Mülkiyet Kavramı Üzerine

/ 20 Haziran 2022 / 180 views / yorumsuz

Av balıkçıya, denize değil; avladığı balıklara sahip olmak hakkını verir, işçi yarattığı kıymetin sahibi olmalıdır. 

Mülkiyet Kavramı Üzerine

Mülkiyet hırsızlıktır. Hem de hukuk kuralları içerisinde bir hırsızlık. Herkesin daha çok çalmak istediği. Ama hukuk tarafından güçlü olanın daha çok çaldığı şeydir “Mülkiyet” Mülkün tekelde ve mutlak olduğu bir devlette eşitlik kurulamaz, çünkü orada herkes türlü yollarla kazanabildiği kadar kazanmakta haklı görür kendini ve ulusun zenginliği, ne kadar büyük olursa olsun önünde sonunda başkalarının yoksulluğuna göz yumacak küçük bir azınlığın eline geçer.

Proudhon :
“Mülkiyet emek üzerine kurulamaz. Emek araçlara değil, ürünlere, toprağa değil gelire sahip olmaya hak verir. Av balıkçıya, denize değil; avladığı balıklara sahip olmak hakkını verir, işçi yarattığı kıymetin sahibi olmalıdır,
işten doğan bütün ürüne sahip olmak onun hakkıdır. Fakat birikmiş sermaye sosyal bir mülkiyet sayılmalıdır; hiç kimse onun üzerinde ayırıcı bir hakka sahip olmamalıdır, hiç kimse üretim araçlarına sahip olmamalıdır. Mülkiyet özgürlüğün şartı mıdır? öyle ise adalet herkesin mülk sahibi olmasını emreder; çünkü herkesin eşit olarak özgür olması lâzımdır.”

Doğu’da ve Batı’da farklı türlere ayrılmış çağlar boyu gelen ve havaya sıkıla ilk kurşunla birlikte asla yere düşmeyen bir mermi gibi süre giden bir kavram. Doğu’da toprak batıda daha çok çeşitli yapılan bir hırsızlık bu. Devletlerin yasalar ile koruduğu ve işine nasıl gelirse öyle yönlendirdiği bir hırsızlık, kimin içeri girmesi yada kimin bu pastadan pay almasını belirleyen kuvvet devlettir. Toplumsal statüler mülkiyet kavramının hırsızlık paydası ile belirlenir ve genellikle en iyi hırsızlar en çok itibar görenler olur.

Afrika’da elmas madenlerinde güneş doğmadan çalıştırılan güneşin batışını terine yapışan toprakla izleyen çocuk ayda sadece bir kaç dolar alırken ailesinden biri kesinlikle yetersiz beslenmeden dolayı ölüyor.

İnşaatın demirinden ve betonundan çalarak servetine servet katan müteahhitin karısı kocasının bu hırsızlığını büyük bir gururla parmağına taktığı beşi bir yerde elmas pırlanta ile sabah komşusuna ballandıra ballandıra anlatıyor.

Hemen sonrasında yine yasalarca korunan bu hırsızlık ile alınmış televizyonun karşısına geçiyor. Afrika belgesini izleyip o çocuklara üzüldüğünü söylüyor. İşte gerçek bir hırsız.
Doğu’da mülkiyet kavramı ağalık sisteminin en büyük paydası olarak süre geldiği için mülkiyet’i bakımından zengin kimse daha çok itibar görüyor. Her ne kadar ağalık kalkmış olsada itibar kavgası hâlâ devam ediyor. Bu uğurda doğu halkı devlete ait meraları saban yardımıyla sürerek kendi arazilerine katıyor. Bir kaç hayvanı olan ve bu hayvanları otlatmak için meraya ihtiyaç duyan çiftçi gücünün yetmeyeceğini bildiği için hayvanlarını yok pahasına meraları işgal edip itibar kazanan hırsıza bırakıp bu sefer de şehirdeki hırsızlar kazansın diye şehre yerleşiyor. Burada payı daha da küçülüyor.

Elimizde şuan bunu yazdığım veya şuan bunu okuduğunuz telefonu bile bazıların emeğini çalarak kendi mülkiyetimize katıyoruz. Diyeceksin ki! bizde eşek gibi sabahın köründe kalkıp gidip çalıştık ve bunu aldık. Öncelikle böyle bir cümle ile aslında senden çok şey çaldığını itiraf ediyorsun; ikincisi ise elinde bulunan telefonun güç desteğini sağlayan bataryanın çalışması için lityum madenine ihtiyaç duyuluyor. Orada çalışan insanlar ne kadar kazanıyor hiç baktınız mı? Gerçi umrunuzda mı? Sanmıyorum çünkü sizler hâlinden memnun küçük hırsızlarınız.

İnsanoğlu sahip olduğu herşeyi her zaman kast sistemi sayesinde bir alt sınıftan çalarak kazanmış, kazandığı ile üst sınıf olup tekrar alt sınıftan çalmaya yeltenmiştir. Piramidin en tepesindeki hırsızlar ise artık Max Out olup sadece alt sınıfın kendisi için çaldıklarını mülkiyetine geçirmeye başlamıştır.

Unutmayın fakirler çalmasını bilmedikleri için fakir değiller. Onlardan çalınana ses etmeyip kendisinden daha fakir birisinden çaldıkları için fakirler.

Mert Mutlu

Benzer Konular
Bugün / Mert Mutlu
Adalet / Mert Mutlu