ÖYKÜ
Nefes almak için sahil yoluna ilerlerdi. Şubat ayının çetrefilli havası gerdanına çarpıyordu. Derin bir nefes aldı. Dalgaların hırçın sesi sahilde, arkasında bıraktığı şehrin anlamsız gürültüsünü susturuyordu. Yakamozun göz alıcı ışıltısı duygularını depreştiriyor, mantık ve duygular arasında sıkışmış zihnini dinlendiriyordu.
Endamı var
Boynundan yayılan koku
Gök yüzünde dans ediyor
Zarafeti piyano notalarında kayboluyordu
Akışına bıraktığı zaman
Gecenin çekiciliği
Sahile vuran dalgalarla
Senfoni tadında sesini duyurdu
Zamanın sesi
Vücudunun muazzam kıvrımlarında
Gizlemeye çalıştığı tutkusu
Bakışlarına yansımıştı
Yağmur yağmalı
Dinlenmeli pencere başında
Kahve kokusuna karışmalı
Seni hatırlamalı
Yağmur yağmalı
Buram buram hasret kokmalı.
***
Bu bir iz bırakma hikayesidir.
Şehrin caddelerinde sessiz adımlar
Söyleyemediği bir cümleyim
Bakışlarım kelime kelime zihnine işler
Kaçamak bakışlar beyhude
Şiirler açığa çıkmaya hazır ne çare?
Sustuğumuz kadar varız
Yokluğu yaşıyoruz, her görmezden gelişte.
Hangi sevda kaldırır
Bu keşmekeş hikâyeyi?
Yarını olmayan günler…
Yalan söylüyor
Kaçarken sevdadan
Tutkuların esiri olmuş
Kaçıncı son veriş?
Kaçıncı geri dönüş?
Kaç mevsim geçti ömrümüzden?
Aşkın ayrılığı olurda, tutkunun olmaz mı?
Noktayı koyduğu anda biter bu dönence!
Sahi bu geçen kaçıncı sonbahar?
***
Yalnız kalmak için direniyordu. Bazen kafası çatlayacak gibi oluyor, her gölge üzerine geliyordu şehrin kaldırımlarında…
Kalabalığa meydan okuyan bir tavırla salına salına yürürdü caddenin kaldırımlarında.
Gece yarısına dakikalar kala evine geçti, yorgundu, yatak odasına geçti kıyafetlerini değiştirip ılık bir duş sonrası salonda pencere kenarında içkisini yudumlarken seyre daldı gecenin sessizliğini…
ZÜLEYHA TUNA
01.02.2026
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…
