ŞAİR EDİZ SERVAN ERDİNÇ’TEN MEHMET ALİ BULAT’A MEKTUPLAR

ŞİİR

ŞAİR EDİZ SERVAN ERDİNÇ’TEN MEHMET ALİ BULAT’A MEKTUPLAR
Yayınlanma: Güncelleme: 452 views

Siirtli Mehmet Ali Bulat’a Birinci Mektup

Kalbimde semadaki en aziz sevgiliydi
Güneş gibi sımsıcak kırmızı gül Ali’ydi
Kardeşliğin aşkıyla sana kurbandır canım
Ölümünün hüznüyle doldu taştı her yanım
Anılarla ağlar bu şehrin kaldırımları
Her dem seninle gülen benzim şimdi sapsarı
Kimseyi incitmezdin, efendiydin, cesurdun
Yediden yetmişe tüm gönüllerde taht kurdun

Rüzgâr gibi eserdik Kayıklı yokuşunda
Bahardım, gülüşünle bana dokunuşunda
Günler kağıtlar gibi çamur dolu ve yırtık
Boynu bükük başımı hangi el okşar artık
Bulutlar içindesin, hep yakışıklı abim
Bilsen nasıl büyük bir ızdıraba sahibim
Özlemin bağrımıza döker avuç avuç tuz
Mahcup seslerle acı içinde susuyoruz

Sanki yüce dağların şefkat dolu eliydi
Tarihe hiç sığmayan eşsiz aslan Ali’ydi
İçimizde her gün hep yedi şubat soğuğu
Bıçak gibi kesiyor aldığımız soluğu
Kızlar Tepesi şaşkın, Bahçelievler topal
Senden sonra yaşlanan ağaçların dili lal
Boynumuz kıldan ince haşa değiliz asi
Durmadan efkâr dolu akar Botan Vadisi

Çocuk gibi masum, çocuk gibi deliydi
Yüreğinden herkese huzur veren Ali’ydi
Bir ıslık gibi geçen dolmuşlar arabalar
Gözlerim Güres’te hep çok uzaklara dalar
Üstüm başım dumanmış, sensiz hâlim yamanmış,
Dünyanın her şeyi de kocaman bir yalanmış
Zaman derman olamaz böyle büyük hasrete
Doğranmışım, ölmüşüm, toprak kavuşmaz ete

Otuz yedi yaşında, gencecik ölüm erken
Yalnızlık çelik yumruk, Andera’dan inerken
En güzel yüreklerin tutunduğu dalıydın
Aşk dolu sohbetinle Pervari’nin balıydın
Ölümsüz aşkın Hoşya yengem liseden beri
İkinizsiniz gökte parlayan iki peri
Kızların, oğulların kokun gibi cennettir
Önce Allah’a sonra bizlere emanettir

Baş tacı, bu mübarek insan sanki veliydi
Can özümüze her dem mana veren Ali’ydi
Yaradan komşu etsin Muhammet Mustafa’ya
İpek gibi yumuşak ruhun değsin şifaya
Öğrencilerin dostu, kabrinde rahat uyu
Unutulmayacaksın kalplerde ömür boyu
Seni sevenler sensiz bu dünyayı neylesin
Sonsuz merhametiyle Allah rahmet eylesin
Gece gündüz demeden toprağın huzur dolsun
Hakk’ın inayetiyle mekânın cennet olsun
O gün senin yerine bu dostun ölmeliydi
Ediz Servan Erdinç’in öz abisi Ali’ydi
Sen Eymen’sin, Şeyma’sın görünürsün her yerde
Bir gün kavuşacağız en mesut gölgelerde

Ediz Servan Erdinç

Siirtli Mehmet Ali Bulat’a İkinci Mektup

Vallahi fani dünya bıraktığın gibidir
Hepimizin canını sıkıyor Mehmet Ali’m
Güldürmeyen yokluğun hasretin en dibidir
Biz çaya çay da bize bakıyor Mehmet Ali’m

Herkes öğrencilere ısmarlamıyor yemek
Pazarda fiyatlar hep ateşten gömlek demek
Garibanların alnı her gün verse de emek
Felek bizleri zora sokuyor Mehmet Ali’m

Balıklar koşmak için aslanlarla yarışır
Tavuk kümesi satar, tilkilerle barışır
Edepsiz başkasının hayatına karışır
İnsan böylelerinden bıkıyor Mehmet Ali’m

Namaz kılarlar ama dilde hiçbir tat yok ki
Arıyız derler ama balda hiçbir tat yok ki
Bahçıvandırlar ama gülde hiçbir tat yok ki
Gözyaşlarım durmadan akıyor Mehmet Ali’m

Muhtacız Allah olan padişahın tacına
Baba kızına diyor yardım etme bacına
Anladım ki hiç kimse derman vermez acına
İnsanlığımız yaprak döküyor Mehmet Ali’m

