Çiğli’de Yaşar Kemal Parkı / Heybet Akdoğan

EDEBİYAT

Çiğli’de Yaşar Kemal Parkı / Heybet Akdoğan
Yayınlanma: Güncelleme: 145 views

Okumak için ilkokul öğretmeninin yanına gitmişti. Okumak istiyorum demişti. Öğretmen: “Senin kafa kâğıdın ve ayakkabın var mı?” diye sormuştu. ” Yok! Kalem de yok, defter de yok.” diye cevaplamıştı. Yemin billah etmişti öğretmene. ” Tez zamanda okuma-yazmayı öğrenirim. Seni yormam.” diyerek öğretmenini ikna etmeye çalışmıştı.

Üç ay sonra gazete bile okumaya başlamıştı. Nerde bir kâğıt parçası bulsa, nerde bir duvar görse üstüne yazılar yazıyordu. Bundan sonrası uzun bir macera. Adana’ da bir fabrikada çalışıyor. Çocukların çalıştığı çırçır fabrikasında küçük bedeniyle sömürülüyor. Daha sonrasında İstanbul yolculuğu başlıyor. Bir dönem arzuhâlcilik yaparak geçimini sağladı. Yazmaya hep devam etti.

Abidin Dino’nun kendisine armağan ettiği resimlerle ve daktilosuyla “Sarı Sıcak” başlığı altında hikâyelerini derledi. Birgün her zamanki yaşadığı sıkıntıyı tekrar yaşıyordu. Elini cebine soktu. Parası yoktu. Yeri vardı, yurdu vardı ama yiyecek parası yoktu. Orhan Kemal’ di o vakit yokluğuna ortak olan. “Borçlar, yol parası, yiyecek kalmadı.” dedi Orhan’a! Bir süre sonra hayatında büyük bir sürpriz olarak gördüğü Cumhuriyet Gazetesi’nden Nadir Bey çağırmıştı. Gazeteye doğru koşarak gitmişti. Fakat gazetede karşılaştığı hayal kırıklığı onu tekrar parasız ve yorgun bırakmıştı. 1953 yılının soğuk kışıydı. Küçücük çini bir sobası, son birkaç tane odunu vardı. Odunlar bitmesin diye yakmamıştı. Erzurum’dan aldığı kalın eldivenlerle birkaç yorgana sarılarak İnce Memed’i yazıyordu. Yaşar Kemal’i dünyaca tanınan bir edebiyatçı yapan içindeki çocuktu. Yaşadığı yoksulluğa, baskılara ve hapis cezalarına rağmen o hep yazdı. Yeri geldi kışın soğuğunda battaniyelere sarılarak, yeri geldi hücrelerde yatarak yazdı. İçindeki çocukla kötü adamlara ve bozuk düzene karşı kafa tuttu. Bu dünyada tek gayesi vardı. İnsanları birleştirerek, dünyadaki sınırları ortadan kaldırmaktı. Coşkun bir muhayyile ile o Türkiye’nin ozanıydı. Ozanlığıyla dünyaya Türkiye’yi tanıtandı. Tek gözlü bir devdi: Edebiyatın tek gözlü ölümsüz emekçisiydi. Ve hep öyle kalacak. Herkes büyük mevkilerin insanı olabilir. Herkes bir gün gelir önünde ceketi iliklenecek bir insan olabilir. Ama herkes Yaşar Kemal olamaz!

Cumhuriyet’le aynı yıllarda doğdu. Irgatlık, amelelik, traktör şoförlüğü, pirinç tarlalarında su bekçiliği onun yazar olmadan önceki işleriydi. Henüz ortaokuldayken halk yazınına, destanlara, masallara, folklor denemelerine ilgi duymaya başlamıştı. Fazla uzun sürmedi. Halk yazınlarını ve folklor çalışmalarını derlerken, birgün bir tabur asker köpeklerle evini basmıştı. Onca derlemesi yakılmış, yırtılmıştı. Çukurova’nın dili Yaşar Kemal, eserleri onlarca dile çevrilen edebiyata ömrünü vermiş üstad, çağımızın en büyük epik romancısıydı.

