Mavi mi Pembe mi? / Hatike Şengül

ANLATI

Mavi mi Pembe mi? / Hatike Şengül
Yayınlanma: Güncelleme: 192 views

Bir balon patlıyor ve insanlık bir anlığına nefesini tutuyor. Çünkü tarih boyunca insanlığın sorduğu en büyük sorulardan biri yeniden soruluyor: Mavi mi, pembe mi? Sanki evren yıllardır iki renkli bir boya kutusuyla çalışıyormuş gibi herkes gökyüzüne bakıyor. Konfetiler havada süzülüyor, telefon kameraları titriyor, bir teyze daha patlamadan sonucun erkek olacağını açıklıyor. Çünkü teyzenin içgüdüleri NASA’nın uydu sistemlerinden bile daha güvenilirdir. Henüz dünyaya gelmemiş bir bebek ise bu sırada gayet mütevazı bir faaliyetle meşguldür: uyumak. Dışarıda ise insanlık büyük bir renk kehaneti töreni düzenlemektedir.

Cinsiyet partileri modern insanın en incelikli ritüellerinden biridir. Pastayı kesersiniz ve içinden bir renk çıkar. Herkes şaşırır. Daha doğrusu şaşırıyormuş gibi yapar. Çünkü çağımızda şaşırmak değil, şaşırıyor gibi görünmek önemlidir. Kameralar açıkken kimse sade bir yüz ifadesiyle duramaz; zıplamak, bağırmak ve en az iki kez “Aaaa!” demek gerekir. Bu sırada amcalar halay çekmeye hazır bekler, dayılar konfeti tüplerini yanlış yöne doğrultup komşunun balkonuna mavi duman gönderir. Bir balonun içinden çıkan renk birkaç saniye içinde akrabaları sosyoloğa, komşuları genetik uzmanına dönüştürür. “Ben demiştim,” diyen bir teyze, insanlık tarihinin en büyük bilimsel keşiflerinden birini yapmış gibi ortalıkta dolaşır.

Bütün bu törenin en dramatik anı ise o meşhur patlama anıdır. Balon patlar, renk çıkar ve insanlar büyük bir kozmik sırrın çözüldüğüne inanır. Oysa evren bu sırada oldukça sakin görünmektedir. Güneş yerinde durur, kuşlar uçmaya devam eder, mahalle bakkalı fiş keser. Yani evrende dramatik bir değişiklik olmaz; değişen tek şey bahçedeki dumanın rengidir. Ama yine de herkes bu anı tarihe geçirecekmiş gibi telefonunu kaldırır. Çünkü tarih artık kitaplarda değil, hikâye paylaşımında yazılmaktadır.

Cinsiyet partilerinin asıl büyüsü burada başlar: İnsanlık birkaç saniyeliğine renklerle kader okuma sanatına inanır. Mavi çıkarsa tribün coşkusu, pembe çıkarsa narin bir sessizlik… Sanki çocuk doğduğu anda bir futbol takımına transfer olacak ya da balerin olmaya söz vermiş gibi herkes geleceği tahmin etmeye başlar. Bu sırada henüz doğmamış olan kişi, içeride tamamen tarafsız bir şekilde yüzmektedir. Ne maviye oy vermiştir ne pembeye. Hatta büyük ihtimalle henüz renklerle ilgili güçlü bir politik görüşü bile yoktur.

Ama gösteri sürer. Konfetiler süpürülür, videolar yüklenir, yorumlar yağar. “Maşallah,” “Hayırlı olsun,” “Ben zaten hissetmiştim.” İnsanlık bir kez daha büyük bir ritüeli başarıyla tamamlamıştır: bir rengi öğrenmiştir. Sonra herkes evine döner, duman dağılır, bahçedeki plastik bardaklar toplanır ve hayat kaldığı yerden devam eder.

Oysa bütün bu gürültünün ardından geriye çok sade bir gerçek kalır: Bir bebek dünyaya gelmek üzeredir ve dünya hâlâ biraz karmaşıktır. En radikal cinsiyet partisi hiçbir şey patlatmadan yapılanıdır. Sessiz bir oda, bir kalp atışı ve dışarıda hâlâ hangi rengin daha doğru olduğuna karar verememiş bir kalabalık.

Aslında hayatın en büyük sürprizi, pastadan renk çıkmamasıdır.

Hatike Şengül

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.