Enver Karahan’ın İncelemesiyle: Cemil Yüksek’ten Yüreğe Dokunan Şiirler ‘’ SESİMİ KENDİM DUYMAM’’

Kitap İncelemesi

Enver Karahan’ın İncelemesiyle: Cemil Yüksek’ten Yüreğe Dokunan Şiirler ‘’ SESİMİ KENDİM DUYMAM’’
Yayınlanma: Güncelleme: 161 views

Yüreğe Dokunan Şiirler alt başlığında Cemil Yüksek’in ikinci kitabı olan ”Sesimi Kendim Duymam” geçtiğimiz aylarda Tunga Yayınları güvencesiyle raflarda yerini almıştı. 143 sayfadan oluşan kitabın sunuş kısmını ise Salih Altun üstlenmiştir.

Eğitim emekçisi Cemil Yüksek’in ‘’Dünyayı Sığdırırdın Avuçlarına’’ adlı şiir kitabından sonra, ikinci kitabı olan ‘’Sesimi Kendim Duymam’’ eseriyle bizleri duygu derinliğinin içine çekerken, daha coşkulu bir anlatımla bizleri sarsıyor adeta. Salih Altun sunuş kısmındaki bir paragrafta şunları söylüyor:

‘’Onlar, omuzlarına yüklenen bu kayayı taşımaya razıdırlar; ancak yazık ki çoğu kez uğrunda hüküm giydikleri insanlar, yalnız bırakırlar onları. Taşıdıkları kaya değil de bu duyarsızlıktır onları yıkan. Ama onlar her şeye rağmen sevdalarından, kavgalarından vazgeçmezler. Bilirler ki vazgeçenler ozan olamazlar.’’

Bu minvalde, değerli şair Cemil Yüksek hayatının hiçbir döneminde kavgasından vazgeçmeyen bir insan olarak mücadelesini sürdürmektedir. Haksızlığa ve hukuksuzluğa, dizelerindeki özlü ve özgün anlatımıyla karşı çıkmaktan geri durmuyor. Ve korkmuyor en ön saflarda yer almaktan.

Anlaşılır, sade dilini bu eserinde de uyguluyor şair. ‘’Şair burada ne demek istedi?’’ dedirtmiyor bizlere. Şairin dediği gayet net. Okuyucu ise bu netlikten kendine ders çıkarmaya, onu uyarmaya, sorgulamaya davet ediyor ve şöyle sesleniyor bizlere:

 

Eğip bükmeye ayırdığınız emeği

Düzeltmeye verseydiniz

Bütün eğriler

Dik köşeli olurdu!

Ve bu denli yamuk olmazdı yaşam

Kim bilir?

 

Cemil Yüksek, ilk kitabında olduğu gibi bu eserinde de şiirlerine başlık koymayı okuyucuya bırakmıştır. Bunu yapmasındaki amacı şöyleydi: Başlığı okuyan okur, şiirden ne anlaması gerektiğini bilerek ister istemez kendini dar bir alana hapsetmektedir. Bu da şiirdeki anlatıma geniş bir açıdan bakılabilmesini engellemiş olur. Cemil Yüksek’in şiirlerini bu anlayışla okuduğumuz vakit birkaç dizelik şiirinde bile bir öykü canlanır zihnimizde. ‘’Şiir yalın olmalıdır’’ diyen Cemil Yüksek, anlaşılır dilini ve kendine özgü tarzının belirginliğini bu eserinde de bizlere göstermektedir.

Cemil Yüksek’in ‘’Dünyayı Sığdırırdın Avuçlarına’’ adlı ilk kitabını incelediğimizde iki bölüme ayrıldığını görmekteyiz. İlk bölümü, kaybettiği yoldaşına, dostuna yazdığı şiirlerden oluşmaktaydı. ‘’Dostun dosta selamı’’ olarak adlandırmıştım. Bu eserinde de bazı şiirlerinde dostunu anmaya devam ettiğini görmekteyiz. Aralara serpiştirdiği bu şiirlerle, ‘Ne kadar mücadele içinde olsam da her zaman aklımdasın’ demek istemiştir sanki. İçinde taşıdığı dost özlemini, sönmeyen bir ateş gibi bir elinde tutarken; diğer elinde ise sevgiyi, umudu, kavgayı, mücadeleyi, adaleti aynı kuvvetli duygularla taşıdığını görmekteyiz.

 

O güzel söyleşiler,

Tarifsiz, sınırsız mavralar,

Yeşil erikli dolmalar,

sabaha kalmamış gülmeler,

hepsi, hepsi bitti!

O hepsiydi,

Hepsi onunla gitti…

 

Cemil Yüksek bu eserinde daha yüksek bir tondan sesleniyor insanlara. Düşten ve hurafeden arınmış, salt gerçeklikle bakmamızı istiyor hayata. Bilinçli bir toplumun inşasının gerekliliğini haykırırken, ‘’Farkında değilsin!’’ diye uyarıyor insanı/insanları.

Coşkulu ve öğretici bir anlatımla seslenirken, aynı zamanda görmediklerimizi gösterip, farkına varmamızı sağlıyor. Taşıdığı umudu dizelerinde haykırırken; ‘’Yakmadan / Yanmadan / Yaşanacak günler vardır elbette’’ diyerek, umudu yitirmemeyi öğütlüyor.

 

Sen yaşadığını

Sanıyorsun ya,

Yaşam bu değil!

Kanıyorsun ya

Üç kuruşa,

Kölesi oluyorsun ya

Sermayenin,

Beynini üfürükle,

karnını katıksız ekmekle

doyuruyorsun,

doyduğunu sanıyorsun ya…

Açsın ama,

farkında değilsin,

bu yüzden

yarım yamalak

şu yaşanası

düttürü, dönek dünya…!

 

Cemil Yüksek, yer yer kullandığı aforizmalarıyla üçüncü kitabının da ipucunu vermiş oluyordu. Daha nice eserler kaleme almasını dilerken şu dizelerle yazımızı sonlandırıyoruz.

 

…Ve anladım ki;

mutluluk da

mutsuzluk da

tekil değil çoğulmuş…

Enver Karahan 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.