91 Yıl sonra Füruzan’ı kaybettik  / Heybet Akdoğan

EDEBİYAT

91 Yıl sonra Füruzan’ı kaybettik  / Heybet Akdoğan
Yayınlanma: Güncelleme: 162 views

“…Annesi korları küllemenin gerektiğini, çünkü bununla ancak ertesi güne ısınacak ateşleri kalabileceğini söylerdi.”

“…İşte o, ” hastabakıcı olursun” dedikleri gün annesi kapıyı açıp girdiğinde bir şey değişmişti. Düşün bir iş bulduk artık. İlk parayla bir çeki kömür alacağım. Sana da lastik çizme. Belki izinli geldiğim günler sinemaya bile gideriz. Bak sana neler alacağım. Ağır hastalara özel yemek çıkarmış, onlardan kalan tavuklar falan olurmuş haşlanmış. Sarıveririm pakete, gizli değil ha, zaten dökülüyormuş. Ziyafet çekeriz kendimize.”
“…Parasız yatılı okuluna alıyorlarmış sizleri.”
“…Sen kazanacaksın, gör bak…”
“…Benim kızım kalmaz sınıfta.”
“…Devlet masrafına ziyan vermez.”
“…Bunları okulun müdürüne, böyle  bir bir anlatırım. Hemen anlar.”
“…Sen okulu bitirip, öğretmen olunca ben de çalışmam hastanede.”
“…Bize bir ev, kışın kömürlüğümüzde odun- kömür gerek. Bir de mutfağımız olur değil mi?”
“…Bu okulu kazanacakların hepsi de benim gibi yoksul çocuklar mı, anne?”
“…Öyle ya yoksul çocukları ki, parasız yatılı için imtihan oluyorlar.”
“…Öyleyse ben burayı kazanırım.”
“…Haftada iki gün sen hastaneden, ben okuldan çıkıp eve döneriz. Sana da konuk günlerinde bakkal bisküvisi alırım.”

Türkçe edebiyatımızın önemli isimlerinden biri olan Füruzan’ı kaybettik. İlk kitabı “Parasız Yatılı” ile 1972 yılında Sait Faik Hikâye Ödülü’nü kazanan kıymetli edebiyatçımız aramızdan ayrıldı. Öykü, roman, şiir ve oyun türlerinde edebiyatımıza eserler kazandıran Feruze Çerçi’yi yitirmenin acısını yaşıyoruz. Füruzan, yukarıda bazı alıntılarını paylaşmış olduğum “Parasız Yatılı” öykü kitabıyla edebiyat dünyamızda önemli bir yer edindi. Türkiye’de hikâyeciliğimizin başyapıtlarından biri olan Füruzan’ın “Parasız Yatılı” kitabı, 1971 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yayımlandı. Eserleri tiyatro ve sanat dünyamıza uyarlandı. Füruzan edebiyatımızın kimsesiz çocukları, yoksulları, ezilmişleri ve yurt dışında emekçi olarak yaşayan gurbetçilerimizdi. Askeri darbelerde işkence gören insanımızı ve sosyal yaşamda azınlıkları anlatan yazarımızdı. Yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle eğitimini tamamlayamayan, yoksullukla boğuşmuş alaylı bir kalemimizdi. Tıpkı Peyami Safa gibi kendi kendini yazın dünyasında yetiştirmiş, yetmişli yılların önemli kadın yazarları arasında bilinen bir kalem işçisiydi. Yazdığı çok önemli öykülerden dolayı eleştirmen Mehmet Fuat tarafından ” Füruzan Olayı” olarak dile getirilmiş ve o günden sonra Füruzan olarak tanınmış usta edebiyatçımız, kitaplarında detaylı gözlemleri ve güçlü anlatımı olan bir yazardı. Sinema alanında Ömer Kavur ile birlikte senaryo çalışmaları yaparak ” Gecenin Öteki Yüzü” isimli hikâye yapıtını TRT’ ye kazandırdı. Füruzan bizlere veda etmeden önce son bir öykü kitabı yazarak bizimle vedalaştı. Son hikâye kitabı “Akim Sevgilim” Füruzan’ın bizlerden ayrılış armağanıydı. Birgün unutulmayacak bir konuşmasında Füruzan: “Üstümüze çöken karanlıklara bugüne değin edebiyatla, sanatla direndim. Öykülerimde ve romanlarımda geçim sıkıntılarını, sosyal çatışmaları, kültürel krizleri, ezilen sınıfları, özellikle kadınların ve çocukların sömürülmesini dile getirmeye çalıştım. Özgürlük, adalet, mutluluk, iyilik, sevgi, aydınlık günler beklentisi hep dilimin ucunda oldu.” demişti.

