Terkedilen Hayat

/ 23 Haziran 2022 / 25 views / yorumsuz

En çok da Sezen Aksu şarkılarını severdin; nedensiz, anlamsız bir şekilde. Severdin işte. Bir sevgiliyi sever gibi. 

Terkedilen Hayat

Eskiler, hatıralar, hayaller ve gerçekleşmeyen düşler…. Hayatın yorgunluğu içerisinde yaşamaya çalışıyordun kendince… Tat alamadığın gerçek dünyada ölümü bizzat çağırıyordun. Evet yalnızdın, evet belki de hiç mutlu değildin. Seni bu dünyada yaşamaya zorlayan bir neden yoktu ki! Bu kadar bezmiştin yaşamaktan. Oysa ki hayatta yapılması gereken çok güzel şeyler vardı ancak farkında olmadığın o güzellikler, senin mutsuzluğunda şeker gibi eriyip yok oluyordu. Bir gün karşına çıkan o mucize söz vermişti sana. Seni yaşatıp tekrardan hayata kazandırmak için elinden geleni yapacaktı. Mucize işte buydu. Kendince kurduğun hayaller, umutlar ve gerçekleşmeyen düşler. Mucize de fayda etmemişti sana. Pes etmiştin işte. Vazgeçmek o kadar kolaydı ki; sen de vazgeçmekten yana oldun. Seni sen yapan vazgeçtiklerindi. Akıl sağlığının yerinde olmadığını düşündüğün bir gün de, sahile nefes almak için çıkmış, deliler gibi bağırmıştın insanlara. Kendini kaybettiğin zamanlar oluyordu ve sen bunun farkındayken bir şey yapamıyordun. Sanki elin kolun bağlanmıştı, bilinçaltının sana karşı oynadığı oyunun kurbanı oluyordun. Sevmemiştin bu oyunu… Zaten kim severdi ki; böyle saçma oyunları.

Korkuyordun. En çok hüzünlendiğin zamanlar korkardın sen. Zevk alamadığın hayatın sana kazandırdığı birkaç kötü duygulardan birisiydi korkmak. En çok da korktuğunu belli ettiğin zamanlar daha çok korkardın. Küçükken de insanlardan korkardın. İnsanların sana zarar vermesinden. Büyüdün ve insanlardan hala korkmaya devam ediyorsun. İnsanlar her yaşta bir insana zarar verebilirdi. Bir günde parasız kalmaktan korkmuştun. Ah para! Kapitalizmin en güzel araçlarından biri hayallerini alıp götürmüştü. Sevdiğin her şey tek tek parasızlıktan gidiyordu. Sonra birden hatırına kızarmış ekmeğin tadı geliyordu. Hani sobanın üstüne koyduğumuz ekmek dilimi. Bir de sobanın üstünde kaynayan çaydanlık vardı. Şimdi çayların tadı yoktu. İlk terk ediliş hikayeni hatırlıyorsun değil mi? Ya annen terk etti seni, ya da baban. Hiç olmadı aşık olduğun ilk sevgilin. Hayatta yalnız kaldığını hissettiğin anlar mutlaka olmuştur. İşte o yalnızlık hissi ilk terkedilişinde hissettiğin duyguydu. Ömür boyu seninle kalan acı bir duygu. Bu duygunun kalbine işaret çaktığını anladığın zaman, şarkının sesini açıyordun. En çok da Sezen Aksu şarkılarını severdin; nedensiz, anlamsız bir şekilde. Severdin işte. Bir sevgiliyi sever gibi. Sonra aklına Onno Tunç gelirdi: “Ne beste yapmış be!” derdin içten içe. Yaşamak kısacası buydu. Her gün rutin bir şekilde yapılan acıydı. Düşünmekten saçlarına aklar düşmekti. Oyunda level atlar gibi bir şeydi hayat. Bir diğer bölüm hep zorlu olurdu. Kaybetmezsen kazanırdın. Hep de kaybederdin. Kaybetmek hoşuna giderdi. Hayat buydu Ekrem Abi!

Ekrem abinin sesi çıkmıyordu. Uzun süre sessiz kalmıştı. Masadan kalkmam için izin istedim ama vermedi. Masada put kesilmiş, sessiz bir şekilde oturuyordum. Ekrem abi, radyonun sesini açtı. Haberleri okuyan spiker, yine kötü kötü haberler sunuyordu. Memlekette iyi bir şey kalmamıştı ki diye düşündüm. Ekrem abi ağzını açacakken konuşmama devam ettim. Sen Ekrem abi, hayat senden çok şey alıp götürdü. En çok da sevdiklerini aldı. Başlık parası için sevdiğin ilk aşkından oldun. Hatırlıyorsun değil mi? Kalbin hatırlıyordur. Kalp unutmaz diye bir söz var ya, gerçekten doğru bir söz. Sonra annen hastalandı. Parasızlıktan iyi bakılamadı kadıncağız. 40’ına varmadan göçtü gitti bu dünyadan. Ölmek ilk o zaman aklına geldi değil mi Ekrem abi? Ekrem abi sessiz bir şekilde kafasını eğerek, evet işaretini verdi. Söze kaldığım yerden devam ettim. Ya baban? İkinci eşi alınca nasıl suratın mosmor olmuştu. Dün gibi aklımda Ekrem abi. Çocuktum ama aklımda. En iyi çocuklar hatırlar biliyor musun? Yaşlanana kadar da unutmaz. Bu kötü eder adamı işte. Şimdi neden buraya geldin diye soracaksın bana, söyleyeyim Ekrem abi; Senden borç para isteyecektim. Sen de, bende ne gezer para diyeceksin. Biliyorum Ekrem abi, biliyorum. Ben buraya bugünün anlayışı ile gelmedim. Dünün güzelliği adına geldim. Seninle dertleşmeye geldim Ekrem Abi… Anlat bana hayatın güzel olmayan yanını anlat, dinlerim. Seni dinlemeye geldim. Dünün sobasını, ekmeğini, hayalini konuşmaya geldim. En çok da annemizden yediğimiz dayağın acısını konuşmaya geldim. Ekrem abinin konuşmaya niyeti yoktu. Nefesim tükenmiş, ona bakmaya devam ederken, Ekrem abi yeni yakmış olduğu sigarasını söndürdü. Elini omzuma koydu ve nefes alıp verirken, “gitmem gerek çocuk” dedi. O anda nereye diyemediğim Ekrem abi, masadan kalkıp kapıdan dışarı çıkarken çocuk gözlerle ona bakmaya devam ettim. Oysa çoktan gitmişti.

Kübra Erbayrakçı

Etiketler
Benzer Konular
Nazife
Şamanik Görü