Düşler ve Zaman

/ 7 Şubat 2021 / 359 views / yorumsuz
Düşler ve Zaman

İşte nihayet! Kendim ile başbaşa kalmamın, bende tarifi mümkün olmayan bir duyguyu yaşatmışlığının, en görkemli çoşkusundayım. Bedenimin yorgunluğunu üç beş dakikada defedebilirsem ne mutlu. Derin düşünceler yolculuğuna çıkmak, benim çok yakınımda duruyor. İşte kitabım ve kağıt kalemim; başucumdalar. Sabırsızca benim temas etmemi bekliyorlar. Bunu hissediyor olmam, aramızda ki yoğun duygudan kaynaklanıyor olabilir mi? Okuma veya yazma işini bazen erteleme durumuna düşüşüm, huzursuzluğumu arttırsada, başucumda oluşlarını görmek, ruhuma bir nebze de olsa kuvvet vermeye yetiyor. Her an yoğun bir duygunun getirdiği coşkuyla, onları ve kendimi mesut edebilirim.

Ne zor bir gündü! Diğer günlerimden ne bir fazla, ne bir eksik. Bedenimin yorgunluğu ayrı, ruhumun yorgunluğu ise apayrı. Bu kadar kendime eziyet ediyor oluşuma, kızmak, söylenmek istiyorum; ama çaresizliğimden kaynaklı oluşunu hatırladıkça, çok uzaklara, yıllar öncesindeki bana veya kurguladığım surreal bir hayale dalıyor oluşuma şahit oluyorum.
Önceleri zamanı hiç eden ben, şimdi ise zamanı kovalar oldum. Geçirdiğim nice boş zamanların, şimdi o gözümde gittikçe büyüyen ve hergeçen gün beni içine çekip, ruhuma dayanılmaz acılar tattıran o boşlukları doldurmanın telaşındayım. Bu öyle bir telaş ki! Bir zelzeleye şahit olmuş; ya da bir saldırıya maruz kalmış bir kentin insanlarının, topyekün kaçışlarını, panik hallerini ve yüzlerine yansımış dehşet kokan ifadelerini, tek başıma sergiler bir haldeyim. Bazılarının, gereksiz ve saçma olarak nitelendirdikleri uğraşlarıma, ben büyük bir aşkla bağlıyım, kim nederse desin! Tanıdıklarımın, sürekli dalgınlığımdan, içime kapanıklığımdan dem vurması, beni onlara karşı anlık bir mesafeye sürüklüyor gibi hissetmeme sebep oluyor. Uçurumun tam ucunda; bir adımdan daha az bir mesafe. Aşağıda olan ben miyim; yoksa onlar mı? Buna bir tahmin yürütemiyor oluşumla, nasıl bir tepki vereceğimin; ya da nasıl bir söylevde bulunacağımın bilinmezliğiyle, yüzümde beliren anlık bir gülümsemeyle durumu atlatıyorum ve sonra düşündükçe neden bu durumu kabullenemiyor oluşuma takılıyorum. ‘’Ben böyle mutluyum, bu söylemleriniz ise benim canımı yeterince sıkmaya yetiyor!’’ deyip, o anda noktayı koymuş olsam, çok mu düşüncesiz bir eylem sergilemiş olurum? Ya beni uzun yıllar tanıyor olanların ise, hala aynı söylemlerle karşıma çıkıyor olmalarına ne demeli! Benim böyle mutlu olduğumu söylememin, nekadar incitici olabileceğini, benim düşünüyor olduğumu ben biliyorum da, onların ise hala anlayamamış olmaları, beni çileden çıkarmak için yetiyor da artıyor bile. Benim bu düşüncelerim, kendi kuruntularım mı; yoksa karamsarlığımın yaratmış olduğu neticeler mi? kestiremiyorum. Kaygılı bir insan oluşum, benim anksiyete bozukluğuna yakalanmış olmam için yeterli mi? Bilmediğim başka özelliklerimin ve bu rahatsızlığın nedenleri arasında oluşunu aramaktan kaçışım ise, bu kaygımın en üst noktadan, benim üzerimde sergilediği bir güç gösterisi mi? Acaba diğer insanların bana davrandığından daha mı kötü davranıyorum kendime? Kendime haksızlık ediyorum da, bunun farkındalığından uzakta oluyor oluşum mu, beni insanlara karşı mesafeli davranmaya itiyor? Kendimi yeterince tanıyor muyum; ya da tanıdığımı mı zannediyorum da, kendimle başbaşa kalmak için fırsat kovalıyorum? Açıklık getiremediğim bir durum da, okuduğum romanlardaki kahramanlardan kendimce birşeyler buluyor; ya da arıyor oluşum. Ben roman değil de, karakter mi okuyorum acaba?
Bu yazdıklarımın, salt kendi düşüncelerim oluşu ve bunu onlarca sayfalara dökebilecek bir yoğunlukta oluşum tam karşımda dururken, ne acıdır ki! kaç sayfa yazarsam yazayım, bir sonuca varamayacak olmamın gerçekliği içindeyim. Çünkü, benim gerçekleştirmek için can attığım bir hayalimin, belleğimin en baş köşesinde öylece bana gülümsüyor oluşuna şahit olurken, gerçekleştiremediğim her geçen günüm, bana yeni işkencelerin zeminini hazırlıyor. Ruhumun her zerresine nüfus eden, beni çepeçevre kuşatmış olan bu karamsarlık, beni mezarımda dahi rahat bırakmayacak gibi görünüyor.

Enver Karahan

Etiketler