KİTAP İNCELEMESİ
“Develerin çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır ve çiÄŸnemeye baÅŸlarlar. Keskin diken devenin aÄŸzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya baÅŸlar. Tuzlu kanın tadı, dikeninkiyle karışınca, bu devenin daha hoÅŸuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı ‘HARESE’ dir. Hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün OrtadoÄŸu’nun adeti budur oÄŸlum. Tarih boyunca birbirini öldürür, ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.” *
İçimizdeki huzursuzluğun bizi sürüklediği o tuhaf tedirginliğin, iyinin ve kötünün, doğrunun ve yanlışın ötesine geçebilmenin, zülmün eşiğinden atlamış olanların acısına ortak olmanın anlatılması neredeyse imkansızdır.
Ama Livaneli bunu başarmış.
Meleknaz, Zilan, Nergis… ve diÄŸerleri.
Öyle çoklar ki!
Ve bizim onlar için yapabileceğimiz bir şey yok. Sadece bu acılı çocukların hikayesini yazmaktan başka.
Livaneli de bunu yapmış.
En iyi bildiği şeyi, onların hikayelerini yazmış.
Deyrulzafaran manastırından kadim dinlere uzanan trajik bir aşk hikayesini Türkiye ve Ortadoğu gerçekleri üzerinden kendine has üslubuyla anlatan Livaneli, yer yer coğrafyaya dair meseller ve alıntılarla beslemiş romanını.
Dinsel farklılıklar nedeniyle bıçak gibi keskin yasaklar ve inançların iÅŸlendiÄŸi Huzursuzluk, sadece yaralı bir coÄŸrafyada yaÅŸananlara dair bir roman deÄŸil. Bu kitabı OrtadoÄŸu’nun inancın her ÅŸeyin üstünde tutulduÄŸu topraklarında, 6000 yıllık kadim bir dine sahip Ezidi halkının bilinmeyen, yanlış bilindiÄŸi için hep ötelenen. nefret edilen, lanetlenen insanlarının İşid tarafından uÄŸradığı zulme yakılmış bir ağıt olarak kabul etmek sanırım daha doÄŸru olur.
Onlar da bilir, “İnsanlık aÄŸacının kırılmış bir dalı olduklarını”. Bu yüzden kabullenmiÅŸlerdir her türlü acıyı. Sadece merhamet görmeye tahammülleri yoktur. Zira Meleknaz’ın gözleriyle söylediÄŸi gibi, “Merhamet zulmün merhemi olmaz!” Öyle ki, tarih boyunca uÄŸradıkları soykırımda akan kanlarını ne Dicle’nin ne de Fırat’ın suları temizleyebilir.
Roman, Mardin’li bir gençle Ezidi bir kızın sevdasından daha ötesine geçiyor. Günümüzde hala insanların inançları adına öldürülmelerinin anlamsızlığını, korkunçluÄŸunu, yarattığı acıları, açtığı yaraları okurken, DoÄŸu-Batı mitolojisinden ve Mardin halk kültürüne dair söylemlerden de yararlanıldığını görüyoruz. Ayrıca, Ezidi -Müslüman evliliÄŸinin yasak oluÅŸu, tavus kuÅŸunun kutsallığı, melek tavus inanışı, mavi elbise giyilmesi gibi Ezidi inanç ve gelenekleri hakkında dozunda bir anlatımla okuyucuyu bilgilendirirken, Ezidiler hakkındaki ön yargıları da ortadan kaldırıyor.
Ezidi’ler İyiliÄŸin ve kötülüğün ötesinde bir yer olduÄŸuna inanıyorlar.
Umarım vardır.
Zira huzura kavuşacakları tek yer orası olmalı.
Ya diÄŸer insanlar?
Onlar nasıl huzura kavuşacaklar?
Onlar, içlerindeki hareseden kurtulabilecekler mi?
Yoksa, hırsları ve ihtirasları yüzünden kendi kendilerini yok mu edecekler?
 Zülfü Livaneli / Huzursuzluk /Doğan Kitap 2017
*age say.46
Melek Koç
Yazarın diÄŸer yazıları için tıklayınız…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.