Dümbüllü’nün Kavuğu ve Rasim Öztekin

/ 9 Mart 2021 / 188 views / yorumsuz
Dümbüllü’nün Kavuğu ve Rasim Öztekin

14 Ocak 1959 İstanbul doğumlu, sinema, dizi, tiyatro oyuncusu, 1988 Altan Erbulak Ödülleri En İyi Oyuncusu, 1995 İsmail Dümbüllü Ödülleri Yılın En Başarılı Oyuncusu, 2003 Afife Tiyatro Ödülleri Komedi ve Müzikal Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, 2010 KALDER (Kalite Derneği) En Kaliteli Sanatçı Ödülü, 2010 Ayaklı Gazete Yılın En İyi Yardımcı Erkek Oyuncusu, 2011 Yılın Nasreddin Hocası seçilen, Dümbüllü’nün kavuğunun beşinci emanetçisi, usta çırak ilişkisine her zaman önem veren, sahnenin dışında da alınan eğitimin önemini vurgulayan, ustalar benim konservatuarımdır diyen, yüzünden gülümseme hiç eksik olmayan, oynadığı her rolü başarıyla gerçekleştiren Rasim Öztekin’in vefat haberini duyduğumda aklıma şu repliği geldi:

Hatice: İsmail ben seni çok seviyorum ha

İsmail: Ben de Haticem

Hatice: Essah mı diyon lan?

İsmail: Ben de beni çok seviyom Haticem

Aslında O, tiyatroyu çok seviyordu, izleyiciyi çok seviyordu, sahne tozunun aşığı, ekranların aranan ve sevilen oyuncusuydu. Yüz yılı aşkın bir zamandır Ses Tyatrosundan çıkmayan Dümbüllü’nün Kavuğu, Ferhan Şensoy’un deyimiyle: ‘’Kavuk, Ses Tiyatrosunu seviyor’’ oluyordu.

DÜMBÜLLÜNÜN KAVUĞU

Bu fes ve kavuk, Türk tiyatro oyunculuğu mirasını temsil eder. Geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi, orta oyuncusu ve Tuluat (doğaçlama) sanatçısı olan İsmail Hakkı Dümbüllü (1897-1973) yaşadığı dönemin en ünlü güldürü sanatçılarındandır. Tuluat sanatını, Kel Hasan Efendi’nin yanında öğrenen İsmail Dümbüllü, Tiyatro sanatının en etkili kişilerinden biri olma unvanına sahiptir. Hocası Kel Hasan Efendi’den devraldığı fesi ve kavuğu, 1968 de Münir Özkul’a devretmiştir. Bu devir teslim töreni tiyatrocular arasında geleneksel bir hal almıştır. Münir Özkul, Dümbüllü den aldığı ve tuluat sanatının simgesi sayılan fesi, Müjdat Gezen’e, Müjdat Gezen ise 2017 de Baba sahnenin açılışı sırasında Şevket Çoruh’ a devretmiştir. Orta oyunu temsil eden kavuk ise, Münir Özkul tarafından 1989 da Ferhan Şensoy’a, 2016 yılında Ferhan Şensoy tarafından Rasim Öztekin’e devredilmiştir. Tiyatrodan emekli olan Rasim Öztekin, kavuğu 2020 yılında Şevket Çoruh’a devretmesiyle fes ve kavuk tek bir kişide buluşmuştur.

Ferhan Şensoy, kavuğun devir teslim töreninde yaptığı konuşmada; kavuğun yüz yılı aşkın Ses tiyatrosundan çıkmadığını ve kavuğun Ses tiyatrosunu sevdiğini belirtiyordu. Ferhan Şensoy okuması için Rasim Öztekin’e verdiği yazılı kağıtta ise şu cümleler yer alıyordu:

Bir Vasiyet…

Öldüğümde bu kavuk henüz kimseye verilmemiş ve burada böyle boynu bükük duruyorsa, o gün orta oyuncular kadrosunda bulunan bütün oyuncular, bu kavuğu devretmekle yetkili jüridir. Layık gördükleri birinin başına takarlar. Bu aralarından biri de olabilir. Ve dileğim odur ki, niçin şu değil de bu kavuklu oldu diye tartışılmasın. Asıl olan kavuk geleneğinin sürüp gitmesidir. Yeni kavuklunuz uğurlu olsun.

Ve vasiyeti katlayıp cebine koyan Rasim Öztekin, alkışlardan dolayı konuşma fırsatı bile bulamıyordu o an.

RASİM ÖZTEKİN: ‘’EN MAĞDUR KAVUKLU BENİM’’

Harbiye Cemil Topuzlu açık hava tiyatrosunda düzenlene törende konuşan Rasim Öztekin, kavuğu aldıktan üç ay sonra rahatsızlığı nedeniyle sahnelere uzak kaldığını belirtiyor ve bu nedenle, en mağdur kavuklu benim, oynamayacaksam kavuğun bende olmasının bir anlamı yok. Çünkü kavuklunun oynaması lazım onun için hemen devretmek istedim, demiştir. Rasim Öztekin kavuğu devretmeden önce, hüzünlü bir devrediş olacak diyordu. Hastalığı nedeniyle canlı performans yapamayan Rasim Öztekin, ‘’Kavuk alkış almadı bendeyken, bundan dolayı biraz üzgünüm.’’ derken aslında en az onun kadar bizde üzgündük. Çünkü O, bizden biri gibiydi, içimizdendi, evimizin bir üyesi, yan komşumuz, üst komşumuz, her gün karşılaştığımızda yüzümüzde tebessüm bırakacak bir insandı. Oyunculuğuyla, insanlığıyla, dünya görüşüyle, karakteriyle, babacan tavrıyla, üslubunda bile bir yakınlık bulduğumuz, konuşsa, sabahlara kadar dinlemekten bıkmayacağımız bir insandı. Kovuğu devrederken yaptığı konuşmasında: ‘’Çağdaş beyinlere ihtiyaç var’’ sözüyle ne kadar ileri görüşlü bir insan olduğunu bir kez daha bizlere belirtmiş oluyor; devir teslim gecesinin tüm gelirlerini Çağdaş Yaşamı Geliştirme Derneği’ne bağışlamaya karar verdiklerini söylemesi ise, sözde değil, pratikte bir şeyler yapılması gerektiğinin mesajını veriyordu adeta.

Rasim Öztekin, kavuğun Şevket Çoruh’a devredildiği törende yaptığı konuşmada, usta çırak ilişkisine defalarca değiniyor, aynı zaman da liyakata ne kadar önem verdiğini belirtiyordu. Şu zamanda liyakatın önemini yitirmiş olması ile sanat ve sanatçıya verilen değerin azalmış, hatta ve hatta hiç olmaması usta tiyatrocunun, liyakat gerçeğinin altını çizmesine neden oluyordu.

Türk tiyatro geleneğine emek veren ve emeğinin karşılığını görmek, hak ettiği değeri almak için alın teri döken tüm sanatçılar unutmasın ki, sanat severler her zaman yanlarında olacaktır.

Hatice: İsmail ben seni çok seviyorum ha

İsmail: Ben de Haticem

Hatice: Essah mı diyon lan?

İsmail: Ben de beni çok seviyom Haticem

Beşinci kavuğun emanetçisi Rasim Öztekin: Senin, kendinden çok, sanatı, tiyatroyu ve insanı ne kadar sevdiğini biliyoruz. İşte bizde seni, senin bunları sevdiğin kadar çok seviyoruz.

Anısına Saygıyla….

Enver Karahan

(1959 – 2021)