Honoré De Balzac

/ 18 Mart 2021 / 62 views / yorumsuz
Honoré De Balzac
Vicdanımız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.’’
( Honoré De Balzac )

Gerçeklik akımının öncülerinden kabul edilen Balzac, 20 Mayıs 1799’da Fransa’ın Tours kasabasında dünyaya gelmiştir. Asıl adı Honoré Balssa’dır.

Hayatı hep iniş çıkışlarla, başarısızlıklarla ve aile şefkatinden mahrum olarak geçen Balzac, yaşadığı zorluklar o daha doğduğunda başlamıştı. Ailesinin ilk çocuğu olan Balzac, doğduğunda annesi tarafından bakımı ve beslenmesi reddedilip bir süt anneye verilmişti. Dört yaşına kadar süt annesinin bakımında kalan Balzac, daha sonra ikinci bir aileye veriliyor ve bu ikinci ailesinde ise yedi yaşına kadar kalıyordu. İki kız ve bir erkek kardeşi daha olan Balzac, yedi yaşından sonra ailesi tarafından yatılı okula yerleştiriliyor ve annesi çeşitli bahaneler öne sürerek onunla görüşmekten kaçınıyordu. On dört yaşında ailesinin yanına dönen Balzac için aile kavramı artık önemsiz bir hal alıyor, aradaki iletişimsizlik , örülü duvarlar ve sevgisizlik içinde büyümüşlüğün verdiği duygu, onun hayatında yeni bir başlangıcın adımını atmasını sağlıyordu. Yetişkinliğinde bile annesinden gördüğü sevgisizliği hiç unutmayan Balzac, eserlerinde bunu üstü kapalı olarak işliyordu. Ama şu açık ifadeyi de kullanmış bulunuyordu:

‘’Benim hiçbir zaman annem olmadı… Benin hayatımdaki tüm kötülüklerin sebebi annemdir.’’

Hukuk okuyan Balzac noterliğe başlıyor, bir süre noterlik yaptıktan sonra birden yazar olmaya karar veriyordu. Bu durumu ailesine açtIğında en çok annesinin tepkisine maruz kalıyordu. Annesi her ne kadar bu durumdan memnun olmasa da sonunda ikna olmak zorunda kalıyor ve Balzac yazar olma umutlarını sırtlayarak Paris’in yolunu tutuyordu. Kısıtlı bir bütçe ve kötü şartlara sahip bir odada yazma serüvenine başlayan Balzac, Paris’te tek başına ama hayalleri olan bir adam olarak çıkıyordu karşımıza. Aylarca yazılar yazıyor, eline geçen her parayla ona ilham vereceği düşüncesiyle mobilyalar, eşyalar, giysiler alıyor; ama ortaya hiçbir somut eser çıkaramıyordu. Balzac pes etmiyor, bir şekilde edebiyat çevresine girmeyi başarıyor ve yazdığı eserleri başka bir isimle yayımlamak zorunda kalıyordu. Stefan Zweig, Balzac Biyografisi kitabında şu cümleleri kuruyor:

‘’Balzac yazmaya başladı. Ama diğerleri gibi para kazanmak, eğlenmek, kitaplık raflarını doldurmak, bulvarlarda konuşulmak için değil: Onun edebiyatta gözünü diktiği şey mareşallik asasından çok imparatorluk tacıydı. Bir çatı katında işe koyuldu, gücünü denemek istermiş gibi farklı isimler altında ilk romanlarını yazdı. Bu henüz savaş değil, savaş oyunuydu, manevraydı ve henüz muharebe başlamamıştı.’’

Kendinden yaşça büyük, evli ve çocuklu olan Madame De Berny ile ilişki yaşayan Balzac, daha sonraki ilişkilerinde bile kendinden yaşça büyük kadınlarla yakın ilişkiler kurmayı tercih ediyordu. Yaşı büyük kadınlarla ilgili olarak Balzac, Vadideki Zambak kitabında şu cümleleri kuruyordu.

‘’Elli yaşındaki kadın sizin için her şeyi yapar, yirmi yaşındaki ise hiçbir şey; biri sizden bütün hayatını isteyecektir, öteki ise arada bir iki incelik ile yetinecektir. Genç kadınlarla alay ediniz, onların her söylediklerini şaka sayınız; çünkü ciddi bir düşünce onların kafasında yer alamaz. Genç kadınlar, dostum; egoisttirler, basittirler, gerçek birer dost olamazlar, kendilerinden başka hiç kimseyi sevmezler, aşk alanında herhangi bir başarı için sizi feda edebilirler.’’ (Vadidedi Zambak – Honoré De Balzac)

Yazarlıkta istediği başarıya henüz ulaşamayan Balzac, bir yayınevi açmaya karar veriyor ve bunun için gerekli olan parayı ise aşk yaşadığı Madame De Berny’den alıyor. Fakat bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanıyor ve kurdu işi batırmakla kalmayıp, Madame De Berny’e de borçlanmış oluyordu. Daha sonraları annesinden aldığı parayla matbaacılık işi yapmaya karar verse de bu iş de hüsranla sonuçlanıyordu. Otuzlu yaşlarında borçlu bir adam olarak karşımızda duran Balzac, başarısızlıkla sonuçlanan iş girişimlerinde sonra tekrar yazmaya yönelmek zorunda kalıyordu. Akşam sekizde yatıyor, dört saat süren bir uyku ve ardından tüm Paris uykuya ve sessizliğe gömülmüşken; O, on-oniki ve bazen onsekiz saat süren bir çalışmayla , tüm bedeni ve tüm ruhuyla yazmaya koyuluyordu. Ardarda içilen kahveler onu ayakta tutan tek şeydi. Ve masasında duran Napolyon büstünün önündeki kağıda yazdığı bir cümle ona ilham veriyordu: ‘’Onun kılıçla başlattığını ben kalemimle tamamlayacağım.’’

