İşlediğin En İyi Cinayet / Büşra Güntürk

Saat 3.48… Masanda oturmuş yine bir şeyler yazıyorsun. Sen yazarken zaman duruyor sanki. Bir fotoğraf karesini andırıyorsun bu hâlinle. Ellerinin hareketi ve klavyenin sesi bozuyor o güzelim kareyi. Oysa düzeni..

İşlediğin En İyi Cinayet / Büşra Güntürk
245 views

Saat 3.48… Masanda oturmuş yine bir şeyler yazıyorsun. Sen yazarken zaman duruyor sanki. Bir fotoğraf karesini andırıyorsun bu hâlinle. Ellerinin hareketi ve klavyenin sesi bozuyor o güzelim kareyi. Oysa düzeni bozmamak için nefesini bile yavaşça alıp veriyorsun. Arada bir durup beni dinliyorsun. Klavyenin sesinden de hoşlanmadığın için bu kısa molalar iyi geliyor sana. Geçen sene daktilo almıştın. Daktiloyla hızlı yazmayı bir türlü beceremediğin için onu da nostalji odasına bir köşeye fırlattın. Çocukken de böyleydin. Bir şeyi yapmayı çok ister, onu yapmaya çok yaklaşır, sonra birden bire vazgeçerdin. Kırkına merdiven dayadın hâlâ değişmedi bu huyun. Şimdi de yaşamaktan vazgeçmişsin duyduğuma göre. Oysa daha birkaç sene oldu yaşamayı öğreneli. Geçen arkadaşınla konuşuyordun. Neydi adı, Celil mi, Cemil mi? Sen anlatıyordun o da seni dinliyor gibi yapıyordu. İlk cümlende hayattan sıkıldığını ve intiharı düşündüğünü söylemeseydin belki devamını da dinlerdi. Ama daha girişte asıl konuyu söylersen insanlar seni dinlemekten vazgeçerler. Gerisi teferruattır onlar için. Sen teferruatını bitirdin o da bilindik nutuklardan birini çekip hayatta kötü günler kadar iyi günlerin de olduğunu anlattı. Sabredecekmişsin, bu günler de geçecekmiş, sen güçlü biriymişsin, yaşlandığında bunları düşünecek ve gülecekmişsin, öyle dedi üzülmüş gibi yaparak. Sonra da görevini yerine getirmiş bir asker edasıyla ceketini alıp gitti. Biz, yine baş başa kaldık.

Birkaç sene önce beni ilk fark ettiğinde sana söylemiştim: Herkes gidecek, biz baş başa kalacağız. Kimselere içini dökme boşuna, yaz yazabildiğin kadar. Dört teorini yaz mesela bir hikâyende, modern dünyanın Romeo ve Juliet’ini anlat oyunlarında, hicranlarını okusunlar şiirlerinde… Ya da hepsini birleştir cinayetlerinin etrafında, romanlar yaz. Hatırlıyor musun işlediğin cinayetleri? Yoksa onları da mı unuttun? Anımsatmamı ister misin? Mesela işlediğin en iyi cinayeti…

