Birgül Karagöz yazdı: ANTİ- KAHRAMANLARIN GÖLGEDEKİ YÜZLERİ BİZİ NEDEN ETKİLER VE NEDEN BU KARAKTERLERİ SEVERİZ?

İNCELEME

Birgül Karagöz yazdı: ANTİ- KAHRAMANLARIN GÖLGEDEKİ YÜZLERİ BİZİ NEDEN ETKİLER VE NEDEN BU KARAKTERLERİ SEVERİZ?
Yayınlanma: Güncelleme: 305 views

Filmlerde ve diğer hikâye anlatım sanatlarında hep bir iyi ve kötünün savaşı vardır ve bizlerde bu mücadeleye şahit oluruz. Genellikle de bu savaş iyilerin kazanmasıyla neticelenir .İzleyici, seyirci ya da okuyucuda farklı yerlerdedir, iyiler ve kötüler. Bir de bu hikâyelerde daha farklı bir yerde konumlandırılan anti-kahramanlar vardır, geleneksel kahramanın dışında. Geleneksel kahramanlar, hepimizin bildiği üzere olay örgüsündeki ana karakterdir ve iyidir. İyiliğini doğruluklarıyla yapar. Malumunuz bir de kötüler vardır ki, iyilik ve doğruluk ekseninden sapmış, ahlak ve idealizm gibi değerleri bulunmayan ve bu duygulardan yoksun karakterlerdir. Anti- kahramanlara geldiğimizdeyse geleneksel bir kahramanın niteliklerinden yoksun bir anlatı kahramanıdır. Anti- kahramanlar genellikle toplum tarafından dışlanmıştır, genelde de acımasızlık, gaddarlık, bencillik, kötümserlik gibi duygulara sahipken , kötü karakterden farklı olarak bu özelliklerini taşırken de klasik kahramanın dürtülerini de içinde barındırır. Klasik kahramanlar gibi verilen görevlerini yerine getirmeye çalışır fakat kullandığı yöntemler ya da izlediği yol yanlıştır.

Edebiyattan birkaç örneğe baktığımızda;
Fyodor Dostoyevski’nin Suç ve Ceza adlı romanında kaleme aldığı Raskolnikov karakteri gibi  Goethe’nin yazdığı Faust’ta Mephistopheles karakteri ya da Dashiell Hammett’ın yazdığı Malta Şahini (The Maltese Falcon)de  geçen Sam Spade karakterinde olduğu gibi. Bu örnekleri daha da çoğaltabilmek mümkündür tabi ki.

Anti kahramanda film olarak baktığımızda buna verilebilecek belki de en iyi örnek ; “ Taxi Driver( Taksi Şoförü) “olabilir. Travis Bickle filmin anti- kahramanı olarak bizi karşılar.Martin Scorsese’nin yönetmenliğini yaptığı en iyi filmlerindendir. Travis rolünü ise Robert De Niro canlandırmıştır. Hikâyede çürüyen topluma ters düşen ve bir anti- kahramana dönüşen Travis karakteri üzerinde durduğumuzda karşımızda onun trajik bir geçmişi olduğu ortaya çıkar. Travis, travmatik sonuçlar doğuran savaştan çıkmış bir askerdir. Hayata karşı amacı ve hayata tutunma nedenleri zayıflamış biridir. Bu ruh hali de onu depresyon ve tembellik gibi duygusal boşluklara da atması da kaçınılmaz olmuştur. Yalnızlık temasının dramatik etkisinin yüksek dozda verildiği filmde, Travis’ın hayatına iki kadın girer. Nerdeyse çocuk denilebilecek yaşta kötü yola düşmüş olan İris ve bir diğer kadın karakterse seçim kampanyasında çalışan genç ve güzel bir kadın olan Betsy’dir. Sosyalleşmede zorluk yaşayan bir karakter olan Travis, Betsy ile çıksa da bir süre sonra Betsy ondan uzaklaşır, anlamsız ve tutarsız hareketlerinden dolayı. Travis’ın yalnızlığı belki de hayatını anlamlandıramaması ve bir düzene sokamamasından kaynaklanmaktadır. Paul Schrader tarafından kaleme alınan bu filmde, kahramanımız Travis, bu iki kadının kahramanı olmak istemektedir. Peki, Travis’da bu kahraman olma arzusu neden oluştuğu diye baktığımızdaysa karşımıza Carl Jung’un ortaya attığı bir arketip çıkmaktadır. Analitik psikolojinin kurucusu olan Jung, her insanın özellikle erkeklerin içinde bir kahraman olmaya duyulan istekten bahseder. İşte bu dürtü, kişileri kahraman olmaya iter. Bu güdüden hareketle, Travis silahını hazırlar, çizmelerini kuşanır, kıyafetini giyer ve şapkasını da takar. Kendisi 20. Yüzyılın kovboyu olmuştur artık kendi dünyasında.

Bu karakterin derinine ve ruh haline inmek istediğimizde, savaştan zihinsel bir harp de yaşamış bir asker karşımızda durmaktadır. Yaşadığı ruhsal sarsıntının onu ne derece yıprattığını anlamak zor olmaz hiç kuşkusuz. İşte bu noktada da, seyirci belki de Travis’ı anlamaya, acısını görmeye ve onun duygularına ulaşmaya başlıyor. Çürümüş topluma uyum sağlayamaması, sosyalleşmeyi başaramaması ve hayatına giren kadınların kahramanı olmak istemesi ve sonrasında acı, dramatik sonun onu bekliyor olması.

