MİZAH ÖLMEZ YATALAK KALIR / Ahmet Zeki Yeşil

ANLATI

MİZAH ÖLMEZ YATALAK KALIR / Ahmet Zeki Yeşil
Yayınlanma: Güncelleme: 704 views

Mizah ölmez ama yatalak kalır! Günümüzde mizahın durumu aynen budur. Her türlü küfür ve her türlü belden aşağı söz mizah sayılıyor. İnsanlar, yaşamdan haberdar olmayan ve geyik esprilerle güldürülmeye çalışılıyor. Oysa komik olan her şey mizah değildir. Bizi güldüren/gülümseten herkes de mizahçı değil. Halkın sesi olmayan ve halkın sorunlarını dile getirmeyen mizaha, geyik muhabbeti desek daha doğru olur. Belki güldürür, hepsi o kadar… Okuyanın/izleyenin zekâsını harekete geçirmez. Görünenin dışında farklı bir şey söylemez. Kimseyi rahatsız etmez, kimseye mesaj göndermez. Peki, mizah nedir? Toplumlara, sınıflara ve uluslara göre farklılık gösterdiği için pek çok tanımı yapılabilir. Kısaca, “Mizah, güldürürken düşündürme sanatıdır” diyebiliriz. Mizah yazıyla yapıldığı gibi karikatür, fotoğraf, heykel, tiyatro ve sinema ile de yapılabilir. Güldürecek, düşündürecek ve yaşadığımız hayatı sorgulayacak. Amaç düşündürmek, araç güldürmek, görevi ise sorgulamak ve eleştirmektir.

Mizah nasıl bu hale geldi? 90’lı yıllarda, özel televizyonlar ve internet ile tanıştık. Ardından hayatımıza giren sosyal medya, hem toplumda hem de mizahta hızlı değişime neden oldu. Yeni tür mizah, daha çok sosyal medyada yaşamaya başladı. Çünkü internet ortamında bir şey üretmek ve onu hızlıca insanlara ulaştırmak çok kolay. Sorun şu ki, üretilen şey çabuk eskiyor. Üretim çok fazla ve de ulaşılması kolay olunca, komiklik yapanlara mizahçı gözüyle bakılıyor. Güldüğümüz, gülümsediğimiz her şey mizah zannediliyor. Estetik anlayıştan uzak, hızlı tüketilen ve gülüp geçilen bu mizahın dünya görüşü ve sınıf bilinci yok. Cinsellikle ilgili esprilerin yanı sıra, argo ve küfür öne planda. İnsanlar zaman içinde, kısa metinlere alıştı/alıştırıldı. “Caps” denilen tek cümlelik espriler (fotoğraf ve resimlere düşülen notlar) ile “Emoji” olarak adlandırılan simgeler ortaya çıktı. Bunlar edebiyatın yerini tutmadığı gibi, edebiyatın içerisinde kendisine yer edinmeye çalışan mizahı olumsuz etkiledi. Günlük hayatta 250 kelimeyle anlaştığımızı düşünürsek, cümle kurma ve ifade etme yeteneğimizin bundan zarara gördüğünü söyleyebiliriz. Okuma oranının düşük olduğu toplumumuzda bu nedenle, konuşma ve yazma giderek kabalaştı. Toplumsal faydası olmayan bu yeni mizah türü, ister istemez güçlü olanın tarafında yerini aldı. Mizahçıların çoğu, edebi mizahın itiraz damarını canlı tutmadılar/tutamadılar. Belki ticari kaygılar, belki de politik mizahın kendileri için yarattığı sorunlar nedeniyle, “halk yararına mizah” ekolünü yaşatma konusunda çaba göstermediler. Sonuç… Mizah popüler kültürün tüketim malzemesine dönüşürken, edebiyatımızda mizah dili unutulmaya yüz tuttu.

Pek çok sektörde olduğu gibi, mizahta da bir sınıf atlama derdi var. Milyoner komedyenler ön planda. Yazılı ve görsel medyanın gerçek mizaha yer vermemesi onların işini kolaylaştırıyor. Sosyal medyada mizah tanımına uyan ürünlere rastlamıyor değiliz. Ancak bunlar, bir elin parmaklarını geçmiyor. Ayrıca güncel espriler içerdiği için edebiyata yansıması yetersiz. Çünkü gündelik espriler gelgeçtir. Edebi mizahın itirazı daha etkili ve kalıcıdır.

Ülkemizde gündem çok hızlı değişiyor. Günlük yaşantımızda bize, “Hayatımız mizah” dedirten birçok olayla karşılaşıyor/okuyoruz. Bu haberlerden birkaç örnek vermek isterim:“Tübitak’ta ‘sahte diplomaları bulmakla’ görevli kişinin diplomasının sahte olduğu ortaya çıktı.”“’Bizi koronadan koru’ diye gittikleri üfürükçü kadın, virüsü tüm mahalleye yaydı.”

“Adana’da yapılan bir operasyonda, ‘Allah Korusun’ yazısının altından esrar çıktı.”

Günümüzde insanların, sosyal medyadan kopuk yaşaması mümkün değil. Farkındayız veya değiliz, sosyal medya vasıtasıyla yönlendiriliyoruz. Bir dönem pembe kitaplar, bir dönem kişisel gelişim kitapları, bir dönem korku ve şimdi polisiye kitaplar… Hayatın kendisinin mizaha dönüşmesi ve bunların sosyal medyada bolca yer alması sonucu mizah kitabı, okur için seçenek olmaktan çıktı. “Mizah kitabı okumaya gerek yok” gibi bir algı oluştu. Bazı okurlarım özelden yazdıkları mesajlarda, ilk defa bir mizah kitabı okuduğunu söylüyor. Mizahtaki bu koma halini önlemek için ne yapmalı?

Mizahçıların, Türk mizahının ustalarını ve onların temsil ettiği ekolü anlatması/tanıtması gerekiyor. Kitap fuarlarında yaptığım görüşmelerden biliyorum, okuru bilgilendirdiğiniz zaman iyi ve güzel olana sahip çıkıyor. İşte bu nedenle, mizahın edebiyat içinde yer alması için çaba gösteriyorum. Öykülerimle edebiyat dergilerinde görünmeye çalışıyorum. Unutmayalım, mizah ciddi bir iştir…

Ahmet Zeki Yeşil

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.