Karısı kocasına öğütlüyor çalmayı
Daha güzel olmaz mı bilsek gönül almayı
Yaradan esirgesin cehennemde kalmayı
Zaman bizi nereye çekiyor Mehmet Ali’m

Aldanıp da şeytanın nur yüzünü görenler
İtlik yolunda torpil yapıp işe girenler
Pak ruhunu Gayya’da son çarmıha gerenler
Aşk alfabesini zor okuyor Mehmet Ali’m

Hakkı çaysız, böreksiz, pastasız yemiyorlar
Yılanlar karıncanın kanını emiyorlar
Bir gün bile aynaya bakıp hiç demiyorlar
İftira evi barkı yıkıyor Mehmet Ali’m

En tatlı rüzgâr gibi Kayıklı’da nefesin
Harama, mala, mülke hiç olmadı hevesin
Türküye, saza, söze sığmaz gönül kafesin
Erken gitmen kalpleri yakıyor Mehmet Ali’m

Dostluğun bahçesinde açan en güzel güldün,
Korkmadan son nefeste bile sımsıcak güldün
Senden çok şey öğrendim, mert yaşadın, mert öldün
Girdiğin toprak cennet kokuyor Mehmet Ali’m

Ediz Servan Erdinç

Siirtli Mehmet Ali Bulat’a Üçüncü Mektup

Siyaseti, futbolu, evliliği boş verdim
Her şeyin kahkahası göçtü be Mehmet Ali’m
Yaradanla baş başa sonsuz huzura erdim
İnsanlar hep kanımı içti be Mehmet Ali’m

Severler zorbalıkla millete karışmayı
Gönül bunlarla asla istemez barışmayı
Makama tapanlarla bıraktım yarışmayı
Varsın desinler korkup kaçtı Mehmet Ali’m

Başımdan, sakalımdan, saçımdan size ne yav
Yoksulu sevmek olan suçumdan size ne yav
Ve hatta tekmelenen kıçımdan size ne yav
Bak gördün mü, laf lafı açtı be Mehmet Ali’m

Torpille işe girer, oruç tutacaksın der
Müslümanlığımızdan utanır hem gök hem yer
Sımsıcak eski günler gibi bana akıl ver
Yangınlar boğazımdan geçti be Mehmet Ali’m

Kuş kuşun yuvasını bozmaz ama insanlar
Terziyle bile dikiş tutmaz yama insanlar
Aşkla kapı yerine vurur cama insanlar
Her yere parçacıklar saçtı be Mehmet Ali’m

Doktor zengine başka, hastaya neden başka
Paraları görünce geliyor hemen aşka
Eğitimli kişiler böyle olmasa keşke
Herkes kötü olmayı seçti be Mehmet Ali’m

Yandık ama pişmedik cahillerin eliyle
He deyip geçeceksin, uğraşılmaz deliyle
Her dem gitmesin diye sımsıkı can havliyle
Tuttuğumuz uçurtma uçtu be Mehmet Ali’m

Şekeri tadamadım, senden sonra tadı yok
Sayfaya sığmaz, böyle bir sevginin adı yok
Gülerim diye derler Servan’ın feryadı yok
Hasret bizi ikiye biçti be Mehmet Ali’m

Ediz Servan Erdinç

Siirtli Mehmet Ali Bulat’a Dördüncü Mektup

Bugün dertlenip ben ve dostumuz Ahmet Çekin
Mezarının başında oturduk Mehmet Ali’m
Bayramlar senden sonra artık hiç değil tekin
O güzel bayramları yitirdik Mehmet Ali’m

Telefon elden düşmez, sohbet nedir bilen yok
Bu fakir milletle hem ağlayıp hem gülen yok
Mazlum yanaklardaki gözyaşları silen yok
Güzel olan her şeyi batırdık Mehmet Ali’m

Kocası zalim biri ama kadın savunur
Kur’an-ı dışlar, kendi fetvasıyla avunur
Haksızlığa uğrayan kişiye çok sevinir
Adaleti nereye götürdük Mehmet Ali’m

Kahpelikle dönüyor fırıldaklar köşeyi
Yalamayı sevenler bırakmıyor şişeyi
Çakalların kuzuya bıraktığı neşeyi
Kaşıkla yiye yiye bitirdik Mehmet Ali’m

Şeytan insan rolünde aşkın resmini çizer
Cimriler utanmadan insanım diye gezer
Güçlüler bu devirde efendileri ezer
Hepsini falakaya yatırdık Mehmet Ali’m

Biz de gidelim kuşlar kartalları tutmadan        Kor hasretin bu iki deliyi kanatmadan
Baharda, kışta, güzde, yazda ha unutmadan
Bu çiçekleri sana getirdik Mehmet Ali’m

Ediz Servan Erdinç

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.