Enver Karahan yazdı: Bir Mizah Yolculuğu / “Korona Müfettişi”

/ 30 Ekim 2022 / 77 views / yorumsuz

Kitap ayraçlarının ayırdığı sevgililer olduğunu o gün öğrendim. Çünkü sana hediye ettiğim kitapları değil, ayraçlarını bana kargo ile gönderdin. Evet, sefalet endeksim kötüydü; ama gönül zenginliğim iyiydi… (‘Aysel Git Başımdan’ adlı öyküden) 

Enver Karahan yazdı: Bir Mizah Yolculuğu / “Korona Müfettişi”

Ahmet Zeki Yeşil, ”Korona Müfettişi” adlı eserinde yer alan 21 öyküsüyle bizi hem güldürürüyor, hem de bunlar bizim gerçekliğimiz dedirtiyor. Bu kahramanlar bizden, bu kahramanlar bizim ülkemizin insanları. Mizahın gücünü bu eserde görüyor olmamızın yanında, bunu kimseyi incitmeden ve aşağılamadan yapıyor oluşuna şahit oluyoruz. Ve okuyoruz satır satır, ustanın hem güldüren; hem de düşündüren öykülerini.

Dünyanın telaşı olmasa zaman geçmez. Zaman su gibi akıp gidiyor. Zaman da kıymetli su da. Şansım yaver gitti, arkandan su dökmedim. Oysa aramızdan su sızmazdı. İzolasyon o kadar iyiydi yani… Meğer yaşadıklarımız, komple komplike komploymuş. Tüketme nefesini, dağıtmayacağım kederimi. İyilik yaptım, denize attım, ”Denizi kirlettin” diyerek kızdılar. Şimdi vesikalıktan bozma fotoğrafın karşımda, seni düşünüyorum da düşündüğüme pişman oluyorum. (”Aysel git başımdan” adlı öyküden)

”Aysel git başımdan” adlı öyküdeki kelime oyunlarının bıraktığı tad, bu öykü hiç bitmesin dedirten türdendi. İstanbul’da yer kalmadığını söyleyip, cennetten arsa alan Cafer’in depremle imtihanı; maske ve muskanın, toplumumuzun durumunu en iyi özetleyen terimler olarak ”Korono Müfettişi” adlı öyküsüne nasıl usulca yerleştirildiğini okuyoruz. Yazar, söylem farklılıklarının topluma nasıl yön verdiğini bize aktarırken, tebessüm ettirmeyi de her satırda ustalıkla işliyordu.

Ezile büzüle karşılık verdim:
”Asgari ücretle, asgari düzeyde yaşamını sürdüren Allah’ın asgari bir kuluyum.”

Doktorun gözleri doldu, bakışları değişti.
”Seni çok iyi anlıyorum. Hayat şort gibi kısa, yasalar çok açık. Ayıp oluyor ama yapacak bir şey yok…” derken ağlamaklıydı.

”Üzülme” dedi babacan bir tavırla, ”kendini kimseye acındırma. Vücudundaki tüm organlarını satsan milyonlarca para eder. Yani sen, varlık içinde yokluk çeken şerefli bir yaratıksın…” (”Kılım döndü” adlı öyküden)

 

Asosyal bir hasta ve kahkaha sever bir doktorun kısa ama derin mesajları içerdiği bir öykü karşılıyor okurları ve asgari düzeyde tebessüm ettiriyor bizleri. Çünkü durumsal gerçekliğin ve trajik durumun mizahı işleniyor öyküde ve öykülerinde. Durumsal gerçekliği aktarırken mizahı kullanmak ustalık işidir ve bu ustalığını kalemiyle konuşturan mizahçılar arasındadır yazar.

Tokat atanın da, takat yiyenin de memnun olduğu bir yerde iyiler kazanmıyordu ve bu işi paraya döken fırsatçıların türemesini ”Şeref Bey’e Noldu?” adlı öyküsünde ustalıkla işliyordu. Seyahat eden türbe sloganıyla Oflu baba şehir şehir gezerken, sandukanın üzerinde, yıkılan evlerin tozları çoktan saçılmış oluyordu etrafa.

Bir adamın minibüste başından geçenleri okuduğunuzda, kandırılmanın ve alaya alınmanın trajıkomik durumuna şahit olurken; günümüzde insanlarla olan diyalog ve paylaşımlarımızda, zihnimizde beliren ‘acaba’ sorusunun nasıl oluştuğunu anlıyoruz.

Uçaktayım… Heyecanlıyım… Rabbim bugünleri de gösterdi. Eskiden çok fakirdik, yine de kendimizi enflasyona ezdirmedik. İleri demokrasimiz de yoktu, olanla idare ettik. Zenginler kendilerine uçak alınca boşalan koltukları biz doldurduk. Memleketimiz nereden nereye geldi, uçuyoruz… Az kaldı, yakında Mars’a da gideriz. Orada su varmış, çayımızı demler; Dünya’yı seyrederiz.        (Zamanda Yolculuk adlı öyküden) 

”Her eve bir kayyum” öyküsüyle, devlet kuşunun hangi amaçla konacağının merakına kapılırken; bir salatalık üzerinden günümüz medya ve bürokrasinin olağan durumuna tanıklık ediyoruz.

Olayların, gülünç ve çelişkili yönlerini yansıtarak okurlarını hem düşündürüp, hem de güldüren Ahmet Zeki Yeşil, bu kitapta yer alan, birbirinden farklı konuların işlendiği öykülerinde keyifle okunacak ve hiç bitmeseydi dedirtecek bir eser bırakıyor avuçlarımıza.

Mizahın gücünü ustalıkla kullanan Ahmet Zeki Yeşil’e daha nice keyifle okunacak eserler yaratmasını diliyoruz.

Danke Schön Ahmet Zeki Yeşil…

Enver Karahan