Yorgun Bir Kalbin Hikâyesi

/ 1 Haziran 2022 / 220 views / yorumsuz
Yorgun Bir Kalbin Hikâyesi

Bir kafesin içinde çırpınıp duran kuş misaliyiz hepimiz. Dışarı çıksak tehlikeli bir dünya bekliyor bizi… Atmacalar baykuşlar avcılar… İçerde ise esaretin yükü…

Kalp bedenimizde tutsak kalmış bir kuştur. Kaburgalarla çevrelenmiş kafesinde özgürlük aşkıyla çırpınır durur. Sınırsız bir hayat ister. İnanmak ister. Güvenmek ister. Her atışının bir anlamı olsun ister. Bu yüzdendir ki birisine özgürlük tanıyacağımız zaman gönlünce yaşa deyimi ile yüreklendiririz.

Kalp kaburgaların dışına çıkmayı büyüdükçe öğrenmeye başlar. Kimi zaman gözü, kimi zaman dili kullanır bunun için. Hatta yüzü bile kullanabilir dilediğince. Kalbinin güzelliği yüzüne vurmuş deriz hani. Artik gücünü fark eden kalp, kafesinin çoktan dışına çıkmış tüm bedeni hükümdarlığı altına almıştır. Hatta öyle ki artik gücünü bedenin dışından bile yansıyabilecek büyüklüktedir.. Bulunduğu bu beden artik kafesi olmaktan çıkmış hüküm sürdüğü bir yurt haline gelmiştir. Fakat kalp sınır tanımaz. İmkânsızı bilmez. İçinde bulunan sevgi ırmakları çağladıkça yeni bir alan arar kendine. İçindeki sevgiyi paylaşmak ister. Paylaştıkça çoğalacağından, güçleneceğinden o kadar emindir ki.

Bu sevgiyi paylaşacağı bir yer aramaya başlar. Bedenin den bağımsız özgürce kanat çırpabileceği bir dünyadır hayali.Paylaşmak ister içinde çağlayan o güçlü hissi.

Kendi içerisinde sevginin gücünün sinirsizliği ve saflığını görmüştür. Gücüne inanmıştır. Engel yoktur önünde.

Fakat bilmediği dünyaya açılmak tehlikelerle dolu bir yolculuk olacaktır. Artik iki yol vardır önünde. Ya konforundan vazgeçip, üzülmeyi, kırılmayı, yara almayı göze alıp özgürlüğe uçacaktır. Yâda hiç bilmediği dünyanın kendine verdiği ile yetinerek bir ömür sürecektir. Hoş o çıkmasa da içeri girip konforunu tehdit etmeye çalışanlar olacaktır elbet. Çünkü kalp çiziksiz ve tertemiz korunmuştur kafesinde. Saf sevginin tüm sınırsızlığını barındırır içinde. Tıpkı yeni doğmuş bir çocuk gibi. Beden çocuğunu korumak için beyini memur kılmış ve sürekli uyarmıştır onu. Bir çocuk gibi hemen inanır gördüğüne. İçinde ufacık bir sevgi kırıntısı barındıran her şey onun için artik güvenli bir liman halini alır. Yeter ki sevginin bir yansımasını görsün takılıp peşine düşünmeden onunla gider.

Çünkü kalp düşünmez, onun işi sevmektir. Merhamet etmektir. Hissetmektir. Her ne olursa olsun sevmeye programlanmıştır. Kötülüğün ne olduğunu öğrenmesi uzun zaman alacaktır. Öğrense bile kısa zaman da unutacaktır.

Kafesinin dışındaki dünyaya çıkmaya karar verdiğinde, bir gerçek ile karşı karşıya kalır. Özgür kalmanın bir bedeli olacaktır.

Fakat kalp kararlıdır. Çünkü özgürlüğün en kötü zamanını, esaretin en konforlu hâline tercih edecektir. Tek güç kaynağı olarak gördüğü Sevgi esaret altına alınamayacak kadar güçlüdür. Düşünmeden atıverir kendini o hiç bilmediği dünyaya.

Bu sırada beyin girer devreye, korumacı bir ağabey gibi atacağı her adımda kendisine danışmasını ister. Kalp bu, içinden karşıda çıksa çaresiz kabul etmiş görünür. Kararlarını kendi alamayacaksa özgür olmak anlamsız gelir. Bir kafesten çıkıp bir diğer kafese girmeye hiç niyeti yoktur. Ve sözler verir beyine, bu sayede özgürlüğün çıkış biletini alır. Saf sevginin kandırma ile tanışmasının ilk adımıdır bu. Daha ilk adımında aslında kendinden uzaklaşmaya başlamıştır.

Artik gözler ve dil onun emrindedir. O severse güzel bakar, o severse tatlı konuşur. Vücudun kimyasını bile değiştirebilecek kadar güçlenmiştir artik.

Kendinden daha güçlü biri olmadığı inancı sarar tüm benliğini. Sevgisini ve merhametini gösterdiği her canlıyı mutlu ediyor ve böylece gücüne güç katmaya devam ediyordur.

Artik yeryüzünde ondan güçlüsü yoktur. İçindeki sınırsız gücü kullandığında tüm engelleri kaldırmıştır önünden. Kendine en güvendiği, en huzurlu hissettiği bir döneme girmiştir. Tüm kafeslerinden kurtulmuş, istediği gibi kanat çırpabilmektedir huzur ikliminde.

