Bir yanda anatomi dersi, öte yanda inşaat işçiliği… “Sinema Emekçisi Cüneyt Arkın”

/ 28 Haziran 2022 / 251 views / yorumsuz

Öylesine güzel dostluğumuz vardı ki… 12 Mart döneminde Altın Koza Film Festivali’nde Yılmaz’ın hak ettiği ödülü siyasi nedenlerle ona değil bana verdiler. Ben de reddettim tabii.
– Yılmaz Güney’in tavrı ne oldu ?
“Ağam helal olsun, içkiler benden” dedi.

Bir yanda anatomi dersi, öte yanda inşaat işçiliği… “Sinema Emekçisi Cüneyt Arkın”

Türk sinemasının efsane ismi Cüneyt Arkın, 85 yaşında hayatını kaybetti.

Hayat ne garip!
Evet bu söz gelmişti aklıma sinema emekçisi Cüneyt Arkın’ın ölüm haberini aldığımda. İnsan zor bir durumla baş başa kaldığında hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer derler ya hani, benim de bu haber ile birlikte usta oyuncunun filmleri geçti gözlerimin önünden. Malkoçoğu’ndan Yiğit Alpago’ya, Ruşen Ali’den, Alageyiğin peşine düşen Halil’e, Battal Gazi’den Dünyayı Kurtaran Adam’a; Korkunun Bedeli, Sürgündeki Adam, Sokakların Kanunu, Katiller de ağlar, Kanun Adamı, Mahkum, Gırgır Ali, Öğretmen Kemal…
Her bir filmin yükünü sırtlamış, oynadığı rollerin hakkını vermiş bir sinema emekçisi daha aramızdan ayrılmış oluyordu.

 

Cüneyt Arkın gerçek adıyla Fahrettin Cüreklibatur, 8 Eylül 1937’de Eskişehir’de doğdu. 1961 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’den mezun olan Cüneyt Arkın, Eskişehir’de askerliğini yaparken Yönetmen Halit Refiğ’in dikkatini çekmişti. Askerden sonra bir süre doktorluk yapan Cüneyt Arkın, Halit Refiğ’ in teklifiyle oyunculuğa adımını atmış oluyordu. Ve 2 yıl içinde en az 30 film…

Duygusal/Romantik jönlükten, Avantür filmlerin aranan oyunculuğuna

Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandıran Cüneyt Arkın yine Halit Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneliyordu. Altı ay süreyle akrobasi eğitimi alıyor burada öğrendiklerini Malkoçoğlu ve Battalgazi serilerinde beyaz perdeye aktarıyordu. Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getiren Cüneyt Arkın kısa sürede avantür filmlerin en aranan oyuncusu hâline geliyordu. Her ne kadar aksiyon filmleri usta oyuncunun kariyerinde ve sinema da farklı bir dönem olarak belirginleşse de birçok farklı türde karaktere can veriyordu. Westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere kadar değişik türde filmler çekiyordu. Özellikle Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) filmleri, Cüneyt Arkın’ın kariyerinde özel bir yer kaplar.

“O Ödül Yılmaz’ın Hakkıydı”

1972 yılında düzenlenen 4. Altın Koza Film Festivali’nde, jürinin ilk oylamasında Yılmaz Güney’in Baba filmi En İyi Film, Yılmaz Güney ise En İyi Erkek Oyuncu seçilmişti. Ancak Adana Büyükşehir Belediye Başkanı’nın duruma itirazı sonrası yeniden toplanan jüri, ilk oylamada ikinci olan Yılmaz Duru’nun Kara Doğan filmini En İyi Film, Yaralı Kurt filmindeki performansıyla da Cüneyt Arkın’ı da En İyi Erkek Oyuncu seçtiğini belirtti. Cüneyt Arkın ise ödülü reddetti.

NTV’de “Yüz Yüze”de Simge Fıstıkoğlu’na konuk olan Cüneyt Arkın, ödülü neden reddettiğini açıklamıştı.

