ANLATI
Önce yanma, sonra bulanıklık…Rimel fırçası gözüme battı. Yaz tatilinin ilk armağanı: tek gözüm kapandı.
Ağladım. Hem acıdan hem de “Bu da mı başıma gelecekti?” diye çift gözlü tatil hayalimin çöküşünden. Sonra kabullendim. Bir gözle yüzmeye, kitap okumaya, güneşi süzmeye başladım.
Diğer göz küs müydü bana, yoksa sadece dinleniyor muydu?
İki gözle bakınca ölçmeye başlıyoruz — oran, açı, uzaklık…Tek gözle bakınca ise olduğu gibi görüyorsun.
Deniz daha dar ama daha dürüst. Gökyüzü biraz eğik ama daha özgür. İnsanlar çarpık ama içten.
Tek gözümle gördüm:Kadın, güneşi teselli gibi sürüyordu tenine. Martı artık boşlukta süzülmüyordu; göğün içinde bir yara vardı, oradan geçiyordu. Çocuk, dondurmasını değil, çocukluğunu eritiyordu elinde.
İki gözle baksaydım, bunlar sadece detay olurdu. Ama tek gözle, hepsi birer hikâyeye dönüştü.
Belki de bazen görmek için bir şeyleri kaybetmek gerekiyordur. Ben bir gözümü kaybettim; dünyanın diğer yüzünü buldum.
Hatike Şengül
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…
