarıyla , seyirciyi bir an bile sahneden, oyundan ve olaylardan koparmadan, geleneksel tiyatronun bütün güzel örneklerini sergileyerek su gibi akıyor. Zaman zaman seyirciyi de oyunun içine çekerek, sadece koltukta oturup keyifle oyun izleyemeye gelmiş seyirciyi, soru sormaya, düşünmeye, çürümüşlük kokusunu hissetmelerine, bazen kahkaha attırıp, bazen dehşete düşürmeye sevk ettiler. Oyun sonrası seyircilerle oyun hakkında kısa bir sohbet eden, Prof.Dr. Nurhan Tekerek ve oyuncular, hepimize o evrensel soruyu sormamıza neden oldular;
“Var olmak mı yok olmak mı, bütün sorun bu. Düşüncemizin katlanması mı güzel zalim kaderin yumruklarına, oklarına. Yoksa diretip bela denizlerine karşı ‘dur, yeter’ demesi mi?”

Son söz olarak, değerli hocamı ve emeği geçen herkesi yürekten alkışlıyor, yok olmaya yüz tutmuş geleneksel tiyatromuza yeni neferler kazandırdığı için, önünde saygıyla eğiliyorum.
Mehmet Tekkanat
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.