Arkın, “O ödül Yılmaz’ın hakkıydı. Şimdi Yılmaz bunu bilirken, aklı başında herkes bunu bilirken, o ödül bana yakışır mıydı? Yakışmazdı. Ben bütün filmlerimde kahramanları canlandırdım. Haksızlığa karşı geldim. Kendime hep şunu sordum. Hayatta da böyle miyim? Filmlerde kahraman olmak, adil olmak, kötünün karşısında olmak çok kolay ama hayatta olabiliyor musun? Ben hep o hesabı yapmışımdır. O ödül, resmen Yılmaz’ın hakkıydı. Yılmaz Güney çok önemli bir insandı. Çok önemli bir sinema adamıydı. Hak ettiği itibarı ona halk iade etti. Türkiye’de halk, sanatçıya gerçek değerini her zaman vermiştir” ifadelerini kullanmıştı.

Cüneyt Arkın anlatıyor;
Yılmaz müthiş bir insandı. Bazen bana gelirdi, oturup içerdik. Anadolu geleneklerine göre saygı icabı kadehi alttan tokuşturmak gerekir. Kim daha alttan vurursa karşısındakine o kadar saygı duyuyor demektir. Sen daha alttan vuracaksın, ben daha alttan vuracağım derken bir gün baktım Yılmaz evin bodrumuna inmiş. Oradan aşağısı yok ya (gülüyor)…

Öylesine güzel dostluğumuz vardı ki… 12 Mart döneminde Altın Koza Film Festivali’nde Yılmaz’ın hak ettiği ödülü siyasi nedenlerle ona değil bana verdiler. Ben de reddettim tabii.
– Yılmaz Güney’in tavrı ne oldu ?
“Ağam helal olsun, içkiler benden” dedi.

Bir yanda anatomi dersi, öte yanda inşaat işçiliği…

Usta oyuncu Cüneyt Arkın, bir sosyal medya paylaşımında öğrencilik yıllarını şöyle anlatmıştı:

* İstanbul’da Tıp Fakültesi’nde okurken ilk iki yılımı Sirkeci’de bir otel odasını iki inşaat işçisiyle paylaşarak geçirdim. Ders zamanı okula gider, kalan zamanda da onlarla inşaatlarda çalışırdım. Bir yanda anatomi dersi, öte yanda inşaat işçiliği…

* Stajımı yaptıktan sonra az çok hasta tedavi edebilir duruma geldiğimde hocam Cihan Abaoğlu beni evlere hasta bakıcı olarak göndermeye başladı. Hastanın başında 24 saat bekleyip, acil durumda müdahale etmekti görevim. Fakat tabii yeri geldiğinde adamı tıraş da ediyordum, altını da temizliyordum.

* Ayda burs parası olarak 60 lira alırdım. Hasta bakıcı olarak bir eve gittiğim zaman ise günde 15 lira kazanıyordum ama ev sahiplerinin artık yemeklerini önüme koymaları çok ağrıma giderdi. İlk paramı aldığımda fırına koşup, paranın hepsiyle ekmek aldım. Çiğnemeden yuttum, patlayana kadar yedim. Sonunda da kustum.

* Ekmekleri görünce açlık korkumu yeniyor, huzur buluyordum. Yıllar sonra bile kaldığım otel odalarında baş ucumdaki komodinin üzerine bir somun ekmek koyar ancak ona bakarak uyuyabiliyordum.

Kazandığı Ödüller:

1963 yılında Artist Mecmuası, Artist Yarışması birinciliği
1969 yılında “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”, (İnsanlar Yaşadıkça)
1972 yılında “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”, (Yaralı Kurt)
1976 yılında “En iyi Erkek Oyuncu Ödülü”, (Mağlup Edilemeyenler)
1999 “Yaşam Boyu Onur Ödülü”
2013 “Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü”
2013 “Yaşam Boyu Onur Ödülü”
2013 “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”
2021 “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü

Evet. Hayat çok garipti. Bir sinema emekçisini daha uğurluyorduk. Ardında yüzlerce film ve karakter bırakan sinema emekçisi Cüneyt Arkın’ı ebediyete uğurlarken; bizler de, büyük ustanın mavi gözlerinde anımsıyorduk çocukluğumuzu, heyecanımızı, aşkımızı, hayranlığımızı… O şimdi buluşacak olmanın heyecanındadır Tarık Akan’la, Fatma Girik’le, Yılmaz Güney’le, Kemal Sunal’la. Bizler ise onların bıraktığı filmlerle, replikleriyle onları anmaya devam edeceğiz.

Anısına Saygıyla…
Anılarına Saygıyla…

Enver Karahan