Deli Yazarın Gizemli Gerçeği

/ 23 Eylül 2021 / 117 views / yorumsuz
Deli Yazarın Gizemli Gerçeği

Anadolu’nun uzak mı, uzak puslu mu puslu Ege köylerinden, dağların kervanlar gibi sıralı dizildiği, vadilerin tam ortasında, denizden uzakta, çam ormanlarının, gür fundalıkların ıtırların ve ısırganların yeşil ve geniş yapraklı olduğu bir köy vardır… Köyün en ücra tepesinde ıssız, kimsesiz, yıkık dökük bir evde yaşayan, geceleri gürültü çıkarmasıyla meşhur olan, kimsenin adam yerine bile koymadığı, köyün delisi İsa dedenin fakir oğlu ermiş Musa adında bir genç yaşardı. Karşı tepedeki kahvehanedekiler bile tanırlardı onu, çünkü; elinde sopası ve başında kasketi kırmızıydı! … İlkokuldayken öğrenciler arasında “sıra dışı öykü” yazma yeteneği olmasıyla bilinen,fakir ve dilsiz Musa, at arabası sürerek, eşya taşıyarak ve köylülere yardımcılık yaparak geçimini zar-zor kazanırdı! … Köyün kenarında atlarına çeşmede su içirip bir yandan da dinlenirken muhtara rastlar; Ve “Bana kimlik lazım Muhtar” diye tutturur, ilk başta çok şaşıran Muhtar Efendi, kimlik falan vermez. Ama içine de kurt düşmüştür! … Düşüne düşüne söylenti çıkmasına sebep olmuştur… Dilden dile çocuklar arasında “ define buldu” onu satmak için kaçacak gidecek” söylentisi alaycı ve acımasız bir şekilde dillendirilmeye başlanmıştır… (Musa zaten okulu da dışlanması yüzünden bırakmıştı! Ama kimse bunu düşünmemişti o zamanlar )Utancından evden dışarı çıkamaz olmuştu…

Aradan uzun bir kış ayı zorlu şekilde geçiyor; Musa, yağmurlu çamurlu, karlı- boranlı, üç ayı geride bırakıyordu. Musa bütün kış boyunca ne yediğini içtiğini kimse düşünmez, merak dahi etmezlerdi. Geçen zamanla beraber söylentiler de tamamen unutuldu! Ve bir gün Musa çok nadir olarak yine evden dışarı çıkmaya başlıyordu! … Vadilerde kır çiçekleri, sarı-kırmızı-mor gözün görebildiği kadar geniş bayırları doldurmuştu. Bahçelerde sümbüller, erguvanlar ve kasımpatıları… her yer renklenmişti.

Musa bir gün sokakta bir pusula buldu! Sonra bir gün samanlıkta bir kazma eline geçirdi, sonra bir gün yine köyün falcı- çıkıkçı teyzesine okuttuğu bir değneği, falcı teyzenin bile dikkatinden kaçacak şekilde, kimseye görünmeden biriktirdiği eşyaların arasına sokmuştu. Geceleri kimse görmeden, artık çoktan unutturduğu yüzünü gizleyerek, tenha yerlerde gerçekten “define” aramaya başlamıştı! … Millet, elinde kazma, okunmuş değnek ve pusulayla, Musa ‘yı görse zaten oralı olmazdı. Ama bir gece dolunayın parlak ışığı altında, kan-ter içinde mezarlığın ortasında bir çukur kazarken, kazmanın ucu bir şeye takılır! Otların, dikenlerin, mermerlerin, ölü kemiklerin, samanların arasında gerçekten de bir define buluyor, hiç kimse görmeden arabasının üzerinde, paltosuyla gizleyerek, evine kadar götürüyordu… Tavan arasına gizlerken heyecandan soluk soluğa kalıyordu. Altınları küpten çıkarıp saymayı bile denemedi. !

Köyün üzerinde büyük bir sessizlik hakimdi. Uzaktan sadece cırcır böceklerinin sesi duyulmaktaydı. Bunun böyle olduğuna içten içe inanmış olan falcı Fatma, onu çaktırmadan izlemesi için oğlunu görevlendirmişti!! … Falcı Fatma’nın oğlu zaten hırsızın dolandırıcının tekiydi, anasının görevlendirmesiyle, tenha zamanlarda, öğleden sonraları ve akşamları gizliden gizliye, yazar Musa’yı izlemeye başladı! … Zaten köyün en tenha yerinde bulunan Musa’nın evini, tilki gibi, çakal gibi gizli gizli dikizliyordu… Bütün amacı bir küp altını eline geçirmekti!! Falcının oğlu çalıların ve ağaçların arasından, Musa evden uzaklaşsa da altınları çalsam düşüncesiyle, biryandan içki şişesini kafaya dikip diğer yandan evi izlemekteydi…

Gel zaman git zaman Musa 2-3 gün evden hiç uzaklaşmadı… Biryandan da altınları nasıl bozdursam, parayı nasıl değerlendirsem diye düşünmekteydi. Babası deli İsa’nın altınlardan haberi var mıydı-yok muydu bilinmez. Arada komşulardan birinin çocuğu eve erzak getirirdi… Aradan günler geçtikten sonra hırsızın, içki şişesinin dibi göründü ve sabrı da kalmayınca gece vakti garajın içinde yere çökmüş Musa’ya arkadan yaklaştı hırsız; altınları almakta kararlıydı. Altınları sayıyor sandığı Musa’ya sopayla vuruyor, sopa kırılıyor ve Musa bayılıyordu.

Elini çukura sokup gizli torbayı çıkaran hırsız, gözlerine inanamadı! Altın yerine eski püskü bir öykü defteri çıktı torbadan! … Defterin en son sayfasında: “seviyorsan bırak gitsin, dönerse senindir, dönmezse hiç senin olmamıştır!”

İmza: DERTLİ.! ( Altınlar başka yerde saklıydı) Musa’nın esas hazinesi defterdi.

Altınların bir kısmıyla köye kütüphane yaptırdı.!

Cilasin Özgün

Benzer Konular
Sabah Kahvesi
Aralık