Şiir / Enver Karahan

Bekleyişler
Gündüzün karanlığında aradım durdumDikensiz bir gülde kanadı parmak uçlarımVe yorgunVe harapVe virane kentlerinGüneşe aç kalmışlığında buldum kendimiTozlu raflarda kalmış dizelerinGizemi gibiydi ölümVe yakındı nefes kadar… kurtuluşBeklemenin öfkesi büyüdü gözlerimdeBeklemenin öfkesi;Yarım..
Kördüğüm
Nemli duvar kokusunda hayal kırıklıklarıVe zihnime işledim ilmek ilmek umutlarıAyın parlaklığında arayışlar…Sakinliğe duyulan özlem…Ansızın!Hep ansızın bir kopuş haliDerin kuyularda saklanmış gerçeklerVe yazılıyor tarihe hep aynı hikayeler;Sonu gelmeyen savaşlarZulmeve baskıyaumursamaz bakışlar.Tanrı’ya..
Geçmişten Bir Anı
Kahveler küsmüşHatrına kurşunlar yağıyorBir acı söz kalıyor gerideGerideKırk yılın yaşanmışlığıKırık dökük bir gün ışığındaUzun boylu umutlar gölgeleniyorVe ansızın buğulanan gözlerdeUzak yakınlara kuruluyor hayallerHayaller soğumuş pencerelerdeEllerdeKırk yıllık bir kahve sıcaklığı. Enver..
Diriliş
Toprak damlıyor gökyüzündenÖnce gözlerimiz kapanıyorAğrı sızı içinde bir nefesVe son fısıltıKan kusarak savruluyor.Algılara süslü prangalarSöylemlere dizeler yazılıyor.Pepuk kuşunun ağıdı yankılanıyorYüreklerde bin acıBir haykırış…Bir feryad…Bir isyan…Ve sinmiş ruhların uyanışındaDirilecektir her çiçekteRengarenk..
Olmayışlar
Nice tebessümler erittin ateşteTeraziler tartmaz oldu yalnızlığıÇıkarcı makamlarVe sahteliğin anaforundaSavrulup durdu zaman.Filiz filiz umutlar ektin düşüncelereGerçekliğin duvarı yıkılmazmış, öğrendinDenedin yine sebepsizceUzun yolculukların daha başındaGeriye bakanlardan oldunÇağıran bir sözKal diyen bir..
Öfke nöbetleri
Farklı zamanlarda hep aynı saati takanBir bilekteki iz gibiydi hayatYere düşen bir bakışınHüznünü taşıyordu bulutlarVe ben yağmurları biriktiriyordumYorgun, nasırlı ve yıpranmış avuçlarımdaÖfke nöbetlerimin saatine daha vardıGüle oynaya topluyordum, zihnimden umutlarıZamana..
Distopya
Dünyanın dar sokaklarındaKucağında bir efsaneyle dolaşanlara‘’Geçit yok’’ naraları atanAğzı salyalıKambur yaban domuzları türüyorSokak sokak…Ve her çeşmeden kan damlıyorGökyüzünde kanatlı metal yığınlarıToz olup dağılıyor yeryüzüneKurtarılmayı bekleyen çiçeklerVe binbir çeşit canlılarDermansızSoluksuzToprağın bağrında..
Eski bir hikaye
Çok eskilerde anlatılan bir hikayeninİkinci plana atılmış kişisiydiRastalı saçı ve sakalınaÖmründe yaşadığı acıları ilmeklermişYedi çocuğunu nasırlaşmış elleriyle verirken toprağaAbdest tutmaz diye boşvermiş tekbiriDilinde isyan naralarıGözlerinde öfkeli harelerKarışmış alaycı yüzlereÖlüm orucundaki..
Tanrı’ların intiharı
Tanrı’ların intiharıydıbu vakitlerbu kaybedişlerbu arayışlarVe öfkeli kırlangıçlar taşır yolluğunuDağ sümbüllerinin kokusunda gizlidiriç çekişlertükenen nefeslerVe salt öfkeler büyür gözlerindeSusarsınDillerin yanarDudaklarda bir sızıSayıp sövmelere karışır her dokunuştaHer yanda bir uçurumVe rüzgarların suikast..
Ezidi
Ölü bir Ezidi’yim benYedi günden fazla yas tutulmaz banaEllidörtlük bir ağıt oldumŞengal dağlarında.Ölü bir Ezidi’yim benBaşucumda taştan çeperTabakam ile kuru ekmekVe Laleş’in çamuruGöz kapaklarımda rahmet.Ölü bir Ezidi’yim benGöçtü ruhum bir..