Enver Karahan yazdı : Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği – Muktedirin Eril Dili Bağlamında Kadına Yönelik Şiddet

Günümüz Türkiye’sinde hala kadına yönelik şiddetin yaşanması, bu konu hakkında konuşuyor olmamız ve bu sorun üzerinde hala bir çözüm pratiğini topluma yerleştirememiş olmamız, daha çok yol almamız gerektiğini göstermektedir. Ama..

Enver Karahan yazdı : Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği – Muktedirin Eril Dili Bağlamında Kadına Yönelik Şiddet
Yayınlanma: Güncelleme: 322 views

Günümüz Türkiye’sinde hala kadına yönelik şiddetin yaşanması, bu konu hakkında konuşuyor olmamız ve bu sorun üzerinde hala bir çözüm pratiğini topluma yerleştirememiş olmamız, daha çok yol almamız gerektiğini göstermektedir. Ama asıl sorun şu ki; kadına yönelik şiddet ve cinsiyet eşitsizliği gittikçe artan bir eğilim göstermektedir. Yani bu sorunların artış hızı, belli bir kesimce gerçekleştirilmeye çalışılan çözüm pratiklerinin çok ilerisindedir.

Eşitsizliği geniş anlamda ele alırsak her alanda etkisini görmek mümkündür. Gerek çalışma ortamı, gerekse aile içinde bu eşitsizliğin yarattığı psikolojik ve fiziksel şiddet çoğu zaman bilinmemekte veya üstü örtülmektedir. Böyle bir durumda da bu sorun önemsizleştirilerek tedbir bağlamında geç kalınması neticesinde vahim sonuçlar doğmaktadır.

Şiddete meyilli bir toplumda güçsüz olan üzerinde hakimiyet kurma dürtüsü, bilinçaltında yatan bazı kötü deneyimlerin saldırganlık olarak dışavurumu, kadınlara uygulanan psikolojik ve fiziksel şiddetin zeminini oluşturmaktadır. Belli bir kesim tarafından kadın, başlı başına bir sorun olarak görülmektedir. Erkek egemen bir toplumda ve aynı zamanda da yetişme ortamında yüklenen dışlayıcı, ötekileştirici ve baskılayıcı normlar; kadını eksik,  yarım ve akıl yoksunu gibi terimlere kurban etmektedir. Bu noktada eğitimin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Gelişmişlik düzeyi yüksek toplumlara bakarak bu sorunların çözüm yolları ne kadar etkili olabilir? Her toplum kendi çözüm yolunu geliştirmek zorundadır. Çünkü her toplumun kendine has bir yapısı mevcuttur. Bu yapı çerçevesinde pratikler geliştirmek esastır. Bir yüzünü batıya, bir yüzünü doğuya dönmüş coğrafyamızda ne geleneklerimizden kopabiliyoruz; ne de batı kültüründen faydalanabiliyoruz. Bu da bizim, sorunlara hangi açıdan ve ne kadar yoğunlukta yaklaşmamız gerektiğini zorlaştırıyor. Dini hassasiyetlerin ağır bastığı ülkemizde olaylara etik-ahlaki açıdan yaklaşmamızı bir nebze engellemiş oluyor. Hala bazı yerlerde okula gönderilmeyen kız çocukları varken, erken yaşta evlendirmelerden konuşuyorken, ‘gelinliğinle çıktın ancak kefeninle gelebilirsin’ gibi bir söz ne acıdır ki hala söyleniyorsa, kadının defalarca şikayetine rağmen tedbir konusunda bir yetersizlikten söz edebiliyorken ve bu yetersiz tedbirin sonuçlarını canıyla ödeyen kadınların görüntüleri çeşitli mecralarda karşımıza çıkıyorken ve sıranın kime geleceği apaçık belli bir soruna karşı hala yeterince bir ilerleme gösterememişken uygulama konusunda bir yerlerde eksiklerin ve yanlışların olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Çözüme kavuşturulmayı bekleyen çok çeşitli sorunların olduğu ülkemizde, yeni sorunların eklenmesiyle de karamsar bir psikolojiye bürünüyor olmamızı beraberinde getirmektedir. Hak ve hukuk konusunda yeterince ilerleme kaydetmeyen ülkeler her zaman mevcut sorunların doğurduğu yeni sorunlarla mücadele etmek zorunda kalacaktır. Böyle bir durumda da toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik giderek sistematikleşen  şiddet sorunu da çözüm bekleyen sorunlar arasında en yukarılarda yerini korumaya devam edecektir.

Enver Karahan

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.