BUGÜN 16 ARALIK / Kübra Erbayrakçı

Sigarada sağlığa zararlı derler. 
‘Zararlıysa zararlı kardeşim’ dedi Ohannes. 

BUGÜN 16 ARALIK / Kübra Erbayrakçı
Yayınlanma: Güncelleme: 483 views

Gözlerinin ardında sakladığı karamsarlığı bir köşeye bırakıp öylece sessizliğe gömülmek istercesine masanın kenarına zayıf vücudunu iliştirirken aklına olur olmayacak şeyler geldi. Aklındaki düşünceleri kovalarken nedensiz bir şekilde bedeni yorgun düştü.

Bugün 16 aralık.

Bu tarihi severek seçmişti. Önemli olan tarih değil de, 16 rakamı idi. 16 rakamı birçok şey ifade ediyordu Ohannes için. Aslında hiçbir şey ifade etmiyordu. İkilemde kalan Ohannes, masadan hızlıca kalkarak pencereye doğru koşturarak kar’ın beyaz tenine bakmak  amacıyla perdeyi çekip daldı yine hayallere. Bugün ne çok şey olmuştu. Elleri üşümüştü beyaz kar’ın hem güzel hem de soğuk tarafıyla. Ve ailesinden ayrılmıştı. Bunun için gelmişti bilinmez denilen kışları soğuk, yazları ne derece sıcak bilmediği bu kente. Kent denilende kentti hani! Büyük, nahoş insanların bir arada olduğu, geleneksel toplum denilen bir kentti. Büyük büyük de apartmanları vardı. Ne içi sıkılmıştı Ohannes’in. Büyük kentlerden, büyük insanlardan hoşlanmazdı. Kaybolmuştu, yok olmuştu, en çok da 16 rakamının gizeminde aramıştı sevgiyi. Dedim ya hani 16 birçok şey ifade ediyordu Ohannes için. Bilinmezliği, bu dünyada küçük bir yıldız kadar değeri olmayışı ve en çok da ayrılıkları..

Bugün ayrılmıştı sevdiğinden. Gözleri mavi ışıldayan, yanakları soğukta kıpkırmızı olan, Palandöken’de tanıdığı, küçücük bedeni olan o kişiden. Adı yoktu onun. Zaten hiçbir zamanda adı ile seslenmezdi ona. Bugün 16 aralık ve sevdiğinin evlendiğini duyduğu kötü bir günü ifade ediyordu artık Ohannes’e. Pencere kenarında kar’ın hızlı akışında, bir zamanlar sevdiği kişinin evlendiğini ve hatta çocuğu olduğunu fısıldayıvermişti kuşlar. Bu kuşlar, pencere kenarına konan kuşlardandı. En çok onlar haber vermeyi severdi. Güvercin değillerdi ama olsun sonuçta kuş kuştur. Hepsi birer haber verme aracı. Anlar insan, kalbinin atışında duyumsar acı gerçekleri. Ohannes de duyumsamıştı bugün. Önce gülümsedi, cebinden bir sigara çıkararak acı acı içmeye koyuldu. Sigarada sağlığa zararlı derler. ‘Zararlıysa zararlı kardeşim’ dedi Ohannes. Birini söndürdü, diğerini yaktı, diğerini söndürdü, öbürküsünü yaktı. Böyle bir günde yapılacak en iyi aktivite buymuş gibi dışarıda yağan kar’a aldırış etmeden keyif çakmaya devam etti. O esnada telefonu çaldı. Doğru ya! bugünde yeterlik sınavı vardı. Bu mutsuz suratla yüksek lisansın bir yüksek leveli olarak görünen doktora’nın yeterlik sınavı.. Telefonun ucunda Aslı hoca.

Aslı hoca, küçük küçük kelimelerle birçok şey anlatırken Ohannes’in eli cebinde, pencere kenarında kuşlarla cilveleşirken; ‘evet evet’ diyerek kapattı telefonu. Ne çok severdi biricik hocasını. Anne gibi şefkatli kalbi vardı. Aman Ha! sakın kızmasın… O zamanlarda acaba nereye kaçsam diye düşünüverirdi insan. Acı ama tatlıydı. Bir hışımla sigarasını söndüren Ohannes, ilk gördüğü eline geçen kalemi alıp, montunu da giydikten sonra attı kendini dışarıya. ‘Aman Allah’ım bu ne soğuk!’ diyerek söylene söylene dağa tepe aşıp üniversiteye varınca söylemlerinin yerini dualar almaya başladı. Sonuçta önemli bir sınavdı. Kaldı mı bir daha geçmesi zor olan sınavlardan. Teknolojinin hakim geldiği dünyada öğrenciydi Ohannes. Teknolojinin ardından insanın yüzünün göründüğü bu dünyada sınavlarda artık teknolojik olmuştu. Beş hocanın karşısına laptop üzerinden geçip kem küm sözlerle başladı. Kem kümle de devam etti mülakat denilen bir o kadar heyecan içeren sınava. Kalp krizi geçirme riski yüksek olan bu sınavlarda Ohannes kalp krizi geçirmedi. İşi eğlenceye vurdu ve şunu düşünmeye koyuldu; ‘Hayat bir espriden ibaret…’ Hayat espriden ibaretti ama Aslı hoca için espri büyük kelime demekti. Kızdı, bağırdı, söylendi, Ohannes duymadı. ‘Evet evet’ dedi ve acısını içine gömüp bugünün 16 aralık olduğunu dile getirdi. Bugün 16 aralıktı ve Erzurum’da deprem olmuştu. Aniden karın ağrısına tutulan Ohannes için depremde bir şaka idi. Sallanmıştı. Oysa ki hergün sallanan bir hayatı vardı. Alkolik olmakta zor işti. Sarhoş olan insan her zaman sallanırdı. Nefes aldı ve nefes verdi. Havaya baktı. Kar yağmaya devam ediyordu. Bu şehirde kar hep yağardı zaten. Bir de soğuk olurdu. Önce ofladı, sonra durakta otobüs beklemeye koyulurken kendine bir hatırlatma geçti. Bugün 16 aralık ve bugün hiçbir zaman unutulmayacak

Kübra Erbayrakçı

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.