Röportaj / Gülten Doğruyol İncesu: “Ben, edebiyatı bir bütün olarak görüyorum.”

Şair ve yazar Gülten Doğruyol İncesu ile Beşinci Sanat olarak gerçekleştirdiğimiz röportajda sorularımıza içtenlikle cevap veren Gülten Doğruyol İncesu, şiir anlayışının, kimi zaman duygu yükleriyle, kimi zaman da toplumsal olguların..

Röportaj / Gülten Doğruyol İncesu: “Ben, edebiyatı bir bütün olarak görüyorum.”
898 views

Şair ve yazar Gülten Doğruyol İncesu ile Beşinci Sanat olarak gerçekleştirdiğimiz röportajda sorularımıza içtenlikle cevap veren Gülten Doğruyol İncesu, şiir anlayışının, kimi zaman duygu yükleriyle, kimi zaman da toplumsal olguların somut dışavurumuyla ortaya çıktığının altını çizerken; şiire yeni başlayanlar içinse: “Karışıklıktan, özentiden uzak, yalın, berrak ve özgün olmalıdır.” ifadesini kullandı.

Enver Karahan:
Merhaba, sevgili Gülten Doğruyol İncesu… Öncelikle, bize bu söyleşi olanağını sağladığınız için teşekkür ederiz.

Gülten Doğruyol İncesu:
Merhaba. Bana kendimi ifade etme olanağı sağlıyorsunuz. Asıl ben teşekkür ederim.

Enver Karahan:
Biz sizi, o abartı ve süsten uzak, insanın içine işleyen duygu yüklü şiirlerinizle tanıdık daha çok. Daha sonra düzyazıya, özellikle de öyküye yöneldiğinizi görüyoruz. Bunun sizce özel bir nedeni mi var? Şiirden, şiir yazmaktan vaz mı geçtiniz?

Gülten Doğruyol İncesu:
Hayır, hiçbir özel nedeni yok. Ben, edebiyatı bir bütün olarak görüyorum. Her dalı, bir diğerini bütünler. Edebiyatla haşır neşir olduğunuzda, kimi zaman şiirle, kimi zaman öykü ya da romanla, kimi zaman da edebiyatın diğer türleriyle ifade edersiniz. Her biri ayrı bir ifade biçimidir ama aslında hepsi aynı amaca, anlaşılma amacına dönük bir edebi yoldur. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Bu, şiirden vazgeçtiğim anlamına gelmez elbette. Şiir yazmayı sürdürüyorum, okuyucusunu buldukça sürdüreceğim de…

Enver Karahan:
Edebiyatın her türüyle uğraşmak, etkili yapıtlar üretmek, sizin coğrafyanızın bir özelliği olmalı. Kısaca kendinizden ve coğrafyanızdan biraz bahseder misiniz?

Gülten Doğruyol İncesu:
Severek… Sizin de bildiğiniz gibi çocukluğum, memleketim Ardahan’da geçti. Türkiye’nin en soğuk ikliminde ve fakat en sıcak insanlarının arasında… O güzel halkın arasında, büyüklerimden maniler, koşmalar, ağıtlar, varsağılar, destanlar dinleyerek büyüdüm. Kulaklarım onların sesiyle doldu. Ve İstanbul’un karmaşasına, henüz ilk gençlik yıllarımı yaşarken girdiğimde de besinim, o kulağıma doldurduğum halk edebiyatı ürünleri oldu. Eğitimim, ardından da iş alanım beni İstanbul’a çiviledi. Ama yüreğim ve aklım, hep o kulak dolgunluklarımda kaldı. Bugün bir çocuk annesiyim ve hâlâ o ilk öğrendiklerimin kaynağına koşmaya, ulaşmaya çalışıyorum. Hâlâ annemin, Pir Sultan Abdal’dan okuduğu deyişlerin büyüsü altındayım. Şiiri sevmem de bu yüzden olmalı…

Enver Karahan:
Şiir nedir sizin için?

Gülten Doğruyol İncesu:
Şiir, annemdir. Çünkü şiir dendiğinde, aklıma ilk o gelir. Anadolu coğrafyasının yazgısı yastır, acıdır ve aynı zamanda, gözlerinden yaşlar süzülürken gülümseyebilmektir. Feodal kültürün o zor koşullarında, acımasız sömürüye karşı dayanışmadır, mücadeledir şiir. Şiir, edebiyat olduğu kadar bende felsefedir, ideolojidir. Anadolu’da ağlayan bir kadının yaşlı gözleridir. İşkencede bile gülmeyi becerebilen bir devrimcinin anneye, annesine selamıdır.