Stefan Zweig, Balzac için şu cümleleri kuruyordu:

‘’Ama kaderin sebatsızlar için her zaman hazır tuttuğu bir ironiyle, kitaplarında her şeyi yapabilen adam, borsacıların kazanç hamlelerini, büyük ve küçük işletmelerin inceliklerini, tefecilerin kurnazlıklarını ve her nesnenin değerini bilen, eserlerinde yüzlerce insana bir iş kurmuş, doğru ve mantıklı bir yapısı olan bir servet kazandırmış olan adam, Grandet’yi, Popinot’yu, Crevel’i, Goriot’yu, Bridau’yu, Nucingen’i, Wehrbrust’u ve Gobsec’i bizzat zengin etmiş olan Balzac, kendi sermayesini kaybetmiş, yavaş yavaş dibe batmış, en sonunda elinde borçların o korkunç, kurşun gibi ağırlığından başka bir şey kalmamış, bunları yarım yüzyıl boyunca ağır yükün altında ezilen geniş omuzlarında inleyerek taşımış, en aşağı tabakadan bir köle gibi akla hayale gelmeyecek işlerde çalışmış ve günün birinde damarları patlayarak bunların altında sessizce yıkılıp gitmiştir.’’

Hayatının bir döneminde hipnoza merak salan Balzac, ilgili makaleler okuyor, aeaştırmalara yöneliyor ve bu konuyla ilgili çeşitli girişimlerde bulunuyordu.Söylediği şu cümle de çok enteresandır: ‘’Ruhun madde üzerindeki üstünlüğünü gösteren bu esrarlı kuvettle bütün erkekleri bana itaate, bütün kadınları beni sevmeye mecbur edeceğim.’’ Bütün kadınların kendisini sevmesini istemesi aslında; annesinden görmediği sevginin onda yaşattığı etkinin bastırılmış bir duygusudur diyebiliriz. İlgi ve sevgi görmeden hayata tutunmaya çalışan, hep bir ideali, bir amacı olan ve bunun için türlü girişimlerde bulunup başarısız olan ama asla pes etmeyip tekrar yeni girişimlere atılan Balzac, aşırı gözlem yeteneği, hemen her konudaki bilgisi ve romanlarda yaşattığı gerçekliği onun bu çalkantılı hayatında Honore De Balzac olmasını sağlayan şeylerdir.

1829 da yazdığı Les Chounans isimli tarihi roman tanınmasını sağladı ve hayranlarından çok sayıda mektuplar alan Balzac, bu mektupların arasından isimsiz bir mektup ilgisini çekiyor ve o kişiyle uzun süre mektuplaşıyordu. İsmini bilmediği ve yüzünü dahi görmediği bu kişi Madame Hanska’dır. Evli ve varlıklı bir kadın olan Madame Hanska ile Balzac mektuplaşmaya uzun bir süre ara verdikten sonra, Madame Hanska’nın kocasının ölüm haberini alan Balzac, Madame Hanska ile evlenmek için uzun bir süre onu ikna etmek için uğraşsa da, sonunda ikna ediyor ve Madame Hanska ile 1850 yılının Mart ayında evleniyorlar. Bu evlilik sadece altı ay sürüyor ve Balzac Ağustos 1850 yılında geçirdiği bir kalp krizi sonrası hayatını kaybediyor.

Fransa’nın Pere Lachaise mezarlığına defnedilen Honore De Balzac, ardında yüzden fazla eser, çok sayıda karakter ve çalkantılı bir hayat bırakıyordu. Honore De Balzac romantiklere şöyle sesleniyordu: Benin burjuva romanlarım sizin tragedyalarınızdan daha trajiktir.’’

HONORÉ DE BALZAC – TÜRKÇE’ YE ÇEVRİLEN ESERLERİ

  • Manyak Kurba (2007)
  • Köylü İsyanı (1974)
  • Tours Papazı (1949)
  • Eugenie Grandet (1983)
  • Goriot Baba (1984)
  • Bette Abla (1977)
  • Otuz Yaşındaki Kadın (1963)
  • Vandetta (1943)
  • Tılsımlı Deri (1943, 1968)
  • Tefeci Gobseck (1947-1961)
  • Kırmızı Han (1946)
  • Terör Devrinde (1979)
  • Köy Hekimi (1942-1979)
  • Bilinmeyen Şaheser (1945)
  • Lois Lambert (1946)
  • Albay Chabert (1944-1974)
  • Bir Havva Kızı (1970)
  • Onüçlerin Romanı (1945)
  • Mutlak Peşinde (1945-1965)
  • Altın Gözlü Kız (1943)
  • Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti (1946)
  • Kibar Fahişeler (1972)
  • Kötü Kadınların Parlayış, Düşüşü (1981)
  • Vadideki Zambak (1941-1985)
  • Sönmüş Hayaller (1949)
  • Nucingen Bankası (1950)
  • Köy Papazı (1952)
  • Cesar Birotteau (1945-1964)
  • Ursula Mirouet (1949)
  • Karanlık Bir İş (1947)
  • Esrarlı Bir Vaka (1949-1964)
  • İki Gelinin Hatıraları(Mémoires de deux jeunes Mariées)(Letters of Two Brides)(1940 – 1983)
  • Modeste Mignon (1947)
  • Köylüler (1845, 1976-1985)

Enver Karahan

Kaynak:

Stefan Zweig / Balzac – Biyografi

Stefan Zweig / Üç Büyük Usta

Wikipedia / Honore De Balzac