Şüphesiz Füruzan’ı edebiyat dünyamızda başarılı kılan vurgulamış olduğu bu cümlelerin edebiyata taşınmasıdır. Edebi anlatımını ve yazım ustalığını toplumsal gerçekler üzerine inşa eden Cumhuriyet dönemi yazarımız, elit sınıf tarafından sıradan olarak ifade edilen insanların  günlük yaşamını bütün çıplaklığıyla ilgilendiği edebi türlere işledi. Füruzan’ın ilk öyküleriyle birlikte fark edilen bu yönü ilk günden itibaren edebiyat eleştirmenleri tarafından methiye ile karşılanmıştı. Söz konusu edebiyatçımızın eserlerinin karakteristik tarafını oluşturan bu temalar,sosyolojik değerlendirmelere tâbi tutulacak metinleri ortaya çıkardı. Füruzan’ı Türk öykücülüğünde başarılı kılan diğer bir husus, kadınlara ve çocuklara eserlerinde daha fazla yer ayırdığı şahıs kadrolarıdır. Etrafındaki insanlar tarafından yalnız bırakılmış insanları ve ötekileştirmiş bireyleri toplumsal algıyla kaleme alan edebiyatçımız, sosyal eşitsizlik kavramını oluşum kaynakları ile birlikte ele almıştır. Feruze Çerçi edebiyat hayatına toplumcu- gerçekçi bir anlayışla başlamıştır. Modern Türk Edebiyatımızda insan onuruna ve haysiyetine verdiği değerle eserlerini yazan Füruzan, insan sevgisini ön plana koyarak, yapıtlarında okuyucuya devamlı deneyim alanları açmaya çalışmıştır. Sanatın gücünü kullanarak sevgiyi, umudu ve eşitliği amaçlayan toplumcu Füruzan, varoluşsal sorgulamalara kapılar aralamıştır. Çerçi, Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı içerisinde roman, röportaj, gezi, oyun ve şiir türlerinde metinler vermiş fakat en çok hikâyeciliğiyle tanınan ve yazarlık dışında başka bir işle ilgilenmeyen bir sanatçıydı. Toplumda kadına verilen rolü ve kadının alması gereken rolü irdeleyen, yoksul ailelerin fakirlikten kurtulmalarını çocuklarını okutmaktan geçtiğini, toplumsal bir olgu olarak bizlere aktaran müellifimiz, öykü ve romanlarında insan ilişkilerini toplumsal gerçeklikle uyumlu bir şekilde kurgulamıştır. 12 Mart dönemini anlattığı ilk romanı Kırk Yedi’lilerle, 1975 TDK Roman Ödülü’nü kazanan Feruze Çerçi, kendince yeni bir roman ve öykü dilini kurmuştur. Ece Ayhan’ın deyimiyle, “Füruzan hikâyeye saygınlık kazandırdı.” Türkçe edebiyatın geleneksel izlerini yapıtlarında sürdürmeyi başaran otodidakt kalemimiz Füruzan, edebiyatta ağırlığı ayrıntılara veren, yaşanmışlıktan gelen samimiyetin edebiyatçısıydı. Gerçek yaşamdan seçtiği konularda; çocukluğunu yaşayamamış çocuklar, emeğinin karşılığını alamamış işçiler, bir zamanlar dayanışmanın önemli bir mekânı olan mahalleler, yalnız kadınlar ve sınıfsal çatışmanın belirginleşmiş toplumsal çelişkilerini yaşayan bireyler vardır. Her şeye rağmen derin hüzünlerin yaşandığı Füruzan’ın öykülerinde acılar hiçbir zaman umutsuzluğa terk edilmemiştir.

Yazın hayatında olaylardan çok betimlemelere ve çözümlemelere yer veren Füruzan’ı hep özleyeceğiz! ” O çocuk geziyor kentimizi belleğiyle” diyen Füruzan, bizim belleğimizde hatıralarıyla ve eserleriyle yaşamaya devam edecektir.

Heybet AKDOĞAN

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.