Dolunay

/ 14 Mart 2022 / 257 views / yorumsuz
Dolunay

Ölümlülerin farkı yoktur birbirinden. Doğum zamanları pek önemsizdi. Aralarındaki cinsiyet farkı ya da eşitsizlik ufak bir detaydı. Yoksulluk ya da zenginlik çaresiz
bir ilaç gibiydi. Bu oyunun içinden çıkmak olasılık dı-
şıydı. Bitmek bilmeyen seviyeleri vardı. Birini bitirsen
diğeri başlıyordu. Bitişlerin peşinden koşan başlangıçlar
kovalıyordu birbirlerini. Tehlikeli yalanların sayısı do-
ğumla ölüm arası kadar genişti. Bunları teker teker hatırlamak gerekirdi. Bu yalanın başlangıcı neredeydi?
Evinde hasta yatan genç kız, perdesiz camından dışarıyı izliyordu. Konuşma sesleri duymaya başlamıştı. İki
erkeğin konuşmalarını dinlemek için sessizce camı araladı. Onların söylediklerini daha iyi anlamaya başladı.

—Hayallerimin ve değiştiremeyeceğim gerçeklerin
tam ortasındayım. Çelişkiler birbirinden her geçen gün
uzaklaşırken kendimden bir de hayattan olabildiğince
uzaklaşıyorum.
—Hımm… Mezara doğru yaklaşıyoruz. Bunu mu
söylüyorsun?
—Zaten hayaletten bir farkımız yoktu. Kendimizin
var olduğuna inanmak…
—Buna inanmaya mecburduk.
—Şuradaki tek katlı binalara, tarlalara baksana yıllardır değişen bir şey oldu mu? Aynı dekorlar arasında bize
nasıl yaşamamız gerektiğini söylemeleriyle onların istediklerini yaptık. Erken uyan, tarlada çalıştıktan sonra
kahveye git. Gece bastırınca da uyumak…
—Evet… Gece bastırıyor. Güneşin en parlak saatlerinde bile etrafı çok karanlık görüyorum.
—Her zaman yaptıklarımızı bir daha hiç yapamayacağız. Yaklaşıyor büyük final, tüm sıkıntılarımızı giderecek en kötü olasılık bu.
—İşte dünyanın dairesinde onunla birlikte dönmeye
çalıştığımız bu kâinat. Korkularımızın dışındaki korkularla yüzleşmek… Gerçekten başka bir kâbusun içine mi
giriyoruz?
—Başka kâbuslarla döner dururuz. Dönüşürüz belki
içimizde bir karakterden başka bir karaktere…
—Kalbime saplanan dikenleri hatırlatıyorlar. İnsanlar…

'Renksiz Dünya Hikayesi' adli kitaptan.

Melda Vatancı

Benzer Konular
Sabah Kahvesi
Aralık