YENİ KİTAP
F. Oto’nun Sanatta Tasarımsal Düşünce ve Felsefi Eleştiriler kitabı yayınlandı. Kitap geliştirdiği sanat teorisini, buna bağlı olarak felsefi tezleri ve karşıt tezler üzerindeki felsefi eleştirileri içermektedir. Sanat felsefesi üzerine uzun dönemli bir işe girişen yazar bu alandaki boşluk ve karmaşayı fark etmiştir. 2017’de sanat felsefesi üzerine ilk kitabı bu konunun tarihsel seyrini kavramak, çözümlemeye çalışmakla ilgiliydi. Ancak sanatın, felsefenin bir dalı olması nedeniyle de ortaya çıkan yaklaşımlar konuyu kompleks ve geniş bir alana yayıyordu. Felsefi öğretilerdeki epistemolojik yaklaşımların ne olduğunu bilmeden ortaya sağlam bir teori çıkarmak mümkün değildir. Yazar teoriyi ele alırken öğretilerin destekleyici ve karşıt taraflarını eleştirel açıdan değerlendirmektedir.
Aristoteles’in dört neden öğretisi sanatta tasarımla doğa arasındaki ayrıma küçük bir nüansla değinir. Modern dönemdeki filozoflar da bu türden bir ayrımın önem ve gerekliliğinin farkında olmuşlardır. Ancak realist yansıtmacı akımlarda bu ayrım adeta kaldırılarak nerdeyse doğrudan bir dış yansıtmacılığa indirgenmişti. Refleksiyon felsefi bir düşünme biçimi olup aynı zamanda metabilişsel (üst biliş), yaratıcı ve yansıtıcı (bilişsel farkındalık) düşünme biçimlerini de içinde taşır. Zihni fakültelerin bu özelliği tabii ki görmezden gelinemez, özellikle sanatçı zihni söz konusu olduğunda. Buradan hareketle sanatın özgün ve özerk bir alan olduğu kendini göstermektedir.
Aristoteles felsefi temellendirmelerin dayanağını oluşturmak üzere mantık ve yöntem açısından on kategori çıkarmıştı. Epistemolojik değerlendirmeler için bu kategoriler bir dayanak oluşturur. Kant da Aristo’nun izinden giderek dört ana kategori belirlemişti. Bu ana ana kategorilerin her biri de üçerli alt kategoriye ayrılır. Yazar, sanatta tasarım refleksiyonu açısından ise kategorileri daha geniş ve içeriksel olarak sistematize etmiştir. Tabii Kant’ın sanat ve estetik tezleri birçok yönden olduğu gibi düalizme ve antinomilere düşerek formalizme dayanır. Bununla ilgili eleştiriler de yer almaktadır.

Ortaya konan epistemolojik ve değerler kategorilerinden sonra argümantasyonların felsefi mantıksal süreçlerle ilişkisi ele alınmaktadır. Bu açıdan Aristoteles’in çelişmezlik mantığıyla modern dönemin Hegel ve Marks’a uzanan diyalektik mantık arasındaki gelişmeler eleştirel bir gözlemle incelenmektedir. Diyalektik materyalizmin de bu bağlamda ekonomi politik, tarihselci yaklaşımı nedeniyle ayrıca üzerinde durulmuştur. Sosyal gelişmeler mantık disiplininin de yeniden şekillenmesine yol açar. Alman idealizminde de karşımıza çıkan diyalektik bu açıdan incelemeye değerdir. Aslında Aristo’nun diyalektik konusunda topiklerde, fizikte, oluş ve bozuluşta dile getirdiği görüşler modern anlamdaki diyalektiğin tezlerini verir niteliktedir. Ancak Aristoteles, bazı açılardan diyalektiği eleştirir ve ilkelerini koyduğu çelişmezlik mantığını savunur. Haklı olduğu taraflar vardır. Diyalektik özünde çelişkileri barındırır, düalizme açık bir kapı da bırakır. Alman idealizminde diyalektiğin nasıl kullanıldığının ipuçlarını bulabiliriz.
Dille ilişkisi bakımından mantıksal atomculuk da ele alınan bir diğer konudur. Kurucularından Wittgenstein ikinci kitabında, bu konuda önceki ileri sürdüğü tezlerin yanlışlığını görmüş ve daha farklı bir yaklaşım benimsemiştir. Anglosakson dünyada ampirizm oldukça etkili bir akım olmuştu. Sansüalizmin kurucusu Condillac ampirizmden etkilenmişti. Bu akımların materyalizmle de ilgisi vardır. Ampirizm ve çevresindeki akımlarda refleksiyonlu düşünme biçimi yadsınır. Dolayısıyla bu konulara da yazar eleştirel bir tartışmaya girmek durumunda kalmıştır.
Felsefi antropoloji, değerler konusunu ele alırken refleksiyonlu düşünme biçimine de karşıt tezler ileri sürer. Konuyla ilgili felsefi eleştiriler burada ele alınarak tasarımsal düşüncenin argümantasyonları gösterilmek istenmiştir.
Tasarım refleksiyonu kişinin salt duygulanımlarına bağlı bir yaratım sanatı değildir. Tasarımsal düşünmede mantıksal argümanlar kendine önemlice yer bulur. Bu açıdan tasarım sanatının yürütülmesinde bazı temel kategoriler kendini gösterecektir. Burada sanatla felsefenin önemli kesişim noktaları ortaya çıkmaktadır. Platon’un “mağara alegorisi” ve Kafka’nın “Dönüşüm” gibi eserleri, tasarımın boyutunda dolaylı yoldan yaşamsal durumlara gönderme yapan örnekler oluşturur. Sanatın, felsefi ve mantıksal bir altyapıya sahip olması gerektiği vurgulanırken, aynı zamanda sanatın sınırları aşan, özgür ve özgün bir deneyim alanı olduğuna işaret edilmektedir. Sanatın çıplak bir formalizmden, formsuz bir yapıdan veya ahlak vaazından ibaret olmadığı, aksine epistemik, etik, estetik ve sanatsal değerlerin bir araya geldiği organik bir bütünlük taşıdığı tezi işlenmektedir.
Sanatta Tasarımsal Düşünce ve Felsefi Eleştiriler, Fatih Oto. Kitap yolakademiyayinevi.com ve kitapyurdu,com sitelerinden temin edilebilir.
…

Yıldız Üniv. Kocaeli Müh. Fak. MYO Elektrik Bölümünden mezun oldu. Anadolu Üniv. Felsefe Lisanı üç yıl sürede onur derecesiyle bitirdi. Eğitim Bilimleri Enstitüsünde Karakter ve Değer Eğitimi Yüksek Lisansını yaptı. Türk Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisansını yaptı. Psikoloji sertifikaları bulunmakta. Çeşitli dergi ve gazetede yazıları çıktı. Resim sanatıyla da uğraşı olup sergiler açtı.
Yazarın sitemizdeki yazıları için tıklayınız…