26 yaşındaydın. Eylül’ün sonu Ekim’in başıydı galiba. Babanı kaybedeli iki ay olmuştu. Anneni sadece cenaze sırasında görmüştün. Cenazeden üç hafta sonra doğup büyüdüğün evi sattın içindeki hatıralarla birlikte. Beşiktaş’ta küçük bir bahçesi olan bu eve taşındın. Emlakçılar senin için her yerde bahçesinde erik ağacı bulunan bir ev aramışlardı da bulamamışlardı, hatırladın mı? Sonra sen bu bahçeli evi görünce ev sahibiyle konuşup bahçesine erik ağacı dikmek için izin istemiştin. Küçükken babaannen erik ağaçlarının köklerinin çok derine gittiğini söylemişti. Sen de bahçeye diktiğin fidanla birlikle yavaş yavaş buraya kök salmak istemiştin, eskiden beri bir kökünün olmadığını biliyordun çünkü. Burada kiracı olduğunu unutuyordun hâlbuki. Taşınma işlerini bitirdikten sonra fidanını diktin. Aradan iki sene geçti ama tek bir meyve bile vermedi ağacın. O sıralardaydı işte Selim’i gördün sahilde.
Selim. Hiç değişmemiş ama biraz yaşlanmış. Yaşlanmış da denmez de büyümüş. Biraz sohbet ettiniz. Sahafı olduğunu öğrendin. O da senin kitaplara meraklı olduğunu. Seni sahafına davet etti. Hatta gelmen için elini avuçlarının içine alarak ısrar bile etti. Bütün gece o el tutuşunu düşünmüştün. Ertesi gün sahafa gitmek için bin bir özenle hazırlandın. En sevdiğin pembe çiçekli elbiseni giydin, makyajdan nefret edersin ama rimel ve ruj sürdün, en sevdiğin kokunu sıktın. Aylar sonra hayata karışmış gibiydin. Sahafın kapısının önünde merdivenlere oturmuş küçük bir kız çocuğunu sevdin. İçinde yeniden sevmeye dair belirtiler oluşmaya başladığını hissettin. Mavi gömleğinin kollarını kıvırmış kitapları düzenliyordu Selim. Selam verdin, çay söyledi, sohbete başladınız. Kapının önündeki küçük kız içeri girdi ve Selim’e “Baba!” diyerek sarıldı. Kendini klasik bir film senaryosunun içinde sandın. Klişe bir senaryo.

Bir hafta sonra akşam yürüyüşüne çıkıp sahafın sokağına geldin. Sokağın karşısında durdun. Selim içeride yalnızdı. Yürümeye devam ettin. Sonra geri geldin. Sahafa girdin. Sadece biraz sohbet etmek istemiştin ama Selim seni başından savar gibi çok yoğun olduğunu söyledi. Çantanı aldın tam çıkarken kapıdaki anahtarı fark ettin. Kapıyı hızla kapatıp dışarıdan kilitledin. Selim ne olduğunu bile anlayamamıştı. O kapıyı yumruklayıp bağırırken sen sahafın etrafına benzin döktün. Sonra cebinden çıkardığın kibriti camdan sana yalvaran gözlerle bakan Selim’e göstererek yaktın ve benzin döktüğün yere doğru attın. Birkaç adım geriye çekildin. Hafiften yağmur yağmaya başlamıştı. Gözlerini kapattın. Selim’in çığlıklarına karışan yağmurun sesi ve yanan kitapların kokusu…

Selim’i öldürerek sana hak etmediğin gibi davranan herkesten intikam aldığını düşündün. İşlediğin en iyi cinayet bu olabilirdi. Eğer gerçekleşseydi. Oysa kafanda kurduklarına sen bile hiçbir zaman inanmadın. Yapbozun parçalarında eksikler vardı. Kim yıllarca hayatında olmayan birini evlendiği ve çocuğu olduğu için öldürür ki? Diyelim ki sen öldürdün. Benzini nereden buldun, neden cebinde kibrit taşıyorsun, neden hikâyenin başında ailenden ve ev bulmandan o kadar uzun bahsettin de asıl olayı üstün körü anlattın? Sen ve ben, gecenin bu saatinde bu odada yalnız ikimiz varız. Bana hiç yaşamadığın olayları anlattırarak kafamı karıştırıyorsun. Neyin gerçek neyin hayal olduğunu karıştırıyorum artık. Üstelik bana anlattırdıklarına sen bile inanmıyorsun. Başkalarının inanmasını nasıl beklersin?
Hadi, baştan başlayalım! Bu sefer yapbozun parçaları tam otursun ama. Çünkü hayatta mantık hatası yoktur. Her şey olması gerektiği gibi, olması gereken yerde ve zamanda olur.

Büşra Güntürk

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.