İşte bu noktada seyirci Travis’ın acılarına ulaşıyor, onun gözünden onun hayatına bakıyor, empati kuruyor, yaşadığı dramın onu derin bir şiddetin ve öfkenin kucağına atmasını anlar hale geliyor.

Bir diğer örnek olarak Joaquin Phoenix’in canlandırdığı “Joker” karakterini verilebilir. Karaktere baktığımızdaysa  Arthur isminde. hayatı sıkıcı  ve sıradan olan, annesiyle yaşayan bir adam karşımıza çıkmaktadır. Palyaçoluk yapmaktadır. Ruhsal ve sosyal anlamda sorunları vardır. Psikolojik destek almakta, insanlar tarafından dışlanıp, alay konusu olmaktadır. İyi olmaya çabalasa da insanların kötülükleri onu rahat bırakmamaktadır. Sonunda ise bir anti- kahramana dönüşmüş, insanlar kendi elleriyle canavarını yaratmış bir insan durmaktadır artık hikayede. Filmin sonunda Arthur’un yaşattığı trajediden sonra ve hikayede gerçekleşen silahlı saldırıdan sonra TV şovunu izleyen seyircilerden bazıları ona hak bile verebiliyor.

 Diğer taraftan filmi seyreden ve film süresince Arthur’un içinde bulunduğu drama ve sonunda da yaşadığı trajediye şahit oluyor , izleyiciler. Bu da seyircilerin Arthur’un derin acılarını görmesini, gözyaşlarına dokunmasını ve ıstırabını fark etmelerini sağlıyor belki de.

“Ghost Rider ( Hayalet Sürücü)” anti-kahraman olarak örnek verilebilecek örneklerdendir. Hem çizgi filmi, hem de filmi olan bu yapımda Johnny Blaze bir anti- kahramandır. Hikayesine baktığımızdaysa, Johnny, bir sirkte motosiklet şovu yapan bir akrobattır. Babası gösteri sırasında ölmüştür. Johnny’yi baba figürü olan Crash Simpson büyütür. Simpson, kansere yakalanır. Johnny ise babası ölmesin diye şeytanla( daha sonra Mephisto adında bir baş iblis olduğu ortaya çıkan) antlaşma yapar. Fakat şeytan sözünü tutmaz ve babası ölür. Ama johnny’nin ruhunu alır. Johnny  ise kötülükle karşılaştığında hayalet sürücüye dönüşür. Blaze, insan tarafını korumaya çalışsa da, şeytanın onu lanetlemesi nedeniyle ve şeytanın etkisiyle cezalar dağıtır, fakat bunu zalimce yapar ve kanunları kendi dağıtmaya çalışır. Bu özelliklerinde onu bir anti- kahraman yaptığını görmekteyiz.

“Anti- kahramanları neden seviyoruz” Bu sorunun cevabına baktığımızdaysa, Carl Gustaw Jung’un “Gölge” benlik kavramı çıkmaktadır karşımıza. Belki de bu duyguyu bu kavram açıklamaktadır. Carl’a göre gölge benlik, hepimizin bilinçaltında bulunan ve toplumca kabul görmeyen, istenmeyen bastırılmış fikirler, güdüler, içgüdüler, zayıflıklar, sapkınlıklar, arzular ve utanç verici korkulardan oluşan bir alandır. İşte bu gölge bunu temsil ettiği görüşüdür. Anti- kahramanları sevmekle de bu duygu ve düşüncelerimizin açığa çıkması gibidir. Bu anti- kahramanlar, bizim gerçekte cesaret edemeyeceğimiz sözleri söyleyen, yapamayacağımız hareketlerde bulunarak belki de bizde bir rahatlamaya neden olması da muhtemeldir.

Toplumda yaşayan ve düzenin koyduğu kuralları uymak durumunda olan biz insanlar, bu anti- kahramanların hareket ve özleriyle belki de başka bir gizli kalmış bir benliğimize ulaşıyor olmamızın mutluluğunu bırakmış olması da mümkündür, neden olmasın ki! Bu karakterler ve hikayeler belki de bizlerin karanlıkta kalan gizli kalmış, gölgede bekleyen yüzüdür. Gerçi bu karakterler kötü olmayı seçmemiş, kötü olmaya itilmiş kişilerdir. Bu kişiler içlerinde iyilik taşısalar da, amaçları iyiliğe hizmet etmek olsa da kullandıkları yöntemler yanlıştır. Bu karakterler vicdani sorumluluklarını bir kenara bırakmışlardır. Merhametten uzak bir yaklaşım sergilemektedirler. Fakat yaşadıkları şartlar ve durumlar onları kötü olmaya yöneltmiş, doğruyu yanlış yöntemlerle baş etme yoluna gitmişlerdir.

Anti- kahramanlar kim bilir belki de gölgeli tarafımız, sergilenmekten korktuğumuz yanımız, gizlediğimiz karanlıklarımızdır. Şartlar ne sunarsa insan da, onu yaşayandır.  Sebeplerse kahramanları var edendir. Kahramanlar, nedenleri sorgulansa bile gerekçelere direnendir. Mazeretlerse gerçekleri örtmeye eğilimindedir. Gölgeli yanımız bilinçaltımızın bir yerinde  yaşadığı sürece hikaye anlatım sanatlarında iyilerin sevilecek, kadar anti- kahramanlarda varlığını sürdürecektir ve bizler bu kahramanların yaşadığı ya da yaşattığı dramlara şahit olmayı sürdüreceğiz.

BİRGÜL KARAGÖZ

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.