Nedamet

/ 9 Kasım 2021 / 117 views / yorumsuz
Nedamet

İp ince bir çizgi vardı elinde. Çizgide ilerlemeyi gözü kesmese de aklının kestirebileceğine inanmaya daha çok meyilliydi. Çizgi de öyle sertti ki inceliğinden kopmasa bile, korkutuculuğu kopmaya yetecek gibi duruyordu. Neyse dedi başlamaya karar verdi. Önce çizgiyi gerdirdi; sonra bakışlarını… Ardından çizginin başında durdu. Çizginin başlangıcında yürümeye çalışıyordu; ama garip bir şekilde yürüyüş pozisyonu değişiyordu. Kendini ayakta zannederken aslında elleriyle dizlerini yere koymuş bir vaziyette sürünerek ilerliyordu.
Ayağa kalkmak istedi ama başaramadı. Sürünerek devam etti yine. Gitti, gitti… Sonra bir anda ayaklarına güç geldiğini hissetti, ayağa kalkmaya çalıştı. İlk başta sendeledi. Zar zor biraz yürüdü; ama yine çizginin üstüne düştü. Tekrar kalktı; devam etti; yine düştü. Yavaş yavaş bu duruma alıştı. Aklından “En azından ilk hâlimden daha iyidir.” diye geçirdi.


Düşe kalka ilerleyişi bir süre daha devam etti… Bir anda düşmediğini fark etti. Neler olduğuna dair aklındaki sorular bir türlü eksilmiyordu. Yine devam etti çizgisine. Güzel bir şekilde yürüyebiliyordu artık; fakat içinde anlam veremediği bir kıpırtıya da tanık oluyordu.
Sağa sola sallanarak delice hareketler sergilemek istiyordu. Ama neden? İçindeki bu kıpırtıya aldırış etmedi bir süre. Yürüdü… Tekrar yürüdü. İçindeki kıpırtı yavaş yavaş sakinliğe erişiyordu.


Bir elini cebine atma isteği geldi. Elini cebine koydu, yine çizgisine devam etti. Kendisini eli cebinde yürürken bir yükselişte hissetti. Yürüyordu ama bu hareketi ile ayakları yerden kesilmiş gibi de hissediyordu. Havadaymış da sanki uçuyormuş edasındaydı. Bu hâli onu rahatlatmıştı.
Yüzündeki gülümsemenin de farkındaydı. Yine çizgisinde yürümeye devam etti. Yavaştan üzerine ağırlık çöküyordu sanki. Bulutlardan indiğini fark eder oldu. Kendisinde hissettiği ağırlık artmaya başladı. Yürümesi zorlaştı, tökezledi. Hem duruşu falan da bir değişmişti.
Buna rağmen zorla da olsa yürümesine devam etti. Kendisinde ruhsal bir çöküntü olduğunu anlamıştı. Fakat anlam veremediği bir şekilde meydana gelen duygu, hareket, değişim bozukluğuna da bir son vermek istiyordu.


Artık adım atarken iyice zorlanmaya başladı. Başı döndü, çizgiyi çift görür oldu. “Yeter artık dayanamıyorum!” demeye kalmadan çizginin bittiğini fark etti.
Çizgide yaşadıkları kısa bir öyküymüş gibi geldi ona. Sanki bir rüyadan uyanıp diğer rüyaya dalmış gibi… Bir an, geri dönme isteği içinde beliriverdi. “Keşke geri dönebilsem!” diye de iç geçirdi hatta. Ama artık çok geçti. Çünkü pişman olduğu serüven, çoktan başkalarının yaşam çizgisinde yerini almıştı.

Ümmühan Deniz