Menfaat

/ 18 Şubat 2021 / 23 views / yorumsuz
Menfaat

Toplumsal haksızlığa salt insanlık için direnen onurluların, menfaati için direnen riyakarlar tarafından, birgün haksızlığa maruz kalması kaçınılmaz gerçekliktir.

Çoğu zaman, bizleri yönlendiren, yaşayışlarımıza yön veren, vicdanlarımızdır. Vicdanımızı nasıl kullanmamız gerektiğini de, bizler seçeriz. Bu seçimlerimizden de, bizler sorumluyuzdur. Bu sorumluluk gereği, vicdanımızı yanlış yönlendirme hatasına düşmek; bizlerin toplum önünde küçük düşmesi gibi bir durumla baş başa kalmamıza sebebiyet verebilir. Soruluyor olsa, hepimiz vicdanlı olduğumuzu dile getirir; kendimizin iyiliksever bir insanmış gibi görülme isteğiyle, övülmeyi bekleriz. Gerçek vicdanlıların, bu övülmeyi hak etmedikleri söylenemez. Bu övülmeyle, bir kibirleniş durumu sergileme gayretinde olanlar olabilir; ama bu kibirlenme gösterişinden şiddetle kaçınanlar ise, onlar, erdemli sıfatıyla örnek alınası bir yolda olmalarının yarattığı iç huzurla doludurlar.

Dünyanın neresinde olursa olsun, her toplumu yönetenlerin, hangi yönetim şeklini benimserse benimsesinler, adaletli davranmanın; ya da davranmamanın sıkıntısını yaşarlar. Birkaç kişiye adaletli davranmanın kolaylığı, toplumlara yayıldığında herkesi memnun etmenin imkansızlığının, gelen tepkilerle anlaşılır olması beklenen bir durumdur. Mümkün olduğunca bu adalet kavramını, en uygun bir biçimde sağlama gerekliliğini sergileme gayretli bir yaklaşımla hareket edilmeli.

Toplumun büyük bir kesiminin haksızlığına neden olan kararları alırken, bu kararları alanların, vicdanlarının seslerine kulak tıkayanların ağır basması neticesinde meydana gelmiş olması bir gerçekliktir. Yeryüzünün her yerinde bir haksızlık olurken, bu haksızlığa direnenlerin haklılığını gözardı etmek, olmaması gereken bir tutumdur. Bu haksızlığın ister mağduru olsun, ister olmasın, salt insanlık için direnenler, en büyük övgüleri haketme mertebesindedirler. Çünkü haksızlığa maruz kalanların içlerinde yaşadıkları acımışlık, tüm vicdanların ortak acımışlığına dönüşür.

Bir amaç için toplananların içinden, samimi olanları ve samimi olmayanları ayırmanın zorluğu göz ardı edilemez. Yalnız, en ön saflarda ve sesleri gür çıkanların arasında, mutlaka samimiyetsizler yer alır. Bu samimiyetsizler ki, menfaatlerinin yolundan sapmayanlardır. Bu menfaat gayretinde olanlar, vicdanlıları kullanma çirkinliğiyle hayatlarını sürdürürler, tüm riyakarlıklarıyla. Bu haksızlığa, menfaati için karşı çıkanların gizliliği; insanlık için direnenlerin, bu yolda elleri boş dönmelerinin aksine, menfaati için direnenlerin bir kazanılmışlıkla yola devam etmeleri görülünceye kadardır. Bu durum neticesinde, vicdanları yaralayan haksızlığa, bir de bu kullanılmışlık durumunun acısı eklenir. Sırf menfaati uğruna yaşayanların, onurlulara yaşattıkları acı, kapanması güç bir yaraya dönüşür, en aldanılmışlığıyla…

Enver Karahan