Enver Karahan:
Şiir, bazen duyulup kulakta kalan bir sözcükle şekillenir. Bazen de gözleme dayalı bir durumdan beslenerek ortaya çıkar. Gülten Doğruyol İncesu’nun şiirleri nasıl ortaya çıkmıştır?

Gülten Doğruyol İncesu:
Şiir bende bir yaşam felsefesidir. Kimi zaman duygu yükleriyle, kimi zaman da toplumsal olguların somut dışavurumuyla ortaya çıkar. Yaşadığımız coğrafya, bir insan manzaraları laboratuvarıdır. Akla hayale gelmedik her türlü olayın yaşandığı bir cenderedir. Bunca değişik karakteristik yapıda insan bolluğunun içinde, bunca olayın yaşandığı bir yerde, sanatla uğraşan bir insanın duyarsız kalması için, beyinsel fonksiyonlarını yitirmiş olması ya da kalemini, bu karmaşadan yararlananlara satmış olması gerekir. Ben de her sanat tutkunu gibi bu coğrafyada yaşıyorum. O hepsi birbirinden farklı karakterleri görüyor, tanıyor; olaylara tanık oluyorum. Ve damıttığım duygularımla düşüncelerimi, mantık süzgecinden geçirerek şiirleştiriyorum.

Enver Karahan:
Biliyorsunuz, günümüzde, edebiyat dünyasında şiir ve imge üzerine birçok tartışma dönüyor. Siz bu tartışmanın neresindesiniz? Sizce şiirde imgenin yeri ne olmalıdır?

Gülten Doğruyol İncesu:
Tartışanlara kuşkusuz saygı duyuyorum. Ama ben bu tartışmanın dışındayım. Teknik yanı olmakla birlikte, bence şiir, bütün bu tartışmaların dışında, bambaşka bir şey… Yürekten yüreğe akıştır şiir. Duyguların dışavurumudur. Şairin okuyucusuna iletisidir. Ortaklaşmasıdır. Bütünleşmesidir. Bu nedenle de ben, şiir akımlarına fazla takılmak istemiyorum. İkinci yeniciler gibi şiiri imge odaklı düşünmüyorum. Ama bu, şiirde imgeyi yadsıdığım anlamına gelmemeli. Tıpkı halk şiirinde olduğu gibi, ben içimden geleni yazarım. İmge de o şiirde bir şekilde yerini bulur. Şiirde de düzyazıda da söyleyeceklerimi açık ve net söylerim. Söz oyunlarına başvurmam, dolambaçlı yollarda dolaşmam. Bu bağlamda da Nâzım Hikmet ekolünü daha gerçekçi ve somut buluyorum. Devrimci kültürü, toplumcu yapıyı ve bireysel olarak da halkçı şiir anlayışını daha içten ve etkili buluyorum.

Enver Karahan:
Türkiye’de roman, öykü, deneme gibi türlerin yanında, şiirin yeterli ilgiyi görmediğini ve özellikle yayınevlerinin satış kaygısıyla şiir kitabı yayımlamaya mesafeli oluşlarının şiire duyulan ilgiyi azalttığını düşünüyor musunuz?

Gülten Doğruyol İncesu:
Gelişen teknoloji sayesinde, internet ağıyla sosyal medyada güçlü bir yayın ağı oluşmuş. Bazen istenmeyen durumlar yaşansa da, örneğin gerçek şairin adı dışlanarak şiir aparmaları olsa da, aslında şiir severler daha da artıyor bence. Ama vahşi kapitalizm çıkmaza girip kâğıt fiyatları tavan yapınca, kitap maliyetleri de gazaba dönüştü. Bu durum, doğal olarak önce yayınevlerini altüst etti. Artık bin düşünüp bir kitap üretir hale geldiler. Hangi türün okuyucusu çoksa, hangisinin sürümü fazlaysa ona yöneldiler. Onlarınki bir bakıma korunma, kendini güvenceye alma içgüdüsü… Umarım durum değişir.

Enver Karahan:
Şiire yeni başlayanlara ne tavsiye edersiniz?

Gülten Doğruyol İncesu:
Şiir, teknik donanımın yanı sıra, her şairin kendine özgü bir seslenme biçimidir. Önemli olan, duygu ve düşüncelerini iyi ifade edebilmesidir. Karışıklıktan, özentiden uzak, yalın, berrak ve özgün olmalıdır.

Enver Karahan:
Dünyada ilk üç şair desek aklınıza kimler gelir?

Gülten Doğruyol İncesu:
Olmazsa olmazımız Nâzım Hikmet, Pablo Neruda ve Federico Garcia Lorca…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.