Ne yazık ki bu özgürlük ortamı çok uzun sürmeyecektir. Bir başka kalp ile tanışır bir zaman sonra. Kendinden çok daha önce özgürlüğüne kavuşmuş bir kalple. Birlikte geçirdikleri zamanı güzelleştirmeye başlarlar. Aynı huzur ikliminde birlikte uçmaya, birlikte oldukça daha yukarılara çıkmaya devam ederler. Beraber içlerindeki sevginin gücü kendini daha net ortaya çıkarmaya başlar.

Sevda derler yasadıklarına, aşk derler, tutku derler. Sonra vazgeçerler isim koymaktan, çünkü yaşadıklarının isimlendiremeyecekleri bir duygu olduğunu hissederler. Her şey o kadar mükemmeldir ki, adeta tek kalp olup atmaya başlamıştır.

Bu mükemmel iklim ikisinide etkisi altına almış, çevrelerinde olup biteni görmeyecek kadar sarhoş etmiştir adeta.

Bu ana kadar hiç bir şeye karışmayan beyin bir anda ortaya çıkar. Benliğini hatırlatmaya uğraşır kalbe. Fakat kalp o kadar bağlanmıştır ki yaşadığı bu duyguya, tüm mutluluğun kaynağı olarak görür karşısındakini. O olmazsa sevginin gücünü de kaybedeceğini düşünmeye başlar. Artık o nasıl isterse öyle atmaya başlamıştır. Kırılsa da o üzülmesin diye ritmini değiştirmeye çekinir. Üzülse de iklimin büyüsünü bozmamak için sessiz kalır. Onca kafesten çıkma mücadelesi veren kalp, artik bir başka kalbin esaretini isteyerek kabullenmiştir.

Kendi iç huzurunu, kendi hislerini adeta onun bir atışına bağlamıştır. Öyle bir hal alır ki bu durum, kendi yurdu olan bedenini bile artik önemsememeye başlar. Onu yaşatan tek şey sevmenin gücüdür ve kaynağı artik bir başka kalptir. O olmazsa dünya da olmayacaktır. Tüm gücünü kaybedecektir. Bu inançla birlikte artık kendine ait ne varsa vermiştir. En önemlisi de özgürlüğünü feda etmiştir bu uğurda.

Beklenen gün düşündüğünden daha kısa bir sürede gelir. Bu sonu kendinden tamamen vazgeçmesinin hazırladığını anlaması ise çok uzun sürecektir. Bir parçası sandığı, hayatinin merkezi yaptığı ansızın çekip gider. Bu gidişe bir sebep aramak bile o kadar ağır bir yük oluşturur ki kalpte. Dönmesini bekler çaresizce. Çünkü o yokken atmak bile çok zor
gelmeye başlamıştır. Gece sancıları başlar bir sure sonra. Dayanılmaz acılar çeker. Artik anlamıştır. Gelmeyecek, onu bu dipsiz kuyulara mahkûm edecektir. Esaretten kurtulmak için çıktığı bu yolda kendini bir kuyuya hapsetmiştir. Kabulleniş süreci başlamıştır artik.

Beyin tekrar devreye girer. Onunla gecen o güzel günlere nasıl ulaştığını hatırlatır. Çıktığı kafesleri., aştığı engelleri. İçin de bulunduğu duruma gelmeden hemen önce nasılda mutlu olduğunu.

Bu yola çıkarken üzerinde tek bir çizik bile bulunmayan kalp simdi adeta kan revan içindedir. Artik yaraları kabuk bağlamaya yüz tutmuş, başka bir sevgi denizinde yüzecek gücü kalmamıştır.

Kontrol altına aldığı gözlerden sadece yaş akıtmaya yetecek gücü bulabilir kendinde. Bir zamanlar umut dolu, sevgi dolu o gözler ışığını kaybetmeye başlamıştır artık. Kırgındır. Yasadıklarına ve yasayamadığı güzelliklere…

Bir sabah aldığı bir tereyağlı simit kokusu ona hayatin olanca hızıyla aktığını hatırlatır. Kuşlar hala ötüyor hayat olanca hızıyla devam ediyordur. Yaşıyor olmak nasılda ümit vericidir anlayan bir kalbe… Beynin aylardır ona hatırlattığı kurtuluş hikâyesi geliverir aklına. Sevgi’nin imkânsızları aşan gücüyle neleri aşabildiğini düşünür. Evet, o gücün kaynağı kendisidir. Tekrar içinde o gücü hissetmeye başlar. Yorgunda olsa, yaralıda olsa attığı sürece ümit var demektir.

Uzun zamandır beklediği o ilacın kendi içinde olduğunu anlar. Geç de olsa bunu anlamış olmanın mutluluğunu hisseder. Nasıl kafesinden çıkabildiyse bu kuyudanda çıkabilecek olmanın inancı ona kanatlarını tekrar verir.

O ilk kafesten çıkan acemi kus değildir. Çektiği acılar daha güçlü hissetmesini sağlamaya baslar. Aldığı yaralar kanadıkça hatalarını anlar. Sevginin gücünün kendinden kaynaklandığını fark ettiğinde uçma vakti gelmiştir.

Kalp içindeki sonsuz gücü hissettiğinde iyileşmiştir.

‘Bizi iyileştirecek güç ancak kendi içimizdedir.’

Yusuf Alper Evcil

Benzer Konular
Toplumsal Çaresizlik
Başarmanın Felsefesi