Despina’nın Öcü

/ 6 Eylül 2021 / 20 views / yorumsuz
Despina’nın Öcü

Çünkü komşu, sen o gece benim geçmişimi, geleceğimi, hayallerimi, çocukluğumu, İstanbul’umu çaldın!

Çünkü sonbaharın altısıydı, baharımı sonlandırdın. Hiç için acımadan.

Çünkü bir kahvenin kırk yıl hatırı vardı, kapının önünde içilen kahveleri hiç hatırlamadın.

Çünkü gecenin sessizliğini yırtan kamyon sesleri hiç silinmiyor hafızamdan, kamyonlardan sokaklara çekirge misali doluşan gözü dönmüşler hala capcanlı hatıramda.

Çünkü oğlumun “mama, kiliseyi yakıyorlar” diye bağırdığını hiçbir zaman unutamadım.

Çünkü o zamandan beri sen de yanmak neymiş gör istedim. Değerli neyin varsa yakmak, kavurmak…

Çünkü Sarkis’in gözlerinde o kadar büyük bir korku görmedim hiç. “Despina, gitmen lazim, oğlanı al doğru annenlere git, yolda sakın Rumca konuşma” deyişi gitmedi kulaklarımdan.

Çünkü yeni diktiğim elbisem geldi hemen aklıma, hala dikiş makinesinin üstünde duran. Delice korkarken bile onu hiç giyemeyeceğimi düşünüp kahroldum.

Çünkü evlerimizin duvarlarına tebeşirle haç koyup işaretlendi. Sarkis, Marko, Despina, Marika değil, gavurduk artık… Sen hiç gavur oldun mu komşu?

Çünkü sen muhtardın, elindeki tüm adresleri isimleri vermiştin bize saldıracak olanlara. Sahi o gece ne yaptın komşu, yatıp uyudun mu? Biz hiç uyumadık. O gece ve sonraki geceler.

Çünkü gitmedik hiçbir yere o kahrolası gece, gidemedik, elimiz kolumuz bağlandı. Donduk kaldık. Sarkis’le birbirimize sarıldık, büzüştük, bekledik.

Çünkü Marko’nun berber dükkanının camları o kadar büyük bir şangırtıyla kırıldı ki, kulaklarımdan silinmedi. Kalanların da, gidenlerin de, yüreklerindeki can kırıkları her hatırayla battığı yeri kanatmaya devam etti.

Çünkü dükkanlardan çıkan mallar aktı yollarda o gece. Yağmalananlar, çekirgelerin koltuk altlarında gitti. Yazarkasalar, kumaşlar, kuyumculardan alınan külçe külçe altınlar… Andon’un kuruyemiş dükkanından leblebiler, üzümler, bademler saçıldı Arnavut kaldırımlarına.

Çünkü yetmedi, evlere girildi. Kapkara ellerin karası Eleni’nin çeyizine, doğması için adaklar adanan bebelerin bezlerine, kundaklarına, aylarca örülen bembeyaz battaniyelere bulaştı.

Çünkü yetinmediler, pencerelerden aşağı yataklar, dolaplar, sandalyeler, kitaplar, çamaşır makineleri attılar. İnanılması güç geliyor kulağa değil mi komşu? O lanetli eylül akşamında pencereden piyano attıklarını gördü bu gözler…

Çünkü insan değillerdi. Bir ölüm makinesine dönüşmüşlerdi. Kalpleri buz, beyinleri şeytan, dilleri zehirdi. Gavurlaaaar, saldırın diye bağırıyorlardı girdikleri evlerde.

Çünkü yanmış odun kokuyordu sokaklar. Kilise tarafından dumanlar yükseliyordu gökyüzüne. Dualarımız, adaklarımız, kutsallarımız tütüyordu için için. Biz yanıyorduk, sizin günahlarınız çıkıyordu gökyüzüne duman duman.
İstanbul hiç bu kadar gri olmamıştı.

Çünkü Dereboyu caddesinde çarşaflar, ipekli kumaşlar akıyordu yukarıdan aşağıya… Çocukların dehşete kapılmış gözlerini korumaya çalışıyorduk.

Çünkü bunca hınç, öfke ve nefrete inanamıyorduk… Ah moro mu… O güzel çocuklar, o geceyi yaşadıktan sonra aynı olmadılar bi daha. Bu kadar nefreti gören aynı kalabilir mi?

Çünkü sabah kalktığımızda İstanbul aynı değildi artık. Irzına geçilmiş bir tarihi vardı bizim için. Gözümüzün içine bakamıyordu. Utanıyordu bu şehir artık bizden. Yakılmış, üzerine işenmiş ikonalarımızdan, sünnet edilmiş papazımızdan utanıyordu.

Çünkü bir yer senden utandığında, vatanın seni bağrına basamadığında gidersin oradan. Gitmek zorunda kalırsın. Efharisto poli, teşekkürler komşu… Senin yüzünden gittik buralardan. Kaç buradan, bırak hayatını diyen bir şarkıydı yaşadığımız.

Çünkü seni hiç unutmadım komşu. Gözünü, sahte bakışlarını, aşağı sarkık bıyıklarını, kararmış dibi tutmuş yüreğini hiç unutmadım. Göç etmiştik senin yüzünden senin günahların bizim bavullarımıza sığmamıştı inan. Bu zoraki göçün bir öcü olacaktı elbet!

Çünkü senin evini yakmadan önce çok düşündüm uzaklarda. Ev yapmaya çalıştığım ülkede. Senin de evin, geçmişin, hatıraların, fotoğraf albümlerin, kızının çeyizi, karının elbiseleri her şeyin ama her şeyin yansın istedim. Adio komşu!

Deniz Koker

Benzer Konular
Terkedilen Hayat