Deli

/ 17 Haziran 2021 / 388 views / yorumsuz
Deli

Kafasında Gri teneke huni, üzeri birbirinden bağımsız çeşitli renklerde kıyafeti ile camiye doğru ilerlerken etrafında aşağılayıcı ve alaycı gözlerle ona bakanları zerre umursamıyordu. Andrey Tarkovski’nin filmlerindeki karakterleri andıran görüntüsünü bir tek Tarkovski’nin filmlerini izleyenler bilecek ve ona diğerlerinden farklı biçimde hayranlıkla bakacaklardı.

Kısık sesle söylenişlerini kimse duymadı. Esasen kimsenin duymaya onu dinlemeye niyeti de yoktu. Caminin minaresinin merdivenlerini yalpalaya yalpalaya çıktı. Duvar dibinde duran megafonu aldı. Aşağıdaki kalabalığın umarsız tavrını umursamadan, herkes onu dinlemek için dikkat kesilmiş varsayımıyla başladı sözlerine:

_ Mutlu olmak istiyorsanız televizyondan uzak durun. Haber izlemeyin. Neyin yalan neyin doğru olduğunun ayırt edilemediği ekranlarda sizi istedikleri tarafa doğru yönlendirmek isteyecekler. İstisnasız hepsi “Ben iyiyim. Hatta en iyisi benim!” diyecekler.

Kimse kendi yanlışlarını dillendirmeyecek; sürekli dillerinde başkalarının yanlışları ya da yanlış olduğunu iddia ettikleri olacak. TV’de ellerinde mikrofon sürekli sizlere problemlerden bahsedecekler. Çözümün kendilerinde olduğunu öne sürecek sizden destek isteyecekler. Sizi onları desteklemeye mecbur bırakacak adımları atacaklar.

Allah’ın size bahşettiği beyni kullanmanızı istemeyecek; sizin yerinize biz zaten düşünüyoruz edasıyla pişkin pişkin konuşacaklar. Onların sizin adınıza düşündüklerini düşünüp -sadece o kadarcık düşünmenizin onlara bir zararı olmamasından ötürü buna izin verecekler- onlara hayranlıkla bakmanız için ellerinde geleni yapacaklar.

Ellerinizden her şeyinizi alıp sizlere aslında size ait olanların çok küçük miktarını lütuf gibi sunarak sizi minnet altına sokmaya çalışacaklar. Gerçekte sizin olandan size veriyormuş gibi yapacaklar. Bunu öyle bir yapacaklar ki onlar olmadan yaşayamayacağınızı düşünmenize neden olacaklar.
Sizin sırtınızdan inmeden size hizmet ediyormuş yanılsamasına düşürecekler sizi. Siz sırtınızdaki yükün aslında onlar olduğunun farkında olmadan sürünürken onlar keyiflerine keyif katacak.

Sadece siz mi? Sizin çocuklarınız da onların çocukları rahat etsin diye heba edecekler ömürlerini. Çocuklarınızın bedenleri onların kendi çocuklarıyla oturdukları sofralarına meze yapılacak. Size de “Evladın çok şanslı sen çok şanslısın. Allah bize de bunu nasip etsin!” diyecek ve öyle bir şey nasip olmasın diye her türlü taklayı atacaklar. Onlar sofralarında tıka basa doyarken sizden de bu cümleyi yemenizi bekleyecekler.

Sizler ve çocuklarınız, üzerinde kul hakkının, yetim hakkının olmadığı daha güzel sofralara huzurlu bir şekilde oturmak istiyorsanız TV’den uzak durun. Komşularınızla her şeyi konuşarak çözebilecekken sizleri birbirinize düşman edenlerden uzak durun. Uzak duralım!
Bizler hangi dinden, hangi ırktan olursak olalım yolda giderken bir karınca yuvası gördüğümüzde o yuvaya zarar vermemek için yol değiştiren insanlarız. Birbirimizi sevebiliriz. Sevmeyi başarabiliriz.

Her dilde birbirimizi sevdiğimizi söyleyebilir; gönül dilinde buluşabiliriz. Allah’ın bize lütfettiği beynimizi, vicdanımızı kullanarak onların sadece kendilerine yarayan düşüncelerinin önüne set çekip daha güzel fikirlerin altına hep birlikte imzamızı atabiliriz.

Sadece insan olmanın, insan kalmanın kıymetini anladığımızda; hiçbir ideolojinin kölesi olmadığımızda ve nefretin dilini kullananlardan uzak kaldığımızda başarabileceğiz bunu. Bunu bilincimizi uyuşturan TV’den uzak durduğumuzda; bizi birbirimizden nefret ettirecek her lafa kulak tıkadığımızda başarabileceğiz.

Ne yapın edin TV’den uzak durun. İçinde haber yer alan kanalları açmayın. Onlar her mikrofon ellerine aldıklarında sizlere öfke pompalayacak, sizi aslında sevdiğiniz insanlardan nefret ettirecek, ağızlarındaki salyaları püskürttükten sonra hayalinizde dahi binemeyeceğiniz son model arabalarına binip havuzlu villalarına doğru s.ktir olup gidecekler. Sizler kirasını ödemekte zorlandığınız dairlerde, üzeri rutubetli, yıkık duvarları olan evlerinizde, boğazınızı sıkan kredilerinizle, borçlarınızla, faturalarınızla, yırtık donlarınızla baş başa kalacaksınız…

Sözlerini sonlandırmak üzereyken yanına doğru sinirli biçimde gelen imamın ensesine vurduğu sert tokatla irkildi. Kafasındaki huni aşağıda onlara bakan müezzinin burnuna düştü. Gülerek “Oh olsun! Oh olsun” diye söylenirken, imam “Konuşacak başka yer bulamadın mı deli? Başımı yakacaksın benim!” cümlesini korkuyla karışık ses tonuyla zikrettikten sonra onu itekleyerek aşağı doğru sürükledi.

Yakup Yaşar

Benzer Konular
Sognatore İnsanlar
Ses / Yakup Yaşar