Heybet Akdoğan yazdı: “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” oyunu ve Orhan Pamuk

İNCELEME

Heybet Akdoğan yazdı: “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” oyunu ve Orhan Pamuk
35 views

Kavramları, olguları, kültür ve sanat dünyamızda yer alan şahsiyetleri toplumsal değer yargılarından bağımsız düşünmek mümkün değildir. Bu konuda felsefe ve bilim insanları daha objektif tavır almanın yollarını aramış olsalar da, filozofların ve bilim insanlarının da tutumları, içinde bulundukları toplumsal yapıdan özerk olamamıştır.

Toplumu anlamaya çalışan sosyologlar, bilim insanları, sanatçı aydınlar, her zaman toplumsal alanda yaşanılan zihniyet hermeneutiğinin birer parçası olmuşlardır. Bu bakımdan toplumda hakim olan sosyolojik yapıyı anlamak için disiplinlerarası çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerini çözümlemek için disiplinlerarası çalışmalara zamanla daha çok ihitiyaç duyulmuştur. Söz konusu yaklaşım sadece edebiyat alanında ve Tanpınar’ın eserlerinin anlaşılmasında değil; uygarlık sürecinin doğurmuş olduğu düşünceler, kültür ve sanattaki aktiviteler, karşılıklı yardımlaşmayı zorunlu kılmaktadır. Gün geçtikçe Batı’da üretilen değerlerin, Doğu’da toplumsal çatışmalara neden olması ve Doğu’daki kadim toplumsal değerlerin Batı’nın pozitivist anlayışıyla uyuşmaması, özellikle Türk Edebiyatı’nda gelişen yeni sorgulamaları derinleştirmektedir.

Bilim (egemen anlamıyla pozitivizm) ve edebiyat birçok yerde ortak noktada buluşsalar da; bazı toplumsal fenomenlerin açıklanmasında birbirlerinden ayrılırlar. Çünkü edebiyat ve bilim, insanı ve toplumu genel anlamda farklı ele alır. Bu nedenle edebiyatçılar arasındaki ayrışma ve uzlaşmalar sadece görünenler (olgular) üzerinden anlaşılamaz. Son günlerde edebiyat dünyasında yaşanılan bir gelişme, konunun detaylarına tam olarak girmesek de; edebiyatın sonsuz anlam dünyasına yeni bir ivme kazandıran perspektiftir.

Güncel bir edebiyat mevzusu olan Orhan Pamuk’un, zihin dünyası bakımından kendisinden farklı olan Ahmet Hamdi Tanpınar’a yönelik gösterdiği yakın ilgi, kültür ve sanat dünyamızda hâlâ yaşanılan dar görüşlülüğe bir mesaj verme niteliğindedir. Orhan Pamuk’un atmış olduğu bu adım, edebiyat dünyamızda yer alan romanları; tarihsel ve güncel boyutuyla yeniden sorgulamamızı hatırlatmaktadır. Belki de Orhan Pamuk, romanların her döneme yansıyan canlı bir ruhunun olduğuna dikkatimizi çekmek istemektedir. Romanlar bildiğimiz gibi, bireysel ve toplumsal pek çok konuyu içinde barındıran sosyolojik yapıları, farklı gözlemlerle tahlil etmeye çalışan birleşik edebiyat ürünüdür. Bu bakımdan iyi bir roman yazarı, anlatmak istediği konuya çok yakın olan yazardır. Ahmet Hamdi Tanpınar, romanlarında yazmış olduğu konulara çok yakın; hatta kaleme almış olduğu birçok olayın birebir tanığıdır. Bu ayrıcalıkla Tanpınar’ın romanları, okuyucuya yazılan eserin zamanını ‘tam bağımsız bir içerikle olmasa da,’ hissettirir.