Romanlarındaki ve öykülerindeki imgelem, anlatımındaki şiirsel derinlik, onu çağımızın en güçlü romancısı yaptı. Kahverengi gözlüğünün arkasında, ömrünün son zamanlarında, Türkiye’de yozlaşan ve değerini yitiren edebiyatı ayrıntılarıyla “tek gözüyle” görebilen ender bir edebiyatçımızdı. Yazdığı eserlerde her zaman anlatım yalınlığına dikkat ederdi. Gereksiz sözcükler ve betimlemeler onun için edebiyatta yapılan israftı. 1973 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne lâyık görüldü. Fakat savunduğu dünya görüşü nedeniyle bu ödülü kabul etmedi. Edebiyatın koca çınarı artık aramızda olmasa da, eserleriyle insanlık yaşadığı müddetçe bizlerle olacak.

Yaşar Kemal’in ölümünü kabullenmek kolay değil. Sona eren yaşamıyla bir yanımızı eksik bıraktı ve bizlere derin bir üzüntü yaşatıyor. Ama Çiğli Belediyesi’nin kente yeni sosyalleşme alanları kazandırmak amacıyla sürdürdüğü çalışmalarla birlikte, Yaşar Kemal’in ismini bir parka vermesi az da olsa büyük edebiyatçımız için duyduğumuz acıya bir teselli oldu. Çünkü bir yere, kültür ve sanat tarihimize damga vurmuş birinin adını yazdırmak, kültür ve sanatın daima toplumla olan ilişkisine katkı vermektedir. Edebiyatın insanların günlük yaşantısının içinde hissedilmesine vesile olmaktadır.

Çiğli’deki Yaşar Kemal Parkı, ünlü edebiyatçımızın kolektif bellekte canlı tutulmasını sağlayacaktır. Çiğli Belediyesi’nin sergilemiş olduğu bu tutum, Yaşar Kemal’in eserlerine ulaşmanın yolunu açmaya bir olanak sunmaktadır. Çiğli’de kardeşliğe, barışa ve özgürlüğe simge olacak Yaşar Kemal Parkı aynı zamanda Çiğli insanları için Yaşar Kemal’e vefa borcunu ödemenin kültürel bilincini pekiştirecektir. Çiğli Belediyesi’nin İzkent Mahallesi’nde bir parka Yaşar Kemal adını vermesi hem oradaki vatandaşları hem de Yaşar Kemal okuyucularını mutlu etti! Çiğli Belediye Başkanı ve bu düşünceye ortak olanlar, Modern Türk Edebiyatı’na çok sayıda eser kazandırmış olan Yaşar Kemal’e karşı hissedilen bağlılığın birer timsalidirler. Yaşar Kemal’in adının yaşatılmasına Çiğli’de katkıda bulunanlara edebiyatçıların ve Yaşar Kemal okurlarının teşekkür etmeleri gerekir. İzkent Mahallesi’nde bir parkın Yaşar Kemal adıyla halka hizmete açılması, o mahalledeki insanlara kültürel hizmet mahiyetindedir. Özellikle parka gidecek gençlerin ve çocukların dinlenmek için gittikleri parkın girişinde Yaşar Kemal’in adını okuyarak parka girmeleri farkında olunmasa da, bilinçlere kalıcı olacak simgesel anlam aşılayacaktır. Bu simgesel ifadenin ileride kültürel kazanıma dönüşeceği muhakkak..!

Halka zülûm eden herkesin karşısına ödemiş olduğu bedellerle ve eserleriyle başkaldıran Yaşar Kemal’i bir kez daha saygıyla anıyorum.

Heybet AKDOĞAN

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…

 

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.