Tanpınar, Türk edebiyatımızın önemli isimlerinden birisidir. Yazmış olduğu öykü, şiir ve romanlarıyla edebiyat dünyamızın temel yapı taşlarındandır. Tanpınar’ın eserleri, barındırdığı zenginliklerle yıllar sonra da okunmaya devam ediyor. Eserleriyle, bilhassa “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanıyla, Türk edebiyat dünyamızın klasikleri arasına girmiş A.Hamdi Tanpınar’ın tüm kitapları okur kadar, edebiyat eleştirmenlerinin ve araştırmacılarının da hâlâ ilgisini çekiyor. Tanpınar’ın ‘başyapıtı’ niteliğinde olan ve birçok dile tercüme edilmiş ” Saatleri Ayarlama Enstitüsü” eseri, toplumsal bir hiciv romanıdır. Romanda Batılılaşma sürecinde ortaya çıkan kurumlar ve zihniyet dünyası işlenirken, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemleri arasında yaşamış Türkiye toplumunun, Doğu ile Batı arasındaki sıkışmış gerginliği, gelenekle ve modernizm arasındaki çelişkileri ve çatışmaları roman tekniğiyle insanlara aktarılır. Türkiye’nin modernizme geçişiyle birlikte bu süreç zarfında, iki farklı uygarlık arasında meydana gelmesi kaçınılmaz olan sosyolojik olgular, Tanpınar romanın ana hatlarını oluşmaktadır. Tanpınar’ın sözünü ettiğimiz yapıtı; gelenek, modernite, zaman ve mekân üzerine inşa edilmiştir. Romanın nihai mesajı zaman ve mekânın nasıl kullanılması gerektiği; diğer bir deyişle zamanın ve mekânın kontrol altında tutulmasının gerekliliği yönündedir.

Yazarın özgün düşünceleriyle harmanlanmış ” Saatleri Ayarlama Enstitüsü” klasiği, yazılış döneminin “Demokrat Parti”nin kuruluş yıllarına denk gelmesiyle de, edebiyat ve politika arasındaki devamlı ilişkinin âdeta vazgeçilmez ipuçlarını içinde barındırmaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, döneminin söylemleriyle yakından bağlantılı olan “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanı, Serdar Biliş’in uyarlayıp, yönetmenliğini üstlenmesiyle sahneye taşındı. 7 Kasım ve 17 Aralık tarihleri arasında ” Zorlu PSM”de “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” oyunu, çağdaş bir uyarlama eseri olarak izleyicileriyle buluşacak. ‘Saatler Kolektifi’nin yapımını üstlendiği oyun, özenle hazırlanmış sahne ve dekor tasarımlarıyla pek yakında izleyicileriyle birlikte olacak. Geçtiğimiz günlerde ise, “The Guardian”da yer alan habere göre, Orhan Pamuk’un izleyip beğendiği “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” oyunu için sanat önerisinde bulunduğu paylaşıldı.

“The Guardian Gazetesi”nde yayımlanan sanat önerileri arasında Orhan Pamuk’un, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” oyununu, ‘öneri listesi’ arasında gösterdiği yazıldı. Sunulan açıklamaya göre Pamuk’un, bir Tanpınar hayranı olduğunu öğrendik. Orhan Pamuk, romanın müellifi Tanpınar için: ” Bize hayattaki başarısızlıklarını anlatan bir adamın rüya gibi anlatımı” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Orhan Pamuk: ” Kısmen Türkiye Cumhuriyeti ve onun modern olma arzusuyla ilgili, bütün saatlerin Batı zamanını gösterdiğini ama alegorinin oldukça belirsiz olduğu” yönündeki vurgulamaları, haberde dikkat çeken sözleri arasındaydı. Orhan Pamuk’un açıklamalarının yanısıra benim en çok dikkatimi çeken; modern ve Batı’ya yakınlığıyla bilinen Pamuk’un, gelenekselci- muhafazakâr yönüyle ön planda olan Tanpınar’la, düşünsel yönden ortak bir paydada buluşmasıdır. Belki de şimdiye kadar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinde fark edemediğimiz ayrıntıları, Orhan Pamuk fark etmiştir. Konuşulmaya ve eleştiriye müsait bir konu. Ancak burada her şeyden önce mevzubahis olan, iki ayrı dünya görüşünün, Türkiye’nin dönüm noktalarından biri olan ciddi bir dönemeçte, edebiyat bilinciyle buluşmalarıdır.  Bana göre, Orhan Pamuk’un, Tanpınar hayranı olmasının bir başka manası, edebiyatın yazarlarda ve insanlarda yarattığı; barışın, anlamanın, empatinin ve özgür düşünmenin üstü örtülemeyen hakikatidir.

Orhan Pamuk’un medyada yer alan öneri haberinin, herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir konu olduğu kanaatindeyim. İster Batı’lı ister Doğu’lu olsun fark etmez! Edebiyat son tahlilde insanı ve doğayı anlamaktır. Edebiyat insana ait olan her şey arasında bir iletişim köprüsü kurmaktır.

Heybet AKDOĞAN

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.